İSLÂM'A MUHATAP ANLAYIŞ VE MURAKABE
Allah Sevgilisi'nin duası, akılsız akılcı hikmet düşmanı mankafalara ne der: "Yarabbi, bana eşyanın hakikatini olduğu gibi göster!" Basar: Kalb gözü. Kalble hissetme. Görme duygusu. Gözün görmesi. İdrak. Fikir. İlm-i Kelâm'da "Allah'ın görme sıfatı"dır ki, kâinatta hiçbir şey O'nun görmesinden hariçte kalamaz... Basiret: Hakikati kalbiyle hissedip anlama. Kalbte eşyanın hakikatlerini bilen kuvvet, meleke, kabiliyet. Ferâset. İbret alınacak hidâyet sebepleri. Beyyine. Hüccet... İbtisar?.. • "İslâm'a muhatap anlayış" deyince, bunu anlamak çok mu zor?.. • İrfan: Bilmek, anlayış, tecrübe ve zekâdan ileri gelen zihnî kemâl. İkrâr. Mücâzat... İkrâr: Kabul ve tasdik etmek. Açıktan söylemek. Hakkı itiraf etmek. Karar vermek. Mukarrer kılmak... Mücâzat: Cezâ. Suçlara karşı verilen karşılık. Karşılık... Mukarrer: Kararlaşmış, kıvamlanmış. Karar verilmiş. Anlatılmış. Bildirilmiş. Muhakkak ve doğruluğu kabul edilmiş... "Kültür Davamız" isimli eserim?.. Mücâz: İcâzet almış. Diplomalı. Uygun ve muvafık görülmüş. Kendisine icâzet verilmiş."Azat kabul etmez bir zaptolunmuşluk hissiyle ve bunu hayatının mânâsı bilen gençlik adına Üstadım'a" diye ithaf ettiğim eserime aldığım karşılık: "Bu kitap Cumhuriyet sonrası kavruk nesillerin ilk ciddi fikir sesi ve ilk çileli nefs murakabesi eseridir." Batılı bir fikir adamı "murakabe" mevzuunda şöyle der: "İnsanda, murakabe hassasından daha yüksek ve daha derin ne var?" Bütün bunları döne dolaşa, "Ufuksuz ummanlarda düdük çalan bir gemi" hesabı hep ben mi anlatmalıyım?.. Hâlim bir "Yevmiye" mevzuu olarak aynen şu: **"... hâlinden bahsedelim... Ne kadar çok düşünüyorsun, ne kadar çok... Uykumda bile uyanıkmışım gibi net düşünüyorum. Birşey söylüyorum, karşılığını da ben veriyorum... Büyükler
Sayfa 363 - Ağustos 1994, “BU ASRIN SAHİBİSİNİZ!...”, Vâridât: Mehdi, İbda Yay.
Mücerret Fikir
İnsan denen muhteşem muammayı en iyi çözümleyen, kuşkusuz, Kur'an'dır... Kur'an insanın gizli şifrelerini, bastırılmış duygularını deşifre eder... İnsanoğlunun ruh dünyasındaki gizemlilikleri çözmek vahiy eksenli bir yolculukla mümkündür... İç dünyamızdaki negatif ve pozitif unsurlar, anlam kodları, derunî âlemin haritası yani insanın saklı fotoğrafı Kur'an'a yüklenmiştir... Doğru olan, insanı Kur'an'dan tanımaktır... İnsanın eşya ve mülk ile olan ilişkisini değerlendirirken, Kur'an şöyle buyuruyor: Gerçekten insan, bencil ve hırslı olarak yaratıldı. Kendisine bir şer (kötülük) dokunduğu zaman feryadı basar. İyilik dokundu- ğunda ise pinti kesilir (cimrilik eder). MEARİC, 19-21 İnsanın "sahip olma" güdüsündeki hırsına şu ayet-i kerime dikkatimizi çekiyor: ...İnsan pek cimridir, ISRA, 100
Sayfa 11·Kitabı okudu
1000Kitap
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
En azılı suçluların, böyle demokrasilerden çıkması ne ironi ama
“Tarihin hiçbir döneminde hem sayı hem oran bakımından bu kadar çok demokrasi var olmadı. Zaten, hatırlayın, demokrasi, 20. Yüzyıl'a kadar müspet çağrışımları olan bir kavram değildi. Modern demokrasilerin ilki olduğu genellikle kabül edilen ABD'nin kurucu babaları bile, ülkelerini “demokrasi”olarak adlandırmaktan imtina etti. “Seçimli cumhuriyet” dedi. Huntington'ın işaret ettiği üzere, 1970'lerde İspanya ve Portekiz'in demokrasiye geçmesiyle başlayan üçüncü demokrasi dalgası 1989'da başlayan Beyaz Devrim ile zirveye ulaştı. Beyaz Devrim totaliter sosyalist rejimlerin çoğunu ortadan kaldırdı, bu rejimlerin ekserisinin yeri demokrasiler tarafından alındı. Buna paralel olarak özellikle Lâtin Amerikadaki otoriter rejimler de demokrasiye dönüştü. Böylece siyasi dünya haritasında mavi renk ağır basar hâlê geldi.”
Sayfa 44 - Siyasî Yönetim Biçimleri·Kitabı okuyor
LII
Nasıl açar da kutsal anahtarıyla zengin, Kucaklaşırsa cânım kitli hazinesiyle, Seyrek tadılan zevkin körlenmemesi için Nasıl denetlemezse her saat - ben de öyle... İşte bunlar en mutlu, en şanlı şölenlerdir: Arada bir gelirler upuzun yıl boyunca; Paha biçilmez taşlar, seyrek dizilenlerdir, Ayrık mücevherlerdir görkem verenler taca. Zaman, mücevher kutum gibi basar bağrına Ya da giysi dolabım gibi saklar da seni, Eşsiz kutsallık versin diye eşsiz bir an'a Gözler önüne serer tutuklu görkemini. Erdemlerin sonsuzdur, varlığın gür ve kutlu: Sana ermek zaferdir, sensizlik umut dolu.
Sayfa 52
Eshâb-ı kiramın görüp anlattıklarına göre: Vahy'in inişi sırasında, Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselâm'a, ağır bir sıkıntı basar, yüzü gül gibi olur gözlerini kapar, başını önüne eğerdi. Yanında bulunanlar da, başlarını, önlerine eğerlerdi. Peygamberimiz Aleyhisselâm, o hallerinde, çabuk çabuk nefes alırdı. En soğuk günde bile, alnından inci tâneleri gibi ter dökülürdü. Vahy hali, sona erinceye kadar, yanında bulunanlardan hiç biri başlarını kaldırip Peygamberimizin yüzüne bakmağa kadir olamazlardı Vahy'in ağırlığı veya hafifliği, inen Sûre'nin ağırlığı veya hafifliği ile orantılı bulunurdu. Yâni, inen Vahy, va'd ve tebșir mâhiyetinde ise, Cebrail Aleyhisselâm, beşer sûretinde gelir, hitab ve telakki, Peygamberimize bir güçlük vermezdi. İnen Vahy, azab ve korkutmakla ilgili bulunduğu zaman, dehşet saçan bir çan, çıngırak uğultusuyla uğuldayarak gelirdi. Deve üzerinde bulunduğu sırada da, Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselâma böyle Vahy geldiği olur, devenin, inen Vahy'in ağırlığına dayanamadığı bacaklarının iki yana ayrıldığı, büküldüğü, kırılacak gibi olduğu, bazan da, çöktüğü görülürdü. ...صلى الله عليه وسلم
Sayfa 17
Din İslam
A'RÂF SÛRESİ
100. Eski sahiplerinden sonra bu yeryüzüne mirasçı olanlara hâlâ şu gerçek belli olmadı mı ki, istesek, onların da günahlarını başlarına çarpardık?! Fakat kalplerinin üzerini basar/mühürleriz de onlar hakkı işitemezler. 101. İşte o memleketler... Onların başına gelenlerin bir kısmını sana kıssa olarak aktarıyoruz. Yüceliğime yemin olsun ki, onlara peygamberleri apaçık delillerle geldiler; öyle iken iman etmek istemediler. Çünkü ondan önce inkar etmeyi gelenek haline getirmişlerdi. Allah kafirlerin kalplerini işte böyle mühürler. 102. Ayrıca çoğunluğunda ahde vefa görmedik. Şu kesin ki çoğunluğunu itaatten çıkmış fasıklar olarak gördük.
Âyet-i Kerime meali