Kalbinde İbnü'l Arabi'nin fikirlerine bir meyil ve muhabbet duyan herkes onun yolundan sayılır. Onların bu adla anılan bir zaviye veya dergahları yoktur.
Merhamet o kadar büyük ki, bizde, İslamı bütün incelikleriyle, bâtın sırlarıyla temsil sahası... Ve ne güzel misaller... Bir büyük veli, Maruf-i Kerhî... İmam-ı Azam'ı yetiştiren zat... Dicle kenarında yürürken salda cümbüş görür. Kadınlar açık-saçık, içki, rezalet... Müridleri fena halde üzülüyor ve onlara beddua ediyor.
Şeyh ellerini havaya kaldırıyor:
《- Allah'ım, bunları yeryüzünde, dünyada, nasıl güldürüyorsan, ahirette de öyle güldür!》
Ve tekneyi kıyıya yanaştırıyorlar. İçindekiler koşup, Şeyh'in ellerine sarılıyorlar, tövbe ediyorlar.
Rivayetler zincirini bertaraf edip hadis ve haberleri <qâla»., zakara» «dedi, zikretti») gibi tabirlerle kitab ına genişölçüde almışolan Buhari, kanaatımıza göre, rivayetler zincirini Peygamber'e kadar yükselten müsned bir hadis kitabımeydana getirmek şeklindeki prensibe sadık kalmamış, ciddi bir şekilde isnâdın otoritesini sarsan ilk kimse olmuştur. Devrinde, sayısı çoğalmış bulunan hadis külliyatının bir nevi hulâsasını yapmaya teşebbüs eden Buhari’nin, ilk asırlarda, bir zaruret neticesi olarak ortaya çıkan isnâdın ehemmiyetini ikinci dereceye indirmiş bulunmasını, hadis edebiyatında açılmışyeni bir çığır diye değerlen- dirmek lâzımdır. Bu hususiyeti gözönünde bulundurulunca, isnâd ın ilk defa Buhâri tarafından bir ilim haline getirildiği şeklinde, asrı- mızda mevcut bir kanaatın, dikkatlice miitalâa etmeden, verilmiş acele bir hükmün mahsülü olduğu kabul edilebilir.
Gökalp sade Türkçe ve Türkçülük cereyanının sahibi. Bu sade Türkçede hizmeti vardır. Benim n neslim, ana dilimizle yazanlar, o cereyana borçluyuz kendimizi.
Yalnız burada bir incelik var. Sade Türkçe ile uydurma Türkçe arasındaki fark. Biri anamın babamın dili, öbürü kurbağaların dili...