Ne çok şey. Büyük sarı alanlar, tarlalar, hepsini yemişim.
Şu arkadaki tepeye in, kaldırılmamış gündöndüler var.
Gördün beni. Dumanlı yaz, dikine zakkum bir şeyim.
Gitmem gerekiyor, vakitsiz gelmişim.
Topuklarım ağrıyor, biraz dinleneyim gitmem gerekiyor.
Bunun'çin kimseyi suçlayamam oldum olası böyleyim.
Geldiğimde çok güzeldin bana,
Güzelliğin bozulmadan gitmem gerekiyor.
Bir şey vardı, akmıyordu, senden mi benden mi önemli değil önce.
Bir şey vardı akmıyordu, çok sordum kendime içten içe;
dedi ki gitmen gerekiyor. Hafiften hafiften bir ses; Hafifle!
Ah ben çok çekmiştim, istemem,
benim çektiğimi sen çekme, gitmem gerekiyor.
Ameller niyetlere göredir böyle bilmiştim,
Ama dünya değişti, annem öyle diyor.
Biricik idim ben de bir zaman, bak incitmişler bir harfimi,
saksıda üzgün bir bonzai, incittirmem başka yerimi gitmem gerekiyor.
Gördüm anladım bir çeşit palamut benimki,
seninkini açamam,
taşıyamam seninkini, gitmem gerekiyor.
Yolda mor bir ufuk olacağım, ovada tek bir ağaç,
uzakta sierralar! icabetçiyim.
İnsan yamaçta bir mavi buğudur, değil daha fazlası dediğimde
benim mavi bir buğu olduğuma inanacak biri gerekiyor.
Ne olacaktı kalsaydım, gitmesem ne olurdu benden sana?
Hiç! Açtım, uykusuzdum, doydum,
bozma sinirini gitmem gerekiyor.