Mesel: Lügatte bir şeyin benzeri, naziri demektir. Delil, hüccet, kıssa, hikâye, örnek olarak söylenilen söz, büyük ahlâkî hikâye manasında kullanılır. Böyle bir şeyi hikâye etmeğe de "darb-ı mesel" denir. Darb-ı mesel/misal vermekteki fayda ise bir şahsın veya bir olayın yakışanını, benzerini söyleyip böylece o şahsın veya olayın güzelliğini veya çirkinliğini, özen göstermeye lâyık olup olmadığını güzelce ve hâtıralarda kalacak bir şekilde göstermekten ve sair şeylerden ibarettir. Bunun içindir ki en düzgün, en edebî makalelerde, manzumelerde birçok mesellere rastlanır. Meselâ: Güzel sesli bir zata "bülbül", güzel gözlü bir insana "âhû" zararlı bir şahsa "yılan" uğursuz bir kişiye "baykuş" denir. Bu benzetmeyle onların mahiyetleri çok kısa bir ifadeyle en kuvvetli bir şekilde anlatılmış olur. Artık, Kur'an'ı Mübin'de bir hikmet ve ihtiyaçtan dolayı böyle bazı mesellerin, benzetmelerin bulunması, onun ilâhî bir kitap olmasına engel olarak nasıl düşünülebilir? I-40/41
"fakat, hatıra olsun diye hediye ettiğim bu önemsiz nesnelerin kimseyi görme yetisinden etmesini istemem doğrusu. Hey gidi! İnsan böyle durumlarda neler kaybettiğini düşünmeden edemiyor. Ah, ah! Düşünüyorum da, bu elli yıl boyunca yanımda bir Mrs. Lorry olabilirdi."
Bir çocuk bayramı gibi yaşamak isterdim her aşkı
Cezaya kaldım.
Bir mutluluk şiiri yazamamaktan dolayı
İmlamı iyice bozsam da fark etmez artık.
Kime ne "de-da"ları ayırmasam?
Noktalarda durmasam,
Bir ünleme koşsam yalnızca,
Sonu uçmak olan bir çığlığa.
Kime ne anlatarak bitirsem hayatımı?
Ölümüme de bir şiir yamar nasıl olsa birileri artık.