Özletiyor Seni Bu Yağmurlar ( Ahmet Telli)

Burada yağmur yağıyor
Aralıksız yağıyor günlerdir
Ama sen yine de şemsiyeni
Almadan gel ilk otobüsle

Buğulanan camlara usulca
Yüzünü çiziyorum ki yüzün
Bir yağmur damlası olup
Düşüyor yapraklarına gülün

Güller de bozamıyor bu uzun
Karanlık sessizliğini kentin
Anılarını yitiriyor sokaklar
Bezirgânlaşıyor bulvar ışıkları

Tarih de kekemeleşiyor bazan
Ki o zaman aşktır tek bilici
Aşksa yürümek gibi bir şey
Duyabilmek kuşların gelişini

Anısı bizsek eğer bu kentin
Unuttuğu türküler bizsek
Acıyı rehin bırakıp bir güle
Anımsatmalıyız bunları bir bir

Sonra yürümeliyiz seninle
Sokaklara caddelere çıkmalıyız
Belki bir aşktır bu kentin
Belleğini geri getirecek olan

Burada yağmur yağıyor ama sen
Şemsiyeni almadan gel yine de
Özletiyor bu çılgın sağanak seni
Sırılsıklam özletiyor biliyor musun

Bir Imamın Evi Terk Eden Eşine Yazdığı Mektup
Cevriyem...

Sebeb-i Med’den hemzem, neden muttasıl iken munfasıl olduk.. arızaya bağlama ne olur.. lazım-i sükun ol evine dön.. Söz, bir daha ğunne yapar gibi kafanı ütülemiyeceğim.. kelimelerimi seçerken özellikle muhaffef olanları tercih edeceğim.. Sen konuşurken hep dinleyeceğim.. Arız-i olur durur isen kaç vecih olur isen ol kabulümsün..

İşmamına kurban olduğum, yalvartma gayrı.. mahrecim sıfatım kalmadı.. avam kıraatı gibi dağıldım.. sekte sonrası nefesi kesilen, acemi imama döndüm.. Gel, dön evine eskisi gibi iklab olalım.. Daha olmadı kendine uydur, te’ye uğramış dal gibi mütecaniseyn et beni..

İsteklerim olur ise nacizane i’male yapmadan kısa yollu kasr edecem.. sana karşı makabli kesreli ra gibi ince olacam..
Ne olur sende birşeyler söyle.. Huruf-i mukattaa gibisin, anlamıyom seni.. biraz muhkem ol, canımı yee.. söylediklerimi tahaddi olarak algılama.. beni dirayet tefsiri gibi, kafana göre yorumlama.. söylediklerimin siyakına-sibakına da bak..

Hatta sebeb-i nüzulunede bak.. her dediğime inanasın diye illa mekki sure gibi yemin mi edeyim.. her konuda zahirime bakma benim.. müteşabih yönlerimi hep menfii yorumlama.. anlayasın diye tertil üzere konuşuyorum.. sende derdini böyle anlat.. kelam-ı hadr’ın kulak kepçemden geri dönüyor..

Koyduğun kurallar kalıcı olsun.. birgün kural koyuyorsun, ertesi gün nesh ediyorsun.. i’cazü’l Kur’an gibisin.. Her yaptığını, her söylediğini tefsir etmek için sülalenden en az 10 kişinin rivayetine başvuruyorum.. Sana yalvardığım kadar kıraatimi düzeltmeye uğraşsaydım, Ahmet Hoca’dan Yasin’i geçerdim…

Geleceksen gel gelmeyeceksen diğer 3 hakkımı kullanıp talak-ı selaseyi kafana geçireceğim..

Nikos, bir alıntı ekledi.
30 Mar 05:05

Anısı bizsek eğer bu kentin,
Unuttuğu türküler bizsek,
Acıyı rehin bırakıp bir güle;
Anımsatmalıyız bunları bir bir.
Sonra yürümeliyiz seninle,
Sokaklara caddelere çıkmalıyız,
Belki bir aşktır bu kentin;
Belleğini geri getirecek olan.
Burada yağmur yağıyor ama sen;
Şemsiyeni almadan gel yine,
Özletiyor bu çılgın sağanak seni,
Sırılsıklam özletiyor biliyor musun?..

Kalbim Unut Bu Şiiri, Ahmet Telli (Sayfa 9 - E-pub)Kalbim Unut Bu Şiiri, Ahmet Telli (Sayfa 9 - E-pub)

Yusuf-İ İffet,Züleyha-i Aşk
Allah : Mahlukuna Suret Ve Rızık Veren,Ona Kader Çizen Ve Nasip Kısmet Belirleyen...

Kul : Halikine (yaratıcısına) İbadet Eden,Emir Yasaklarına Uyan,Yazdığı Kader Ve Kısmete Boyun Eğen....

Öyle Bir Peygamber Yaratmış ki Allah,Ne Geçmişte Nede Gelecekte Onun Bir Benzeri Daha Gelmeyecektir.

Onu Öyle Bir Surette Yaratmıştır Ki,İnsan Ve Cin Şöyle Dursun,Salınıp Gül Bahçesinde Yürüdüğün'de,Güller Hicap Duyar Boyunlarını Bükerler.

Ve O Güller Bakışlarını Ondan Utanarak Kaçırırlar,"Nazarımız Deymesin Yusuf-i Güzellik Tenine" Derler Adeta.

O Bahçede ki Güller,Kokusunu En Derinden Teneffüs Ederek İçlerine Çektiklerin'de
"Allah'ım Sana Şükürler Olsun" Diyerek Verirler Nefeslerini...

Ayağını Bastığı Toprak İftihar Eder "Yusuf'un Ayağı Bana Deydi" Diye...

Güneş Ve Ay Onu Biraz Daha İzlemek İçin İtişiryor Adeta...
Ne Güneş Batmak İstiyor,Nede Ay Geceyi Bitirmek.

Sultan-ı Ebed,Alemlere Rahmet Adı Gökte Ahmet Yer Yüzünde Muhammed Olan Efendimiz Aleyhisselam Bile Asırlar Sonra Onun Güzelliğinden Bahsetmiş Ve ''Siz mi güzeldiniz, Yusuf Aleyhisselam mı güzeldi'' diye sorduklarında Peygamber Efendimiz, ''Kardeşim Yusuf, benden güzel'';
"Ben ondan melihim sevimliyim'' Demiştir.

Adının Söylenmesindeki Tınısı Bile Yetiyor Onun Güzelliğini Anlamaya...
Asırlara Ve Çağlara Yayılan Benzetmeler Onunla Oluyor..."Yusuf-i Güzellik Vermiş Allah" Diye.

Böyle Bir Güzelliği Gören Gözler,Ondan Mahrum Kalınca Görmeyi Bırakıyor...

Gözler : " O Yoksa, Görmenin'de Bir Manası Yok" Der Gibi Kör Oluyor...

Tıpkı Babası Yakup Aleshhisselamın Kör Olması Gibi...

Öyle Bir Peygamber Yaratmış Ki Allah,Peygamber Olan Babasını Bile Oğluna Aşık Ediyor Ve Onu Göremeyince Gözleri Hayata Küsüp Kör Oluyor...

O Güzelliğe Hasret Babası,Rubailer Söyleyerek Yüreğini Ferahlatmaya Çalışıyor.

" Gözümün Nuru Yusufum

Sen Gidince Kesildi Nefesim Soluğum
Eridim Günden Güne,Yandım Kavruldum

Dalından Kopan Kuru Yaprak Gibi
Ordan Oraya Savruldukça Savruldum

Her An Her Saniye Seni Rabbime Sordum
İmtihanındır Dedi,Büktüm Boynumu Sustum

Ey Benim Ciğer Parem Can Tanem
Ne Olur Gel Baba Ocağına

Gel'de Bitsin Artık Bu Özlem Bu Hasret Yusufum
Bak Gözlerimde Kalmadı Yaş,Ağlamaktan Kör Oldum "


Böyle Bir Aşktı Babasının Yusufa Duyduğu...Onun İçin Gece Hava Kararmış Yahut Güneş Etrafı Aydınlatmış Bir Anlamı Yoktu...
Dünyasını Aydınlatan Tek Işığı Yoktu Artık...

Kim Bilir Nerede Ne Yapıyor,Karnı Açmı Yoksa Tokmu?...Kurtlarmı Yedi,Yoksa Eşkiyalarmı Kaçırdı? Belki de Köle Olarak Satıldı.

Ona Ne Olduğunu Ancak Kendisi Bilirdi...Yusuf;Yaşayacaklarını Kendisi Dahi Bilmiyordu...

Murad-ı İlahi Ona Öyle Bir Kader Yazmış Ki,Emsali Olmayan Güzelliği Onun İmtihanı Olacak Ve imtihanı Bile Kendisi Gibi Güzel Olacak...

Kardeşlerinin,Onu Kuyuya Atmasına Üzülse'de Yüzü Gibi Güzel Olan Kalbi
Onları Af Edip,İlk İmtihanı Vermesine Vesile Oluyor....


Yusuf : " Onlar Benim Kardeşlerim,Beni Mutlaka Buradan Çıkarırlar" Niyeti İle Kalbini Bozmayarak Sabırla Beklese'de,İlahi Yazgı Onu Bir Kervana Köle Olarak Satılmak İçin Çoktan Yazılmıştır...


Onu Karanlık Kuyudan Çıkartan Kervan Sahibi ;O Karanlık Kuyudan
Nur-u Efşan (nur Saçan) Çıktığını Görünce Nutku Tutulur,Kalbi Yerinden Çıkacak Gibi Olup Öylece Kalakalır...

O Lă Emsal-i (Misali Olmayanı) Görüp İlk Hayreti Atlattıktan Sonra,Nefs Denen İllet Kervan Sahibinin de Aklını Çeler Ve Böylesi Bir Güzelliğe Kaç Dirheme Satacağını Hesap Dahi Edemez...

Ama Bir Yandan'da İçi el vermez Böyle Birşey Yapacağı İçin...Her Ne Kadar Dünyalık Kazanç İçin Nefsi İle Kalbi Arasın'da Gidip Gelmeler Yaşasa'da,
Taktiri İlah-i Kervancıya Tecelli Etmiş Ve Onu Satması Yönünde Çoktan Karar Aldırmıştır Bile...

Mısıra Gelip Pazar Yerinde Müzayede İçin Kervancı Bağırmaya Başladığında,O Güzellik Abidesini Anlatacak Kelimeleri Bile,İmkanı Olsa En Kıymetli Maden Olan Altına Çevirip Söylemek İstiyordu...

Kıymetini Ve Pahasını Ancak En Öyle Anlatabilirdi...


Böylesi Bir Bağırmaya Daha Önce Şahit Olmamış Pazar Halkı,Dikkatlerini Celp Eden Bu Sese Doğru Yürüdükçe Kalplerin'de Anlam Veremedikleri Bir Heyecan Ve İlahi Bir Huzur Oluşur...

"Evet Satıyorum Bu Nurullah-ı (Allah'ın Nurunu) Alan Yok Mu?"

Nasıl Olmaz?

Öylesi Bir Güzelliği Gören Pazar Halkının konuşmaya Dermanı Yoktur ki Biri'de Çıkıp Paha Biçsin Ona...Sanki Cümle Alem Kervancıyı Duymaz Gibi Dikilip Onu,Yusuf'u Seyre Dalmıştır...

Kalabalık Gittikçe Çoğalır Hatta Öyleki,En Arka dan Fiyat Verenin Neredeyse Sesi Duyulmaz Hale Gelir...

Mesafe O Kadar Uzak Olsa'da,O Nur-u Efşan (Nur Saçan) Bütün Bir Pazar Yerini Kaplamıştır Bile....

Sesler,Sesleri Öylesine Bastırır ki Kervancı Verilen Teklifleri Neredeyse Duyamayacak Hale Gelir...

Tevafukun Vuku Bulması İçin İlah-i Murad Oyalamaktadır Kervancıyı....
İlah-i Yazgının Gerçekleşmesi İçindir Bu Oyalamak...

Yusuf'u,O Pazar Yerinde Olmayan Birisine Yazmıştır Aşkı Yaratan Allah...Evet Züleyha'ya...

Onu Züleyha'ya Götürecek Olan Vesile İçin,Mısırın Maliye Veziri İçin Bekletiyor Cenab-ı Hak...

Asırlarca Konuşulacak Olan Bir "Aşkın" Nasıl Birşey Olduğunu Gösterecektir Aşkullah...

Bu Yüzden Kimseler Satın Alamaz Yusuf'u...Ta Ki Kalabalığın Bağrışması O Vesile'nin Dikkatini Çekene Kadar...

Başını O Kalabalığa Çevirmesiyle,O Nuru Görüp tutulup Kalması Bir Oldu...
Farkına Varmadan Adımlar Atıp O Emsalsiz Güzelliğe Doğru Yürüdü...

Yanın da ki Koruma Muhafızları Onun İçin Yolu Açmaya Çalışırken,Onların Bile Gözleri Yusuf'tan Ayrılamıyordu...

O Güzelliği Satın Almak İsteyen İnsanlardan Biri Olmuştu Artık O Maliye Veziri...

Kervancı Servet Denecek Fiyatlar İstesede Mühimi Yok...
Onun Bir Pahası Yok,Alabileceği En Yüksek Fiyatı İstiyor Kervancı...

O Pazar Halkının İçinde O kadar Yüklü Parayı Verebilecek Tek Kişidir Maliye Veziri...Çoktan Vermiştir Bile...

Allah'ın Yarattığı Böylesi Bir Güzelliği,Adeta Cümle Aleme Göstermek İçin Hizmetli Olacağı Konağa Doğru Adımlar Artarken Herkesin Ona Dikkat Kesilmesi'de İlah-i Bir Mucize...


Allah Onu Cümle Mısıra Gösteriyor,Sonra Yazdığı Kadere Uyması İçin Yusuf'u Konağa Gönderiyor...

Konak da ki Hizmetli Kadınlar,Kapıdan Giren Nura Dikkat Kesiliyor Ve Onlara Seslenen Veziri Duymuyorlar Adeta...

Ama Bu Durumu Anlayışla Karşılıyor Vezir...Zira Kendisi Bile Ona Her Baktığında Aynı Tutulmayı Yaşıyordu...

Tekrar Hizmetlilere Seslendikten Sonra,Asıl Görmesi Gereken Biri Geliyor Konağın Uzunca Koridorundan...

Henüz Onu Görmeden Sağa Sola Bakarak Ona Doğru Yürüyor...
Züleyha'dır Bu Gelen...Daha Farkına Varmadığı Ve Kendisini Yakıp Kavuracağı'nın Bilincinde Olmadığı Bir Aşk Ateşine Doğru Adımlar Atıyor...

O Nurdan Aşk Ateşine Yaklaştıkça Sıcaklığını Hissedip Başını Yavaş Yavaş O Aşka doğru Çeviriyor...

Artık Geriye Dönülmez,Kaçmak İstese Kaçamaz...Bir Kere Yakaladımı O Ateş Seni,Yaktıkça Yakar,Yaktıkça Yakar...


Züleyha'da Tutulmuştu Bu Ateşe,Ona Baktıkça Yanıyor Yandıkça Eriyordu...

Çaresi Olmayan Bir Derde Düşmüştü,Ya Bu Dert İle Ömrünü Yaşayıp Kimselere Birşey Demeden İçine Atıp,Ölüp Gidecekti Yada Bu Derdin Esiri Olup Günahını Üstlenecek Ve Cehennemde Yanmaya Razı Olacaktı...

Razı Oldu'da Nitekim...O Emsalsiz Güzelliği Olan Yusuf İçin Cehennemde Yanmaya Razı Oldu...

Yusuf Büyüdükçe Nurlandı,Serpildikçe Serpildi,Yağız Bir Delikanlı Oldu...
Çocukluğu Ayrı Güzeldi Şimdi İse Ayrı Bir Güzelliğe Erişti...


Ahlakı Ve İffeti de Aynı Münasebetle Güzelleşti...Değil Züleyhalar,Cennet-i Aladan Huriler Gelse,Rıza-i İlahi Olmadan Dönüp'de Bakmaz Bir Hale Geldi...

O Bu Dirayet Ve Allaha Olan Teslimiyetle İffetini Korurken,Nam-ı İsmi Bütün Mısırlı Kadınların Dilinde Çoktan Dolaşıyordu....

Ama O Kadınların İçinde En Bahtlı Ve Bahtsız Olanı Züleyha İdi...

Onu Her Daim Görüyor,Gördükçe Eriyor...Ama Elini O Aşkın Ateşine Uzatamıyordu...
Kendine Hakim Olmaya Çalışıyor,Her Seferinde O Aşka Biraz Daha Tutuluyordu...

Geceleri Yatağında İken Aklına Geliyor,Gündüzleri İse Karşısında Duruyor...

"Buna Kim Nasıl Dayansın?" Diyerek,Yüreğin de Olan Acısını Dindirmek Ve Nefsine Hakim Olmak İçin Kendine Telkin Veriyor Aşkı Anlatan Sözcüklerle...

"Sen Yüreğimde Yanan Ateş
İçimi Aydınlatan Güneş

Ne Sana Bakabiliyorum
Nede Senden Kaçabiliyorum

Varlığında Yanıyor Eriyorum
Elimde Değil Yokluğunda Seni Düşlüyorum

Dokunsam Haramsın Bana
Dokunmasam Kapanmıyor Kalbimdeki Yara

Söyle Beni Bu Hale Getiren Sevgili
Sen mi Suçlusun Yoksa Ben mi?"


Ne Kadar Uğraşsa'da Züleyha Bu Halinden Kurtulmak İçin Nafile...
Çünkü Bir Kere Tutulmuştur Aşka...Atılmıştır O Ateşin İçine...

Ve Son Demlerine Gelmiştir İçindeki Engelleme Duygusu...

Geri Dönüşü Olmayan Kararı Almıştır Artık... Tüm Benliğiyle Atılmak İster O Ateşin İçine...

Ve Atılır'da ; İffet Abidesi Olan Yusuf'u Çağırır Odasına...Ve "Ben İki Türlü Yandım" Der Züleyha ..."Hem Sana Yandım Hemde Cehennemde"

Yusuf'a Doğru Yürür Niyeti Bir Murad Almak İçin...O Cazibesinden Kaçılması İmkansız Olan Güzellik Abidesi Yusuf Görür Kendisine Yaklaşmakta Olan Zina Ateşini...

Tüm Gücüyle Kaçmaya Çalışır Tenine Haram Değmesin Diye...Arkadan Gömleğini Tutmuştur Bir Kere Kararlı Ve Gözü Dönmüş Bir Kadın...


Bu Güzelliğe Dokunmanın Bir Bedeli Varsa Ödemeye Hazırdır Züleyha Ve Onun Gibi Niceleri...

Son Bir Gayret İle Kurtulup Koşarak Çıkar Odadan Yusuf...Adeta Başka Bir İmtahana Doğru Koşarcasına...

Asırlar Sonra Adı Medrese-i Yusufi-ye Diye Anılacak Olan Hapishaneye Doğru Var Gücüyle Koşar...

Ve Bir İftira İle Düşer O Hapishanenin İçine...Ama Bu Durum Onu Mutlu Etmiştir...Zira Hapishane Onu Zinaya Çağıran Evli Bir Kadının Teklifinden Daha Emin Ve Allaha Sığınılacak Olan Güvenli Bir Yerdir...

Allah Onu Bu Kez Cümle Alemden Sakınmıştır...Kimselere Göstermemiştir...
Adeta Gözleri Ona Hasret Bırakmış Yürekleri Dağlayarak Gizlemiştir Yusuf'u...

Züleyha'nın Bu Davranışını Kınayan Alay Kadınları,Evine Davet Eder...
En Keskin Bıçakları Önleri Koyup,Yusuf'u Çağırtır...

Kapılar Açıldığında O Nur-u Efşan-ı Ve Harikulade İnsanı Gördükleri Vakit,Tutulup Kalırlar...

Tıpkı Diğer Herkesin Kaldığı Gibi Kalakalırlar...
Ve Acısını Dahi Hissetmezler Ellerini Kesen Bıçakların...

Çünkü Bıçakların Ellerini Keserek Verdiği Acı,Yüreklerinde Bir Anda Yanan Aşk Acısının Yanında Bir Hiçtir...


Ve Hak Verirler Züleyha'ya...Zira Artık Onlarında Akıllarından Bir An Olsun Çıkmaz Yusuf'un Hayali...

Aşka Tutulmuşların Hali Böyle Olur...Kendinden Geçerde Ne Yaptığının Farkında Olmazlar...

Tıpkı Züleyha Gibi....Zira O Bu Aşk Acısı İle Yıllarca Yaşadı...Yusuf'un Ona Meyil Etmeyeceğini Anlayıp Yıllarını Bu Acı İle Geçirdi...

Allah Aşıkın Haline Acır...Yanan Gönüle Nazar Eder Bakar,Samimiyetini Görmek İster...

Kul Aşkında Sadık İse,Allah O Aşkı İçin İmkansızları,Mucizeyle Mümkün Kılar....

Her Ne kadar Züleyha;İlk Başlarda İffetsiz Evli Bir Kadın Olsa'da,Sonraları Aşık-ı Sadık Olmasından Dolayı Allah Onun Günahlarını Örtmüş,Yaşlanmış Bedenini Gençleştirmiş Ve Onu Yusuf'a Yakışır Bir Edep Ve Ahlak Yıllarca Pişirmiş Ve Onunla Nikahlamıştır...


Allah;Günaha Batmış Bir Kulun Geçmişine Değil,Yüreğin deki Aşkına Bakar...

Kime Ne Kadar Yandığına Bakar...Kul İstediği Kadar "Benim Günahlarım Af Olmaz" Desin Dursun...

Allah İstediği Kulunu Bir Başka Vermeyi Yazmışsa Eğer,Kul İstediği Kadar Ben Buna Layık Değilim,Onu Bana Vermez Desin Nafiledir...

Muhyiddin İbn-i Arabi'nin De Dediği Gibi :

Allah Verirse Engelleyecek Yok,Engellerse Verebilecek Yok


Yaşadığımız Bu Çağda Nice Züleyhalar Vardır ki,Sadık Ve Samimi Bir Tövbe İle Geçmiş Hayatlarını Sildirerek Allah'ın,Onların Karşılarına Zamane Yusufları Çırkartmıştır...

Allah ; Dilerse En Büyük Günaha Meyleden Kadını Bile,Tövbesinden Sonra Bir Peygambere Nikahlar...

Yeterki O Kişi Aşıkı Sadık Olsun...


Son Olarak : Bu Anlayış Ve Ahlak İle Yaşayan Hem Zamane Yusuflarına,Hemde Yusuf-i İştiyak İle Aşıkı Sadık Züleyhalara Selam Olsun...

Allah'a Emanet Olun.

Emrah Yıldırım
@MenDehliZeman

Baran Ç., bir alıntı ekledi.
03 Mar 16:26

Sonra yürümeliyiz seninle
Sokaklara caddelere çıkmalıyız
Belki bir aşktır bu kentin
Belleğini geri getirecek olan

Burada yağmur yağıyor ama sen
Şemsiyeni almadan gel yine de
Özletiyor bu çılgın sağanak seni
Sırılsıklam özletiyor biliyor musun

Kalbim Unut Bu Şiiri, Ahmet Telli (Sayfa 80)Kalbim Unut Bu Şiiri, Ahmet Telli (Sayfa 80)

ÖZLETİYOR SENİ BU YAĞMURLAR
Burada yağmur yağıyor
Aralıksız yağıyor günlerdir
Ama sen yine de şemsiyeni
Almadan gel ilk otobüsle Buğulanan camlara usulca
Yüzünü çiziyorum ki yüzün
Bir yağmur damlası olup
Düşüyor yapraklarına gülün Güller de bozamıyor bu uzun
Karanlık sessizliğini kentin
Anılarını yitiriyor sokaklar
Bezirgânlaşıyor bulvar ışıkları Tarih de kekemeleşiyor bazan
Ki o zaman aşktır tek bilici
Aşksa yürümek gibi bir şey
Duyabilmek kuşların gelişini Anısı bizsek eğer bu kentin
Unuttuğu türküler bizsek
Acıyı rehin bırakıp bir güle
Anımsatmalıyız bunları bir bir Sonra yürümeliyiz seninle
Sokaklara caddelere çıkmalıyız
Belki bir aşktır bu kentin
Belleğini geri getirecek olan Burada yağmur yağıyor ama sen
Şemsiyeni almadan gel yine de
Özletiyor bu çılgın sağanak seni
Sırılsıklam özletiyor biliyor musun

Ahmet Telli