Sessizliğin içinde mevcudatın sesini dinlemek ne güzel. Her sesi bir zikir olarak kabul ediyorum. Fakat hakkıyla nasıl zikir ettiklerini tam bilemeyiz. Evet tüm mevcudat hal dili ile yaratıcısını yani Allah'ı binler dil ile zikrediyor ve ilan ediyor, O'ndan haber veriyorlar. "Gör, bak, oku." diyor. Ağaçların arasında süzülen rüzgarın sesi ve dalların hareketi ile çıkan hışırtı sesleri bir zikirdir. Kuşların cıvıldamaları bir zikirdir. Suyun akış sesini duyabilenler için bir zikir sesidir. Rabbini anlatan birer ilannamedirler. Kâinatın zikirlerini dinlemek insana huzur verir. Kalp bu zikirleri istiyor. Kalbimizi bu yola sevk etmek gerekiyor.
Öyle zamanlar vardır ki, insan hayat ırmağının akış yönünü değiştiremez.
Sayfa 78·Kitabı okudu
Edebiyat
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"Yeryüzünde her şey, kesintisiz bir akış halindedir. Hiçbir şey kesin bir biçim almaz ve gözle görülür şeylere bağlanan sevgimiz de, doğallıkla onlarla geçer ya da değişir. Ya arkamızda kalan ya da önden giden bu sevgilerimiz, kimileyin yok olmuş geçmişi anımsatır, kimileyin çoğunlukla gerçekleşmeyen geleceği bildirir; bunlarda, gönlümüzün bağlanacağı sağlam bir nesne yok. Onun içindir ki yeryüzünde ancak geçici zevklerle oyalanabiliriz; sürekli mutluluğun tatlılığına pek inanmam. En derin hazlarımızda bile 'Şu anın tükenmez olmasını isterim' diyebileceğimiz dakikalar ya var ya yoktur. Öncesinin özlemini ve sonrasının isteğini çektirip yüreğimizde boşluk ve kaygı bırakan geçici bir ruh durumuna nasıl mutluluk diyebiliriz."
Sevgi
Marcus Aurelius.
"Zaman bir nehir, her şeyi meydana getiren şiddetli bir akımı gibi­dir. Bir şey ortaya çıkar çıkmaz, ortadan kalkar; yerini bir başkası alır; ama bu ikinci şey de kendi payına yerini bir başkasına bırak­mak üzere ortadan kalkar" (Il. Kitap, XLIII. Düşünce). "Sürekli olarak, meydana gelen her şeyin bir değişim sonucu ortaya çıktığını düşün ve evrensel doğanın var olan bir şeyi benze­ri yeni varlıklar meydana getirmek üzere değiştirmek kadar hiçbir şeyi sevmediğini düşünmeye alış. Her varlık kendisinden çıkacak olan bir başka varlığın tohumudur" (Il, XXXVI). "Varlıklar ve olayların hangi hızla cereyan ettiklerini ve orta­dan kalktıklarını düşün. Gerçekten töz, sürekli akış içinde olan bir nehir gibidir. Onda bulunan kuvvetler sürekli değişmelere tabidir­ler; formel nedenler de binlerce değişikliğe uğrarlar. Hemen hemen hiçbir şey kararlı değildir. Arkamızda geçmişin büyük uçurumu, önümüzde her şeyin içinde yok olduğu gelecek vardır" (V, XXIII).
Sayfa 216 - İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.
Temsil bir model, bir soyutlama ve bir başkasını “temsil” eden bir öğe fikri gerektirir. Bir hükümdarın kendi portresi tarafından, bir gerçeğin bir şekil tarafından, bir halkın sözcüler tarafından, bir nesnenin parasal bir değer tarafından temsili gibi. Temsil, mevcut bir halkın inandığı ve inandırmak istediği bir uzlaşmanın, bir dengenin, bir düzenin mizansenidir. Güzelliğin, değiş tokuş düzeninde gürültülerin içinden çıkabileceğini gösterir. Seslerin arabulucusu, timsal maddenin takas dengesi olarak ekonomide de müzikte olduğu gibi akış trampası içinde bir dengedir: armoni.
“Zaman bana da bir nehir gibi geliyor.o nehirde yüzüyorum.sular akıyor ama hangi damla arkamda, hangisi önümde; nehir mi daha hızlı akıyor, ben mi; su önüme mi geçiyor, arkamda mı kalıyor anlayamıyorum. gerçek olan tek şey sonsuz bir akış.”
Sayfa 215·Kitabı okudu