Ekimde Savaş ve Barış'ı bitirdim. Harikaydı. İnsanlar okunması zor bir kitap olduğunu düşünüyor ama gerçekte sadece aşık olan, aşk için savaşan ve aşk için ölen karakterlerle dolu bir pembe dizi. Bir gün ben de öyle aşık olmak isterim. Kocamın beni, Prens Andrey'in Nataşa'yı sevdiği gibi sevmesini isterim.
Auggie'yi çok ama çok seviyorum," demişti hafifçe. Portekiz aksanını, r'leri yuvarlayışını hala anımsıyorum. Ama onu gözeten çok melek var, Via. Ve seni de benim gözettiğimi bilmeni istiyorum. Tamam mı, meniıuı querida? Benim için herkesten önce geldiğini bil. Sen benim..." Okyanusa bakıp dalgaları düzeltmek ister gibi ellerini açtı. "Sen benim her şeyimsin. Beni anlıyor musun, Via? Tu es meu tudo.”
Bana göre Cadılar Bayramı dünyadaki en iyi kutlamadır. Hatta Noel'den bile iyidir. Kostüm giyeı'im. Maske takarım. Maske ve kostümlü her çocuk gibi etrafta gezerim ve hiç kimse garip göründüğümü düşünmez. Kimse dönüp bir daha bakmaz bile. Kimse beni fark etmez. Kimse beni tanımaz.
Bu öğreti, yaptığımız şeylerle anılmamız gerektiği anlamına geliyor. Çünkü en önemli şey eylemlerimizdir. Onlar görnnüşümüzden ya da söylediklerimizden çok daha önemlidir. Eylemlerimiz, ölümlülüğümüzü aşar. İnsanların ölen kahra manların ardından yaptıkları anıtlara benzer. Mısırlılann, Firavunlarını onurlandırmak için inşa ettikleri piramitler gibi. Ama bizim anıtlanırımız taş yerine, insanların bize dair anılarından oluşur. İşte bu yüzden eylemlerimiz, anıtlarımız gibidir. Taş yerine, anılardan inşa edilir.