Puan vermedi·472 syf.··
2026 38. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 14:16
Bir türlü sırasını tutturamadığım Ayfer Tunç kitaplarından aslında serinin 2. Kitabını ben en son okuyorum. İlk olarak Osman kitabından yani son kitaptan başlamış sonra Kapak Kızı okumuştum. Ki ilk kitap buymuş. Ve yanlış giden gömleğin düğmeleri gibi son olarakta bu kitabı okudum. Diğer ikisini beğenmiştim her ne kadar konusu tarzım olmasa da. Bunu da beğenecektim ama bu kadar küfür etmeseydi… Yani küfürden zaten hoşlanmıyorum hele kitap içinde… hadi bir iki tanesine artık alıştık okuyoruz bir şekilde ama kitap boyunca küfürler argolar diğer kısımlarından bahsetmiyorum bile… Bana göre değilmiş elimde gezdireceğim önereceğim ve insan içinde hele okulda öğrencilerimin yanında okuyacağım bir kitap değilmiş… Öğrenciler neler biliyordur diye düşünebiliriz ama onların bilmesi ve hatta konuşması bile önemli değil benim onlara önermem ya da göstermem kendi adıma çok uygun olmaz diye düşünüyorum.. Hikayesi, sürükleyiciliği ve küfür dışında anlatımı bile zevkliydi ama Tavsiye edemiyorum
Yeşil Peri GecesiAyfer Tunç · Can Yayınları · 201611,7bin okunma
8/10
·528 syf.··
Beğendi
·
2026 72. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 00:10
Herkese selamlar Bugun size kalemini cok sevdigim sevgili @pinarsalmnn in yeni serisinin ilk kitabi olan #kızılgerdan yorumu ile geldim. Seri uzun zamandır radarimdaydi, ancak bagimsiz okunuyor da olsa devam kitabındaki karakterleri ilk kitapta merak edecegim korkusuna baslayamiyordum. Nihayet ikinci kitap çıkmışken baslamak lazim dedim ve iyi ki de oyle yapmisim. Cok severek okudum. Hic bir sey olmasa bile Ali Cihan icin okunur, erilir, bitirir yani Sakli serisinin bende yarattığı duygu yoğunluğunu elbette bu kitapta bulamadım. Cunku istemsizce Balca ile Erva kıyaslaması yaptim. Her ne kadar ikisinin farkli karakterlere ve farkli hikayelere sahip oldugunu bilsemde kafamdan bir turlu Erva'nin askinin büyüklüğünü gideremedim. Dolayisiyla pozitif ayrımcılık ile Erva'dan sebep Balca'ya oyle cok bağlanamadım. Bunda biraz da Balca'nin kafasına buyruk yani beni cekmedi. Tamam cok esaslı, hakikatli, inandıkları doğrultusunda hareket eden biriydi. Ama iste...! Fakat Ali Cihan oyle mıydı? Ayyy adama ba-yil-dimmmmm. Bu kitapta da favori karakterim Ali Cihan oldu Nasil guzel sevdi, korudu, sahiplendi. Adamin tipiyle tarzi cok uyumluydu bence, guzel yazilmisti. Gerçek hayatta boylesi olsa bir yere kapatilmali Balca ve Ali Cihan'in 7 yıllık görmeden platonik aşklarının uzerine bir karsilasma anlari var, Ali Cihan'in Balca'nin karsisina bir cikisi var, offff Kitabin iki yönlü anlatimi, yer yer betimlemelerinin bulunmasi, surekli bir aksiyon halinde olmasi kisimlarini sevdim. Biraz uzundu ama artik bu durum bence yerli yazarlarimizin drami bolca hissettirme aliskanligindan. Dizilerde de, sinemada da, kitaplarda da bu hep boyle, alistik yani Simdi sirada Gok Kuzgun var. Balca'nin abisi Yalvac ile hayatinin şokunu yasadigi arkadaşı Nazli'nin anlasmali evlendigi hikayeyi konu
Kızıl GerdanPınar Salman · Pukka Yayınları · 2025204 okunma
Reklam
İnce ince inceledim:)
Puan vermedi·188 syf.··
2026 8. kitabı
Bu kitabı okurken içten içe 'içimizde ötekileştiremediklerimizin' baskısı içinde mi yaşamaya alıştık acaba dedim? Bizim de kendimize olan öz saygımızı daima koruyabilmemiz için hep bir 'öteki'ye mi ihtiyacımız vardır? İnsan düşünce ve ruh olarak kaç katmanlıdır ve nereye kadar dayanıklılık gösterebilir? 'Sabır' denilen şey kitap okurken de kazanılır mı? Sahi bizim ötekileştiremediklerimiz de bizi esir almış mıdır ? Gibi sorularla iç içe olduğum bir kitaptı.
Psikoloji
ÖtekiFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202530,4bin okunma
10/10
·80 syf.··
2026 143. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 00:00
"SEVGİLİ MAYAKOVSKİ" "Yaşamak saldırıya uğramaktır, demişti başka bir şair. Hüznün en koyusunu koltuğunun altına alıp gelirken hayat; gidip intiharın soğuk duvarları arasına saklandın ya, aşk olsun!" Herkes bir şeyler söylüyor ama kimse kimseyi duymuyor. Dünya gürültüyle kaplıyken, en çok susanlar acıyor insana. İnsan kalabilmek var. Ve bence kitap boyunca en çok bunun üzerine duruyor yazar. Şu dünyada, tüm bu kaosta, bombaların, yalanların, açlığın, savaşın ortasında hâlâ merhametini, hüznünü, vicdanını kaybetmemek… İnsan kalabilmek. Tanıdık isimler geçiyor satır aralarında. Haraza çocuğu, Gülistan Sarayı, Park-ı Lale, Rey, Tecriş… Her biri bir hikâye, her biri bir yara. Ama en çok o cümleler var ki, tekrar tekrar okudum yutkunarak. Çünkü metin sadece duygu değil, eleştiri de taşıyor. Sosyal, kültürel, ekonomik, politik… Hepsine aynı anda dokunuyor. “Petrol ve dolar yükseldikçe aç kalan insanlar için mi savaşıyor ülkeler?” diye soruyor mesela. Cevap vermek zor. O yüzden sessiz kalıp düşünüyoruz. Okurken farkında olmadan bir terazi kuruyoruz zihnimizde. Bu dünyada kim daha rahat yaşıyor? İyiler mi, kötüler mi? Toplum değiştikçe, ölçütler de değişiyor. “Eskiden azar azar ölüyorduk, şimdi ölmek bir yaşam biçimi oldu” cümlesi tam da bu değişimin özeti sanki. Belki de mektupların en kıymetli yanı bu: Toplumsal değişimi, bir insanın iç sesiyle, samimiyetle aktarması. Ne kadar resmî olursa olsun dünya, bir mektupta her şey kişisel, her şey gerçek. Kitabın en güçlü yanı, yazarın duygusunu saklamaması. Kızgın, üzgün, umutlu ve umutsuz aynı anda. Hiçbir şeyi “nesnel” diye anlatma derdi yok. Tam tersine, öznel olmak en büyük erdemi. Bu yüzden yazarlar, şairler, siyasetçiler de nasibini alıyor eleştiriden. Ama bu kin değil, hayal kırıklığı. Birinin “Bu diyar merhametli
Edebiyat
Sevgili MayakovskiZeki Bulduk · Dekalog Yayınları · 202627 okunma
bireyin kendinden kaçışı
10/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2026 44. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 11:30
“Şiddetin bir sorun değil, bir anlatı biçimi hâline geldiği çağımızda, biz nereye savrulduk? Her geçen gün “Daha ne olabilir?” dedikçe, daha kötüsüyle yüzleşiyoruz. Şiddet haberlerine her gün yenileri ekleniyor. Ve biz artık şaşırmıyoruz. Tepkimiz az, belleğimiz kısa. Toplum olarak öylesine bir suskunluk girdabına girdik ki, şiddetin sesi bizim sessizliğimizi bastırıyor. Alışıyoruz, tepkisizleşiyoruz, susuyoruz. Artık her şey içselleştirilmiş: korku, itaat, kolaycılık, suskunluk. Peki neden? Neden toplumsal olarak böylesine kolay kabulleniyoruz olup biteni? Neden eleştirmek, itiraz etmek bile artık sistemin bir parçası gibi? Bu kadar içselleştirilmiş kötülük karşısında, iyi olanın sesi neden bu kadar cılız kaldı? Nasıl oldu da bu kadar hızlı bir şekilde mevcut düzeni kabullendik ve alıştık? ” insanın, alıştığı kötülüğü artık “normal” sanmaya başlamasını anlatıyor.Çürüme bazen bir suç değil, uzun süre sessiz kalmanın sonucudur. Ve toplum dediğimiz yapı, çoğu zaman kendi çöküşünü alkışlayarak izler. liyakatsizliğin, suskunluğun, adaletsizliğin ve çıkar ilişkilerinin nasıl sistematik hâle geldiğini gösteriyor. İnsanlar artık doğru olanı savunmuyor; sadece kendilerine dokunmayan kötülüklerle yaşamayı öğreniyor. Bu da toplumun vicdanını yavaş yavaş öldürüyor. Çünkü modern insan, ahlaktan çok konforunu korumaya çalışıyor. Herkes “iyi biri” olmak istiyor ama kimse bedel ödemek istemiyor. İşte sosyal çürüme tam burada başlıyor.öğrenilmiş çaresizliğin ve kolektif yorgunluğun anatomisini çıkarıyor. İnsan sürekli haksızlık gördüğünde bir noktadan sonra tepki vermemeyi öğreniyor. Sessizlik bir savunma mekanizmasına dönüşüyor.İnsan, zamanla kendi acısına bile yabancılaşıyor. Toplum depresif bir organizmaya dönüşüyor; herkes mutsuz ama kimse nedenini gerçekten konuşmuyor. Çünkü çoğu
Sosyal ÇürümeZeliha Bürtek · İnkılap Kitabevi · 2025172 okunma
10/9
Puan vermedi·210 syf.··
2026 9. kitabı
·
191 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 16:26
“Yaşamak” kitabını elime aldığımdan sonra çok zaman geçti ve defalarca baştan, en başından yeniden başladım. Aşırı derecede okumak istediğim bir kitaptı ama bazen hayat, bazen insanlar, bazen gürültüler, bazen de başka şeyler araya girdiği için okuyamamıştım. En sonunda hızlı bir şekilde yoğunlaşıp okuduğumda ise sevgili Xu ailesinin Fugui’sinin önce sebebiyet verdiği yıkımları, sonrasında ise bir bir yaşadığı kayıpları, yoklukları, acıları, üzüntüleri; hatta aç kaldığı geceleri bile onunla birlikte yaşamak ve hissetmek bana biraz ağır geldi. Ve “Keşke hayatta da böyle olsa” dedim; herkes her hatasının bedelini böyle ödese diye düşündüm. Ama gerçek hayatta bazen adalet bu kadar çabuk tecelli etmiyor. Olsun, ne yapalım… Buna da alıştık zaten :)) diye avutmaya ve avutulmaya devam… Yaşamak Yu Hua Şiddetle tavsiye etmek isterdim; lakin şiddete karşı bir birey olarak sevgi dolu okumalar diliyorum.
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,2bin okunma
Reklam
Reklam