ezbere yaşanan bir hayata alkış almak aslında, tek bilip bildiğin
Sayfa 72
Alıntı
Tüm bu yaşananlar bana, Firavun dönemini hatırlattı... Çoğunluk zulme alkış tutmuştu. Ama sürecin sonunda kendileri bedel ödediler..
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Ey, bu toprakta birer na'ş-ı perîşân (Perişan ceset) bırakıp Yükselen mevkib-i ervâh! (Ruhlar alayı) Sakın arza (yeryüzü, toprak) bakıp Sanmayın: Şevk-i şehâdetle (Şehit olma isteği) coşan bir kan var... Bizde leşten daha hissiz, daha kokmuş can var! Bakmayın, hem tükürün çehre-i murdârımıza! (Pis yüz) Tükürün: Belki biraz duygu gelir ârımıza! Tükürün cebhe-i lâkaydına (İlgisiz cephe) Şark'ın, tükürün! Kuşkulansın, görelim, gayreti halkın, tükürün! Tükürün, milleti alçakça vuran darbelere! Tükürün onlara alkış dağıtan kahbelere! Tükürün Ehl-i Salîb'in (Hristiyan) o hayâsız yüzüne! Tükürün, onların asla güvenilmez sözüne! Medeniyyet denilen maskara mahlûku görün: Tükürün maskeli vicdânına asrın, tükürün!
Sayfa 154·Kitabı okuyor
Masa başında var gücünde düşünerek bütün gün çalıştın, bir metnin yazınsal kesinliğini birazcık da olsa artırdın diye kimse sana alkış tutmaz. "Çok iyi olmuş" diye saydığınız sıvazlayan biri de çıkmaz. Tek başına öylece oturur, başını sallayarak kısık sesle "Hmm, hmm" diyerek kendini onaylar durursun sadece. Kitap olarak basıldığında ise, o tek satırdaki yazınsal kesinlik dünyada tek bir kişinin bile dikkatini çekmeyebilir.
Sayfa 22·Kitabı okuyor
Alıntı
Friedrich Nietzsche
Herakleitos'un üslubunun karanlık olmasından ötürü duyulan birçok yakınma, bu türlü yakınmalardan gelmektedir. Olabilir ki, hiçbir insan ondan daha aydın, daha açık yazmamıştır. Şu var ki o kısa yazar, onun için de "okuyan koşucular"a karanlık gelir. Bir filozofun, düşüncelerini saklaması için bir neden yoksa ya da o, düşünceden yoksun olduğunu kelimelerin arkasında gizleyecek kadar maskara değilse, — Herakleitos hakkında söylemek net olduğu gibi — bile bile seçik yazmaması, hiç anlaşılır bir şey değildir. Schopenhauer'in dediği gibi, günlük hayat meselelerinde doğabilecek anlaşmazlıklardan dikkat ve seçiklik sayesinde sakınmak gerekirken, nasıl olur da düşünüşün en güç, en çapraşık, erişilmesi en zor konularında, felsefenin ödevlerinde, karanlık, hatta bilmece gibi anlatışlarda bulunabilir? Kısalığa gelince, Jean Paul bununla ilgili iyi bir ders veriyor ve diyor ki: "Büyük olan her şeyin — nadir bir duygu için çok anlam taşıyanın genel olarak kısa ve (dolayısıyla) karanlık anlatılması yerinde olur. Böylece kel zekâ onu, kendi boş kafasına göre çevireceği yerde, anlamsız bulur. Çünkü sığ zekâlar, en derin, en zengin deyişte, kendi günlük düşüncelerinden başka bir şey görmemekte çirkin bir ustalığa sahiptirler." Fakat buna rağmen Herakleitos, "kel zekâ"ların elinden kurtulamamıştır. Daha Stoacılar onun evreni oyun olarak gören estetik görüşünü, evrende insanın yararını göz önünde tutan, amaca uygunluk gibi sığ bir düzeye indirmişlerdir; öyle ki, onun fiziği bu kafalarda, Ahmet'ten Mehmet'ten dostlar için alkış isteyen bitmez tükenmez seslenişlerle dolu çiğ bir iyimserlik halini almıştır.
Felsefe
HAKKI TEMSİL ve DÂVASINI İSPAT KAYDIYLA...
(...) " (Asr-ı Saadette) Hakkı temsil ve dâvasını ispat kaydiyle, devlet başkanına alkış kadar yuha da herkesin hakkıydı; ve dünyada hiçbir idare, kanun önünde eşitlik prensibine bu ölçüde misâl olmadı..."
HUKUK EDEBİYATI, -Nizam ve İdare Ruhu-I-, 28 Haziran 2011, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
Hukuk-Edebiyat