(...) Nehiy: Yasak etmek, yasaklamak. Dilbilgisinde emrin menfî şekli (Gelme! Gülme! gibi)… Menhî: Yapılması yasak olan şey… Münhî: Bildirilmiş, tebliğ edilmiş… Minhâ: Bundan, ondan… Minhâ: Hediye, bahşiş… Tedâisi: Allah’ın yasaklarının, O’nun tarafından, Mü’minlere bir hediye olarak bildirilmesi!… Nâhî: Nehyeden, yasak eden… Nâhı: Âlim… Nâhiye: Yan, taraf, kenar, civar. Küçük yer, bölge… Nâhû (Kürdçe): İşte, öyleyse, şöyle ki… Nahv: Yol, cihet, etraf, yön. Misâl. Mikdar. Kasd ve azmeylemek. Dilbilgisinde; kelimelerin birbirine rabt, izâfet ve amel eylemleriyle ilgili kaideleri içine alan ilim, sentaks… Nahvet: Kibir, gurur. Büyüklenme, azamet gösterme… Tedaisi: “Ben” diye bir üslûbla yazılmış haber!..
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Sayı 9, Nisan 1998), DANTE'NİN YOLCULUĞU -II- (İlâhî Komedyadan Tilki Günlüğüne)