Allah'ın anlattığı bir şey, insanlığın hidayeti için onun anlat-tığından daha güzel bir şekilde anlatılamaz. Onun anlattığından daha güzel bir anlatım şekli düşünülemez. Buna "âmenna" deriz ve Yusuf kıssasında bunu açık bir şekilde göreceğiz. Peki anlatılabilecek en güzel şekilde anlatmak ne demek? Daha önce anlatılan bir şeyi daha güzel, en güzel şekil-de anlatmak demek. Yusuf kıssası diğer kutsal kitaplarda da anlatılır fakat orijinal hâliyle değil. Özellikle Tevrat'ta Yusuf kıssası, İsrailoğulları'nın diğer peygamberleri ve peygamber kıssalarından bahsedilerek anlatılır. Bu yüzdendir ki Kur'ân'da Yusuf kıssasını veya diğer aşina oldukları peygamber kıssalarını duyduklarında "biz zaten bunu bili-yorduk, niye anlattın ki sen bunu bize şimdi" diyerek ala-ya alabilirlerdi. Zira Yahudiler alaya almayı, dalga geçmeyi çok severler. Fırsat buldukları her an Müslümanlarla dalga geçmişlerdir. Fakat bu konu hakkında dalga geçtiklerine, böyle bir şey dediklerine dair elimizde hiçbir veri yoktur. Çünkü kıssanın kendi kitaplarından çok farklı bir üslupla anlatıldığını anladılar. "Muhammed, bizim söylediklerimizi tekrar ediyor" diyebilirlerdi, diyemediler. Bu, Allah'ın aynı olayı Kur'ân'da en güzel şekilde yeniden anlatmasından kaynaklanır. Bununla birlikte Peygamber Efendimizin [sav] aktardığı peygamber kıssalarının olması gereken hâliyle, çok farklı bir üslupla anlatıldığını o kadar iyi anlıyorlardı ki hiçbir şey diyemiyorlardı. Aksine Tevrat'ı saklıyorlardı. Yahudiler Tevrat'ı saklamakla meşhurlardır çünkü aşikâr etseler Kur'ân'ın ne kadar muazzam ve doğru bir kitap olduğunu anlayacaklardı.
«Însan, yedisinde neyse yetmişinde de odur!» derler. Âmenna! Fakat yedisinde neyse on yedisinde, hattâ yirmi yedisinde, pek o kadar «o» değildir de ancak kırka doğru tekrar yedisindekne benzemeye başlar. Meselâ, yedisinde korkak olan çocuğa on yediye doğru bir cesaret gelir; kanı kaynar; ötede, beride bazı tehlikeli atılganlıklar yaptığını görürsünüz. Fakat kırktan sonra damarlar katılaşmağa başlayınca eski korkaklık gene deliğinden burnunu gösterir.
Kitap Alıntısı
Reklam
İşte günlerden bir gün Elâgözlüm, Yeni bir başlangıçla bitecek ömrümüz. Amenna ve Saddakna, Bari hoşça geçse günümüz… Hangisine tasa edeceğiz, şaştık. “Ölüm derdi, kalım derdi” derken Dimyata pirince giden misali, Yolun ortasına ulaştık… Ölüm bir hatıra gibidir insanda; Kâh hatırlanır, kâh unutulur. Fakat bir gün, bir gün nihayet Gözle görülür elle tutulur
Şiir
Amenna
(...) kusurlarının ve günahlarının bedelini tek tek ödeyeceğini(...)
Sinedie Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
“Bir saç tokasından yalnız kalmanın hakkından gelemeyen ben. Engin’den nasıl böyle rahatça kurtulabileceğimi sandım”. Hepimiz bir kuşatmadayız. İliklerimize kadar ıslanmışız. Bir başka Süheylâ bir başka dünya demektir. Öyle, amenna.Gel gör ki acizlik elveriyor, birden tenhalık basıyor
Alıntı
Onuncu Söz
Madem dünyada hayat var; elbette insanlardan hayatın sırrını anlayanlar ve hayatını sû-i istimal etmeyenler, dâr-ı bekada ve cennet-i bâkiyede hayat-ı bâkiyeye mazhar olacaklardır, âmennâ…
Envar Neşriyat·Kitabı okudu
Reklam
Reklam