Beşikler vermişim Nuh'a Salıncaklar, hamaklar, Havva Ana'n dünkü çocuk sayılır, Anadoluyum ben, Tanıyor musun ? Utanırım, Utanırım fukaralıktan, Ele, güne karşı çıplak... Üşür fidelerim, Harmanım kesat. Kardeşliğin, çalışmanın, Beraberliğin, Atom güllerinin katmer açtığı, Şairlerin, bilginlerin dünyalarında, Kalmışım bir başıma, Bir başıma ve uzak. Biliyor musun ? Binlerce yıl sağılmışım, Korkunç atlılarıyla parçalamışlar Nazlı, seher-sabah uykularımı Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar, Haraç salmışlar üstüme. Ne İskender takmışım, Ne şah ne sultan Göçüp gitmişler, gölgesiz! Selam etmişim dostuma Ve dayatmışım... Görüyor musun ?
ANADOLU İRFANI!! Tehlike gelmeden görenlere ABDAL Tehlike geldiğinde görenlere APTAL Tehlike gelsede göremiyenlere AHMAK Denir.
Meğer biz bir imparatorluğun değil, çoktan son nefesini vermiş bir hayalin mirasçılarıymışız. Yüzyıllarca hudut boylarında kanımızı dökerken, aslında sahipsiz bir naaşın başında nöbet tutuyormuşuz. Anadolu ise tüm bu hengâmenin ortasında, sahipsizliğin en büyük sessizliği olarak kalmış; Yıllarca başkalarının toprakları için israf edilen o kan, aslında bizim asıl yurdumuz olan Anadolu’yu kimsesiz bırakmış…Ne saraydakilerin bildiği, ne de üzerine titrediği o mahzun ana…
SELİM GÜRBÜZER KİTAPLARI-KDY
ÖLÜRÜM TÜRKİYE’M SELİMGÜRBÜZER Uzun yıllardır hem Bayburt Postası, hem En Politik adlı internet sitesinde yayınlanan yazıları 2023 yılı içerisinde Ölürüm Türkiye’m adlı üçüncü eserimi Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılık’tan okuyucu ile buluşturmanın heyecanını yaşamak apayrı bir duygu seli olsa gerektir. Yayınlanan bu eserim 612 sayfa hacimli, 10 bölüm altında 100’e yakın makaleden oluşuyor: -Hayat öykümden Ölürüm Türkiye’m Sevda kareleri, -Ölürüm Türkiye’m Sevdama ruh katan Şahsiyetler, -Türkiye’m Sevdasını Tehdit Eden İç ve Dış Mihraklar, -Fitne Katilden Beterdir, -Hepimiz Aynı Kilimin Desenleriyiz, -Türkiye’m Sevdasından Yeni Türkiye Yüzyılına Doğru, -Kimlik Bunalımı, -Kültür Buhranı ve Medeniyet Ruhu, -Rol Model Arayışları, -Sivil Toplum-Sivil Katılım-Sivil İnisiyatif vs. adlı bölümlerden oluşan kitapta, ayrıca Lise çağlarımda matbaasında çalıştığım Bayburt Postası Gazetesinin kurucusu Osman Okutmuş’u da “Kop Tipisi Işığı: Osman Okutmuş” başlıklı yazısı ile yâd etmiş oldum. Kitabın önsözünde şu ifadelere yer verdim: “Ölürüm Türkiye’m ölümüne bir sevdadır. Çocukluğumuzdan gençliğe, gençliğimizden ihtiyarlığımıza ve ölene dek heyecanı hiç dinmeyecek sevda yüklü bir tutkudur bu. Hatta sevda yüklü bu tutku seli öyle derinlemesine ruh iklimimize işlemiş ki, geriye dönüp şöyle baktığımda hayat hikâyemin hemen her karesinde bunu görebiliyorum. Nitekim kaleme aldığım eser incelendiğinde Dede Korkut hikâyeleriyle doğup büyüdüğüm Bayburt’tan tutun da Dadaşlar diyarı Erzurum’da üniversite yıllarıma uzanan öğrencilik anılarımda, mezuniyet sonrası meslek hayatına başladığım Aziz İstanbul’un manevi ikliminde ve kuvayı milliye ruhunun merkezi Ankara’da meslek hayatımın devamında bir kısım
yanılmıyorsam alıntıladığım ileti görselinde yer alan bu fotoğraf Mustafa Kemal'in zamanında, temmuz-eylül 1919 arasında, yaklaşık iki ay ikamet ettiği erzurumdaki evin müzeye çevrilmesi sonrasından.. Mustafa Kemal, şimdilerde ileti görselinde kendisinin fotoğrafının yer aldığı bu evde bizzat ikamet ettiği zamanlarda, 8 temmuz günü vahdettin adına ali fuat -türkgeldi- beyden bir telgraf alır.. kendisine gelen telgrafta vahdettin, onun anadoludaki çalışmalarının ingilizler tarafından yanlış anlaşıldığını ve ingilizlerin istanbul hükümetine kendisinin faaliyetleri yüzünden büyük baskılar yaptıklarını ifade eder.. vahdettin, ingilizlerin Mustafa Kemal'e karşı onur kırıcı bir harekette bulunmayacaklarına dair kendisine kesin söz verdiklerini belirtir ve, 'istanbula dönmeniz için tereddüt edilecek bir neden kalmamıştır.' diyerek de Mustafa Kemal'in bir an önce istanbula dönmesini ister.. Mustafa Kemal, vahdettinin bu son önerisine cevap vermeden önce, vahdettinin onayladığı bir karar ile ordu müfettişliği görevinden azledilmiştir oysa.. 8 temmuzu 1919u, 9 temmuza bağlayan gece ali fuat -türkgeldi- Mustafa Kemal'i makine başına çağırır. Mustafa Kemal de, rauf -orbay- bey, bitlis valisi mazhar müfit -kansu- bey ve erzurum müdafaai hukuk cemiyetinden bazı üyelerle birlikte postaneye gider.. ali fuat -türkgeldi-, Mustafa Kemal'e o sabah gönderilen şifre telgrafı alıp almadığını sorar.. Mustafa Kemal, şifrenin çözülmekte olduğunu bildirir ali fuat -türkgeldi- beye.. ali fuat -türkgeldi- bey, Mustafa Kemal'e şartlar gereği yüksek görevlerine son verildiğini açıklar ve istanbula dönmesinin vahdettinin emri olduğunu hatırlatır.. Mustafa Kemal ise olacak olanların çoktan farkındadır.. Mustafa Kemal, havza ve amasya sonrası aklında olanları artık söyleme zamanının geldiğini
Mustafa Kemal Atatürk

Zeynep

@Zeyarles
·
Hatıraların ardında
Zaman geçer, fotoğraflar sararır; fakat bazı bakışlar bir milletin hafızasında daima canlı kalır.
Mustafa Kemal Atatürk
Nenelerimizin dövmeleri Arap aşiretlerinin kadınları sanki bu kaderin karşısında bir yakarma bir sevinç arayışı gibi dövme yaptırmış yüzlerine bütün sözcükler dualar ve ağıtlarda Atlas sayı 98 mayıs 2001 Resûlullah (sav) rüyasında başının kesildiğini gören bir adama gülümseyerek, “Şeytan birinizle uykuda oynadığında onu herkese anlatmasın!” şeklinde nükteli bir cevap vermiştir. Ceylanpınar ve urfada pek çok aşirette yaşıyor aşiretlere ise genelde gelenek görenek ve töre hakim bazen ne yazıkki o töreler insana kötü rüyalar gördürüp şeytanın elinde bir oyuncak haline getirebiliyor doğu güneydoğu ve Anadolu toprağı ataerkil bir yapıya sahip ve pek çok kez baskı gören kadınlar berdeller yaşamak mecburiyetinde kalarak dualarını ağıt yapmışlar ama ne çare Resûlullah (sav) in dediği gibi şeytan insan ile her yerde oyun oyunuyor fakat kötülüğe bilerek yenilen insan şeytana gülümsüyor insan töre ve kötü adetlerce başı kesilen binlerce kadına rastlıyor bugün güneydoğu ve doğu insanı törelere zalimliğe olan isyanını yüzündeki dövmeye yansıtıyor nenelerimizin isyanını anlatan bu döğmelere Deqin adı veriliyor kimi zaman yeşil kimi zaman mor olan bu döğmelerin her çizgisinde bir anlam ve hikaye var bu geleneksel bir dövme sanatı bu sanat sadece güzellik için yapılmaz aynı zamanda kadının yaşadığı içsel acının dışa vurumudur insanlar yaşadığı acı ve neşeyi bir ezgi gibi yüzlerine işlerler
Duygu ve Düşünce