Çocukluğumuzdan beri doğruluk, dürüstlük üstüne atasözleri biliriz. Bunlar birer ana baba gibi kafamızı yoğurur. Onları dinlemeye, saymaya alışırız.
Onlara aykırı atasözleri de vardır. Daha hoşumuza giden, gönlümüzce konuşan, çekici atasözleri! Biraz aklı başında olan böylelerini dinlemez. Dalkavuklara değil, anasına, babasına benzeyenleri dinler.
Diyelim ki, bu sözlerle yetişmiş bir insana doğruluğun ne olduğunu soruyorlar. O da bildiklerini söyleyince, bozuyorlar onu. Sözlerini türlü yönlerden çürütüyorlar. Sonunda, adam doğrunun tam tersinin de doğru olabileceğini düşünüyor. İyilik, doğruluk ve bütün yüksek bildiği değerler karşısında şüpheye düşüyor. Bu adamın artık onlara saygısı kalır mı? Dinler mi onları?
Bütün bu değerleri tanımaz, kendini onlara yakın saymaz olunca, neye inanacağını bilemeyince, hangi öğütlerden yana gider kendiliğinden? Hoşuna gidenlerden yana değil mi?
İşte o zaman bence, töreye saygı gösterecek yerde, karşı kor.
Öyleyse, diyalektikle uğraşanların başına gelenlere hiç de şaşmamalı. Hoşgörebiliriz onları…
Sayfa 261 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu