Bu bok hengamede,bu deliller, aptallar, eşekzadeler ve kısırlıklara rağmen sen varsın.Sen yaşıyorsun.Veyl onlara ki seni tanımadan ölüp gitmişler!Veyl! Hala da tanımayanlara.
Ben gerçekten kötü bir insan değilim. Ne aksi bir adamım,ne uysal; ne namuslu, ne alçak, ne de onurlu biriyim. Ne kahramanım, ne de bir korkak. Hiçbir şey olamadım. Şimdi ise köşeme çekildim. Bir yandan akıllı insanların bir baltaya sap olamayacaklarını ve yaşamda başarılı olanların sadece aptallar olduğunu düşünerek avutuyorum kendimi.
Diğerlerinden farklı olmamak daha iyidir. Çirkinler ve aptallar bu dünyada her şeyin en güzeline sahiptirler. Kafaları son derece rahat, ağızları bir karış açık öylece oturup oyunu izleyebilirler.Zafer nedir bilmezler belki ama en azından, yenilgiyi de tatmazlar. Hiç istiflerin bozmadan kayıtsız, gürültüsüz, patırtısız yaşayıp giderler; tıpkı hepimizin yaşaması gerektiği gibi.”
Aptallar sevdikleriyle düşer, kötüler sevdiklerini aşağı çeker. Onda ikisi de vardı. Annesine inanmıştı. Çünkü aksini söyleyen kimseyi tanımamıştı.Âşık olduğu kadın hariç. Sadece o. Sadece o kadın öğrenme güçlüğünü,konuşma zorluğunu, işsizliğini, garip davranışlarını önemsememişti.Sadece o, gözlerine bakıp, “Sen benim için değerlisin” demişti. Ama şimdi yoktu.