Eskisi kadar özlemiyorum seni, Ve ağlamıyorum olduk olmadık zamanlarda.. Adının geçtiği cümlelerde, gözlerim dolmuyor.. Yokluğunun takvimini tutmuyorum artık. Biraz yorgunum.. Biraz kırgın... Biraz da kirletti sensizlik beni! Nasıl iyi olunur henüz öğrenemedim ama "iyiyimler" yamaladım dilime. Tedirginim aslında, seni unutuyor olmak, Hafızamı milyon kez zorlamama rağmen yüzünü hatırlayamamak korkutuyor beni.. Gel diye beklemiyorum artık, Hatta istemiyorum gelmeni. Nasıl olduğun konusunda ufacık bir merak yok içimde. Ara sıra geliyorsun aklıma, banane diyorum. Benim derdim yeter bana banane! Alıştım mı yokluğuna? Vaz mı geçiyorum, varlığından? Tedirginim aslında, Ya başkasını seversem? inan o zaman seni hayatım boyunca affetmem... Özdemir Asaf
Sana cennetten bir parça gösterdim. Hayatımın bahçesinde yaptığın her yürüyüş,senin için açan her çiçek,ismini söyleyen kuşlar kaybettiğin mucizelerdi.
Pegasus Yayınları·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ve son...
Gerçeği sadece Simon Rickiel, Milan Curiç ve ben biliyorum. Bu sırrı mezara götürmekte de kararlıyız. Ayrılırken, Milan Curiç sadece, “Bir daha birbirimizi görmemeliyiz Louis” dedi. “Dostluğumuz yaralarımızı kanatmaktan başka bir işe yaramaz.” Elimi tuttu, var gücüyle sıktı. Bu değerli adamla el sıkışmak, sakatlık kompleksini sonuna dek yok etti. (302. sayfaya kadar soluksuz bitirdim :) inanılmaz iyi bir finaldi. Zaten J.C.G olağanüstü bir yazar benim için. Her kitabı bambaşka bir dünya ve ustalık eseri. Ba-yıl-dım!)
Sayfa 302 - Louis Antioche.·Kitabı okudu
“Benim bildiğim şu, vazgeçmek bazen sahip olduğumuz şeylerin en iyisidir. “Elimden tut yoksa düşeceğim” demiş Atillâ İlhan. Galiba kimi durumlarda o, “Elimi bırak yoksa düşeceğim” diye okunabilir. Aşk kaç kişilik bilmem ama vazgeçmek tek kişiliktir.”
Sayfa 307·Kitabı okudu
Kapalı bir sabırda insan, kaygısız bir unutuluşta insan, acı bir gülüşte insan. Bin yıllık köylülüğüm bu benim, bin yıllık uzaklığım, bin yıllık hiçliğim! Hiçbir taşta adım yok, hiçbir çelikte, hiçbir ağaçta, hiçbir tabelâda adım yok; ne bir memleket öğlesinde, ne bir kentin bir evinde, ne yorgun bir anıda, ne insan bir gündüzde ne de uysal bir gölgede...
Sayfa 228 - Yaban Yazıları·Kitabı okudu
Alıntı
“O günden bu yana güneş benim için parlamıyor artık, sönerse de umurumda değil.”
Sayfa 77