• İnsanları izliyorum, dinliyorum .. Kiminin kredi borcu, kiminin ev araba borcu var.Tatile gidemediği için yazı boşa geçirdiğine inanan, bir kaç yıl önce aldığı mobilyalardan sıkılan deli gibi çalışıp evladının nasıl büyüdüğünü görmeden ona mal biriktirmeye çalışanlar var.. Evde eşine bir bardak su vermeyi kölelik olarak algılayıp elin adamının modern kölesi olanlar ve buna özgürlük diyenler var.Hiç ihtiyacı bitmeyen her gördüğünü alan ve hiç doymayan insanlar var. Edepsizliğe özgüven diyen var. Ahlaksızlıklara aşk diyen var. Saatlerce saçma sapan diziler izleyip ağlayanlar var. İzliyorum, dinliyorum, düşünüyorum, yalnızlaşıyorum.
  • AĞAÇLAR GAZELİ

    inadına aşk, inadına özgürlük, inadına yaprak...
    ağacın utandığı çığlığı şiir fısıldar

    ne batıda ne doğuda tek yaprağını görmedim
    kırgınım felsefeye, yer vermemiş ağaca bir bilge olarak

    şiirle ağacın kökleri aynı: ya sabır ya aşk!
    insanın hızla terk ettiği anıların gölgesi olmak

    yavaş git, ruhum yetişemiyor sana, dedim, içimden
    kopan yolcuya, dursaydı, ağaçların gözyaşını dinletecektim

    ruhun sendeyse hala hala bir ağaca emanet et onu
    dünyaya yalnızca hayvanların ve ağaçların itirazı var

    ey ağaçlarla konuşmadan insanlarla konuşmaya çalışanlar
    Adil’in ağaçlarını dinleyin, susmakmış o kayıp dil

    zeytini dinledim beklemeyi öğrendim, akasyadan gitmeyi,
    vuslatı ceviz ağacından, limonun dediği ayrılığı ve aşkı nardan

    ağaçlar komşumuzun evidir, ruhumuz gülümsüyor avlusundan
  • Hayatı yaşanabilir, ölümü katlanabilir kılan neydi? Bir amacı değerli kılan, onun uğruna ölenlerin ne kadar değerli olması mıydı? Peki ya değer ile zehir arasındaki ince çizgiyi ayıran, belirleyen neydi? Aşk mı, özgürlük mü? Amaç mı, sadakat mı? Yoksa ödenen kefaretin büyüklüğü mü?
  • SEFİLLER & NOTRE DAME'IN KAMBURU, & DENİZ İŞÇİLERİ, & BİR İDAM MAHKUMUNUN SON GÜNÜ''
    İnsanı düzeltmenin toplumu düzeltmekle olabileceğini savunan Romantizm akımının öncülerinden olan Victor Hugo sınırsız ilham kaynağıyla başıboş duyguları ve hayalleri dizginlenemez bir coşkunlukla; sanatı merkeze oturtarak, dramın hüznünde, betimlenmelerin yoğunluğuyla, halkın konuşma dilini esas alarak yazdığı üçlemesi insanın esas mücadelesi olan toplum,din ve doga ve ölüm meselelerini psikolojik analizlerle kaleme almıştır. Sefiller kitabında toplumu, Nötre Dame’ın Kamburu kitabında dini, Deniz İşçileri kitabında doğayı, Bir İdam Mahkumunun Son Günü'nde ölümü işlemiştir. Konularını kök salan ağacın dallarının kimi zaman meyvelerle dolması, zamanla yapraklarını dökmesi, 4 mevsim misali zamandan mekandan etkilenip değişmesi gibi detaylıca tasvir etmiştir. Bazen dehizlere bazen de apakuruya yönelmiştir.
    *************
    SEFİLLER
    Victor Hugo’nun, özgün adı ile Les Misérables olan romantizm akımının tesirinde yazdığı 1862 basımlı Sefiller kitabı Fransız İhtilali sonrasındaki Fransa’nın karanlık günlerini anlatan bir dönem romanıdır. Roman, Hugo’un yaşadığı çağın ve günlerin zamanında geçer. 1930’lu yıllardaki Fransa’nın toplumsal sorunlarını, özgürlük, adalet, eşitlik gibi kavramları siyasi ve sosyolojik içerikle ele alırken, Paris halkının hayatını, Paris’in arka sokaklarında çırpınan, batağa sürüklenen kiminin bu çamurun içinden çıkmak için verilen soluksuz mücadeleyi anlatır.
    Bir kürek mahkumunun yaşama tutunma çabası, kötülüğü ruhundan atıp erdemli bir adam olabilme savaşı; hayatına yön vermesini sağlayan insanlarla ilişkilerini ve onların aşk, sevgi, nefret, kin, menfaat, imtikam gibi insani duygularıyla biçimlenmesini Sefilliğin en dip köşesine değinerek anlatır.
    *******
    NOTRE DAME’IN KAMBURU
    19. yy başlarında Notre Dame Katedrali'nin bakımsızlığından dolayı yıktırmak isteyen şehir planlamacılarına karşı halkın ilgisini buraya çekmek ve katedralin yenilenmesini sağlamak için Notre Dame'ın Kamburu, Victor Hugo tarafından yazılan, Fransız İhtilali sonrası Fransa’nın karanlık günlerini anlatan 1831 yılında yayınlanan bir romandır. Roman İnsanların gözünde bir yaratık olarak tanımlanan, çirkin, kambur, engelli bir kilise zangocu ile Fransa’nın dini lideri kilise papazının güzeller güzeli bir çingene kızına aşklarını , bu aşkın neticesinde Zangoç ile Papaz’ın ruhlarında oluşan ikilemeleri anlatır. İnsanların hayatında kaderin önemini, dinin, iç ve dış güzelliğin, çirkinliğin, yoksulluğun, bilginin ve cehaletin, batıl inançların etkilerini romantizm etkisiyle kaleme alınmıştır. Kitapdaki diğer bir önemli detaysa; eğitimin, okumanın yoksullukla engellenemeyeceği hususudur. Kimsesiz, fakir biri de eğer içinde varsa bir şekilde öğrenmenin yolunu bulabileceğini, açlığın ve sefaletin buna engel olamayacağını vurgular.
    *******
    DENİZ İŞÇİLERİ
    Özgün adı ile “Les Travailleurs de la mer “ olan Deniz İşçileri, Fransız yazar Victor Hugo'nun 1866 yılında yayımlanan romanıdır. İnsanı, hayatı boyunca hem iyi hem kötü sonuçlara götüren sürekli bir savaş halinde olduğu "din, toplum ve tabiat" kavramlarını, insanın kalbiyle de şekillendiren serüvenini konu ettiği Hugo'nun üçlemesinin doğa basamağı olan Deniz İşçileri yazarın sürgün ve sonrasında devam ettirdiği gönüllü sürgün zamanında yazdığı başyapıyıdır. Romanda; görüntüsü kaba, saba, toplumdan dışlandığı için yabani olan ama iyi niyetini kaybetmeyen, tertemiz bir kişiliğe sahip olan aynı zamanda güçlü, kararlı, iradeli bir adamın karşılıksız aşkı ve büyük cesaretiyle verdiği mücadeleleri ve fedakârlığını işlenmiştir. Doğa şartlarını tüm teferruatıyla tasvir ederken, insanların gücünü, zaafını, fiziksel ve ruhsal yapılarını, iyi ve kötü taraflarını, ikiyüzlülük ve doğruluk aşamalarını ustalıkla yansıtmıştır.
    ***********
    BİR İDAM MAHKUMUNUN SON GÜNÜ
    Victor Hugo’nun Paris’teki ünlü Greve Meydanı’nda gerçekleştirilen bir idama tanıklık etmesi sonrasında 1829 yılında kaleme aldığı ‘’Bir İdam Mahkumunun Son Günü’’ 19. yüzyıl Fransa’sını gerçekçi bir biçimde ele almasıyla hem tarihi hem siyasi hem sosyolojik bir kaynak olarak değerlendirilir.
    Eser, İdamı bekleyen bir adamın dilinden yazılmış bir günce niteliğindedir. Ölüm korkusu ve merhamet duygularını, hayatının sonuna yaklaşan bir insanın ruh halindeki değişimleri, gelgitleri başarılı bir şekilde ortaya koymasıyla psikolojik bir roman olma özelliği de taşır.
    Hapsedilmeden önceki yaşamına yabancılaşan, hayatını bağladığı insanların da ona yabancılaştığını fark eden mahkumun duygu ve düşünceleri pişmanlıkları konu edilir. Son ana kadar devam eden puslu bir umut ve bu umudun içine hapsolup sık aralıklarla ayyuka çıkan şiddettli bir korku mevcuttur, bir diğer çarpıcı husus ise mahkumun son kertede insanlar hakkındaki düşünceleri belirtilir. Victor Hugo insan hayatının son aşaması olan ölüm öncesi yaşanan ikilemleri, pişmanlıkları, huzursuzlukları, geride kalan boşlukları ve eksiklikleri tüm çıplaklığıyla sunar.
    ***************
    Victor Hugo üçlemesinde insanı, doğayı tasvir ederken kişiliği oluşturan nedenleri de derinlemesine ele almış düşünceleri toplumun içinde bulunduğu şartlarla değerlendirip, bilimin ve dinin ortak noktalarının ve farklı taraflarının süzgecinden geçirerek günümüze kadar geçerliliğini koruyan özelliklerle sunmuştur. Bir İdam Mahkumunun Son Günü ile de bu hayatın son aşaması olan başka bir hayatın başlangıcı olan ölümü ele alır.
  • 1765 syf.
    ·21 günde·Beğendi·9/10
    Victor Hugo’nun, özgün adı ile Les Misérables olan romantizm akımının tesirinde yazdığı 1862 basımlı Sefiller kitabı Fransız İhtilali sonrasındaki Fransa’nın karanlık günlerini anlatan bir dönem romanıdır. Roman, Hugo’un yaşadığı çağın ve günlerin zamanında geçer. 1930’lu yıllardaki Fransa’nın toplumsal sorunlarını, özgürlük, adalet, eşitlik gibi kavramları siyasi ve sosyolojik içerikle ele alırken, Paris halkının hayatını, Paris’in arka sokaklarında çırpınan, batağa sürüklenen kiminin bu çamurun içinden çıkmak için verilen soluksuz mücadeleyi anlatır.
    Bir kürek mahkumunun yaşama tutunma çabası, kötülüğü ruhundan atıp erdemli bir adam olabilme savaşı; hayatına yön vermesini sağlayan insanlarla ilişkilerini ve onların aşk, sevgi, nefret, kin, menfaat, imtikam gibi insani duygularıyla biçimlenmesini Sefilliğin en dip köşesine değinerek anlatır.
  • Illinois’deki o dondurucu günden itibaren yeni bir evren açılıyordu Simone’un önünde. Yeni bir aşk, bir başka erkek. Adı Nelson Algren’di, anlatıldığı kadar yakışıklıydı, daha da önemlisi, o da yazmayı biliyordu.
  • Ruhsal hastalıklar salgın boyutuna ulaştı. Artık öyle birkaç kişi ruh hastası değil; gerçek şu ki bütün dünya bir tımarhaneye döndü. Tüm insanlık bir tür nevroz geçiriyor ve bu nevroz senin kendi narsist durgunluğundan kaynaklanıyor. Herkes ayrı bir birey olma hayalini besliyor;sonra da deliriyor. Ve bu delilik anlamsız, verimsiz, yaratıcı değil.

    Aşk Özgürlük Tekbaşınalık, Osho