• Üsküp'ün içinde kumaş biçerler
    Sevdadan gayrısı dar gelir bana
    Ellerin zoruyla yardan geçerler
    Ben yari bırakmam zor gelir bana..
    Aşkın acısına ferman diyorlar
    Ellerin fermanı vız gelir bana
    Olmaz iklimlerden yollar aşıldı
    Gönlümün fermanı yaz getir bana..

    ( Mustafa Cengiz Onural- Üsküp Sevda Şarkısı)
    https://www.youtube.com/watch?v=DAfJXyBXvco
  • Nuveyba

    Öfkemin hançerine su ver sen
    kalkalım bir seher vakti Nuveyba
    işgaledilmiş topraklarımız üstüne
    güneş doğmadan önce

    her taşın dibine bir yıldız gömmüşler
    şu denizden hala kırbaç sesi gelir
    atlıları en son ne zaman görmüştün Nuveyba
    nezaman öpmüştün ayağını Selahaddin’in

    kol kırılır yen içinde kalır
    ya baş koparsa Nuveyba
    bu gövde bir düşerse yere ya
    kan tutar dağları, atom santrallerini
    yeryüzünü ve umutları sel alır

    geriye andın, aşkın ve adın kaldı
    andını çocuklar içti Nuveyba
    aşkın yüreklere düştü
    adın cellatların kirli elinde
    Filistin askısına dönüştü

    kan akacak bu topraklarda kan
    kendileri benimkini
    demirden atları seninkini içecek
    bir can düşecek toprağa
    Sabra
    bir can kalkacak.

    Ramallah’ta tarlalara çocuk ektik Nuveyba
    taşlarıyla ebabiller dönüştü tomurcuğa
    güz ekinidir bilirsin verirse Mevla
    yüreklerin buz kestiği bir mevsimin ardından
    her bir çiçek kesebilir çocuğa

    sihirbazın çırağını hatırlarsın Nuveyba
    o hendekte hala tüter annelerin şarkısı
    o gün bu gün hala utanır güneş
    adın ateş, andın ateş, aşkın ateş.

    Mustafa İslamoğlu
  • Yaşamak denilen bu yüce şiir
    Bir yaz yağmuru değildir insanda
    Öyle etkisiz
    Öyle selamsız geçer mi sanıldı
    Mutluluk denilen o büyük özlem
    Bir bülbül şarkısı değildir şafakta
    Öyle sessiz
    Öyle soluksuz biter mi sanıldı
  • İbrahim peygamberin ateşe atılırken Cebrail'in
    "-Beni Rabbin gönderdi, benden bir isteğin var mı derhal yapayım. Dilersen şu tepeleri birbirine kapativereyim; istersen şu kalabalığı taşa çevireyim." dediği.
    İbrahim Aleyhisselamın;
    "-Ben senden bişey istemiyorum. Ben Allah'a tevekkül edenlerdenim. O bana dost olarak yeter." teslimiyetine şahit melekler ve koca kainat...
    Biz hep karıncanın hikayesini biliriz, hani ateşi söndürmeye niyet eden karınca. Kendisine bu kadarcık suyla mı söndüreceksin o göklere ulaşan alevleri denilince;
    -Bende söndüremeyeceğimi biliyorum ama tarafım belli olsun der."
    Hıh işte tıpkı bu karınca gibi bir canlı daha vardır.
    Bakın hele bu uçan da kim kanatları bedeninden neredeyse kopacak, öyle hızlı uçuyor ki neredeyse çatlayacak.
    Kim mi?
    Kendisine bülbül derler minicik bir kuş. Minicik dediğime bakmayın bedeni küçük gönlü kocaman bir bülbül...

    O bülbül ki İbrahim'in teslimiyetine vurulur.
    Bülbül ve İbrahim için gül bahçesine dönüşen alevler...
    Allah o gün İbrahim'e dostluğunu, bülbüle o gül bahçesini verdi.
    Gül bahçesinin kendisine verildiğini duyan Bülbül gururlanmaya başlayınca İbrahim'in henüz gerçek Gül'ün Muhammed'in (sallahu aleyhi vesselam) açmadığını söylemesi ve bülbül için hasretin başlaması...
    Bülbül dostu İbrahim'e yalvarmaya başlar ne olur benim için dua et Gül Muhammedi göreyim.
    40 şarkı söylemesi karşılığında İbrahim Aleyhisselam bülbül için dua eder ve duası kabul olur.

    Sonrası mı, sonrası bildiğiniz gibi uzun bir bekleyiş başlar bülbül için. İbrahim'i can dostu ve daha nice peygamberin dünya hayatından göçmesine şahit olur.
    Cehaletin hat safada olduğu, insanlığın tabiri caizse mumla arandığı karanlık yıllar başlar...
    Bülbül gün be gün dünyanın cehaletten arınacagi insanlığın nurla yikanacagi anı bekler. Kutlu nebiyi "Gülünü" bekler...
    Kitap her ne kadar siyer kitabı olsa da minik bir bülbülün ağzından anlatılması kitabı farklı kılıyor.
    Gerçi anlatılan peygamberimiz olunca kimin ağzından anlatıldığınin bir önemi kalmıyor. Ne kadar bildiğimiz bir hayat bile olsa bile her okunduğunda damakta ayrı bir lezzet bırakıyor.
    Okuyun zira insan tanıyarak sever.
    Peygamberimizi görmeden iman eden bir ümmetiz elhamdülillah.
    Ama sevgi tanımakla mümkündür, peygamberimizi tanıyarak sevebiliriz ancak. Kendisinin bizi ne kadar sevdiğine kendisinin sözleriyle bakalım:

    "Ah keşke bana doğru, havuza gelen kardeşlerimi bir görsem de, içlerinde şerbetler olan kaselerle onları karşılasam. Cennet’e girmeden önce, onlara (Kevser) havuzumdan içirsem.”

    Bu sözleri üzerine ona denildi ki:”Ey Allah’ın Resulü biz senin kardeşlerin değil miyiz?”

    O şöyle cevap verdi:”Sizler benim ashabımsınız (arkadaşlarımsınız). Benim kardeşlerim de beni görmedikleri halde bana inananlardır. Mutlaka ben Rabbimden sizinle ve beni görmeden iman edenlerle gözlerimi aydınlatmasını istedim.”(1)

    Kendisi öyle bir peygamber ki,
    'Sevgilisinin kapısına erişince geri dönmüştür.'
    Peki ama neden ?
    Kim Allah'ın huzuruna gider de geri dönmeyi düşünür?
    Gaye, Sevgiliye varmak ise, vuslattan sonra hasreti kim isterdi? Peygamberimiz istemişti.
    Bütün salih kardeşlerini, Cebrail'i, kendi hamuru Okan nuru, kısacası öz vatanını bırakıp yeniden gurbete gelmişti.
    O, bütün insanlardan ve nebilerden üstündü.
    O, garipler garibi arkadaşları için, Sevgili'den ayrılmıştı.
    O, inananlarını ateşten korumak için kendini yeniden Kureyş ateslerinin içine atmıştı.
    O vahyi tamamlamak, sözü mühürlemek üzere ulvi alemden sulfi aleme tenezzül buyurmuş, ümmeti için yapabileceği en büyük fedakarlığı yapmıştı. Üstelik paha biçilmez bir hediye getirerek.
    Öyle bir hediye ki hakiki Sevgili'nin aşkıyla bütün arkadaşlarına tek tek yanma fırsatı tanıyor, o aşkın alınlarında nur olarak parlamasına zemin hazırlıyor, günde beş kez Sevgili'yle buluşma imkanı tanıyordu....
    İncelemeyi bitirirken Peygamberimizin Veda Hutbesinde müminlere söylediği şu sözleri söylemeden bitirmek istemiyorum. Bu emanetler hepimizedir.

    "Müminler! Size iki emanet bırakıyorum, onlara sarılıp uydukça hiç şaşırmazsınız. O emanetler Allah'ın kitabı Kur'an-ı Kerim ve peygamberin sünnetidir."

    Güle Peygambere layık bir ümmet olma duasıyla.....
    Bana bu kitabı hediye eden güzel insan Derya cıma teşekkürü bir borç bilirim.
  • Yaşamak denilen bu yüce şiir
    Bir yaz yağmuru değildir insanda
    Öyle etkisiz
    Öyle selamsız geçer mi sanıldı
    Mutluluk denilen o büyük özlem
    Bir bülbül şarkısı değildir şafakta
    Öyle sessiz
    Öyle soluksuz biter mi sanıldı..
  • Yaşamak denilen bu yüce şiir
    Bir yaz yağmuru değildir insanda
    Öyle etkisiz
    Öyle selamsız geçer mi sanıldı
    Mutluluk denilen o büyük özlem
    Bir bülbül şarkısı değildir şafakta
    Öyle sessiz
    Öyle soluksuz biter mi sanıldı
  • Sanırım haziran başlarında bir akşam. Gündüzüne inat, serin hava. Biraz yürüsem iyi gelir diyorum. Gidebilirsem Koşuyolu Parkı na kadar...
    Sabahtan beri hiçbir şey istemiyor canım. Tatlıcı Şeyhmus'un önüne gelene kadar sürüyor bu durum. Burma kadayıf görene kadar...
    Oturup bir porsiyon tatlı istiyorum. Henüz ikinci lokmayı bitiriyorum ki kesiyor, yiyemiyorum daha fazla. Sabahtan beri aç olmamdan olacak, dengem alt üst oluyor bir anda. Gözlerim hâlâ tatlıda, kalkıyorum yerimden. Felaketinden vazgeçememek benimkisi. Nasıl iştahla başlamıştım oysa. Sanırım çok sevsen de sabırsız davranmak hep dengeni alt üst ediyor... Hep öyle oluyor zaten....

    Yilmaz Odabaşı'nın kendi dilinden yazdığı, ismini Cemal Süreya 'nın Şarkısı Beyaz adlı şiirinden alan roman, 80'li yıllar, darbe sonrası sıkıyönetim döneminde kendine yeni bir başlangıç yapabilmek için çabalayan bir adam, sıkıntıları, acıları ve ummadık anda kapısında bulduğu, aşık olduğu Nevin'i konu alıyor.
    Nevin, manik depresif, hukuk fakültesi öğrencisi. Tutarsız hareketleri, onun iyileşmesi için verdiği çaba yazarı ne kadar yorarsa yorsun, dengesini ne kadar alt üst ederse etsin, ne kalbe hüküm veriliyor, ne de kalbin çığlıklarından , dışarıdan gelen " boş ver " ler işitilebiliyor.
    Netekim sevmek, sevdiğinin iyi oldugunu bilmektir zira...
    Ama yolları kimse tutamamış bu zamana dek. Ne gidenlere gücü yetmiş yolu bekleyenin, ne de felaketi olsa da, sevmekten vazgeçmiş bir kere tutulan...

    Gitti...Kanatları yüreğimdeydi
    Kalan elimde minyatür bir kuş şimdi
    Yitirdim o aşkın kimliğini
    Hükümsüzdür...

    Keyifli okumalar...