Köpeğin cezasını kurt verir, kurdun cezasını aslan... Dişi diş keser, elması elmas...
Alıntı
​"Bir aslan tarafından kovalanan bir zebra, muazzam bir fiziksel stres yaşar ama bu durum genellikle birkaç dakika içinde ya ölümle ya da kurtuluşla sonuçlanır. Yani sistem normale döner. Oysa insan yapımı hiyerarşilerin en altındakiler, her sabah uyanıp hiçbir zaman bitmeyecek, bir aslan tarafından kovalanıyormuşçasına kronikleşmiş bir ekonomik ve sosyal tehditle yaşarlar. İnsan sistemleri, doğanın akut (anlık) savunma mekanizmalarını alıp, onları kalıcı birer psikolojik işkence protokolüne dönüştürmüştür."
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"Geçme namert köprüsünden ko aparsın su seni !"ydi. Bu şövalyeliğe takılırdı. ikinci dize"Yatma tilki gölgesinde ko yesin aslan seni!" Tilkilerin gölgesinden kaçıp hangi aslandi o seni paralamasını isteyecegin. Doğru yoldasın da seni paralamaya kalkıyorsa aslan olması neyi değiştiriyordu o mendebur canavarın? Akıllarına güvenip sözcükleri bilgiçlikle yan yana diziyor, gününe göre yorumlayıp kendilerine yol çiziyordu insanlar.
Sayfa 57 - Everest·Kitabı okuyor
“Yeni bilgiler öğrenmek bir yana, eski bildiklerimi unutmaya başladım. Düşüncelerimin doğruluğunu ölçmekten yoksun kaldım artık. Kimsenin gözünde, anlattıklarımın yansımasını göremiyorum, artık? Her şeyi unutuyorum, noktalamayı bile? Ünlem işaretinin nerede kullanılacağını bilmiyorum? Üstelik ne ıstırap çekmeyi ne de gerçekten korkuyu öğrenebildim (ya da öğrenemedim). Hangi sözü kullanacağımı bilmiyorum. Yalnızlığımın yalnız bana zararı dokundu.”
Alıntı
Halbuki evlilik bir şehir kurumu, bir emniyet düzenidir. At cambazhanelerinde müzik çalan ve fokstrot oynayan, dişi sökülmüş, tırnakları eğelenmiş zararsız aslan.orman canavarına göre neyse, aşka kıyasla evlilik de odur.
O kadar uzun zaman önceydi ki, o zamandan beri taşlar kum haline geldi, dağlar ova oldu, ovalar denizlere dönüştü. Bu, Manas’ın yaşadığı uzak zamanlardı; aslan yelesi gibi gür saçlı Manas, çevresine Kırgız boylarını toplar, Kara-Kıtay hükümdarlarının zulmüne karşı durmaya çalışırdı. O zamanlar, tutsak alınan Türkleri kurtarmak için Pekin’e kadar seferler yaparlardı... Alaca yeleli Manas, Altay’dan Kaşgar’a kadar ün kazandı; Türklerin vatanını özgür kıldı, yabancıları kendi topraklarından, duvarlarının ötesine sürdü. Manas’ın yıldızı, sabahın erken saatlerinde, gündüz ışığında yükselirdi; gökyüzünün tam ortasında doğardı Manas’ın yıldızı, gece olunca, gece boyunca, şafak sökünceye kadar parlamaya devam ederdi; işte o, Kırgızların en güzel günleriydi...
Sayfa 110 - Toprak ve Flüt - Ketebe Yayınları