O kadar uzun zaman önceydi ki, o zamandan beri taşlar kum haline geldi, dağlar ova oldu, ovalar denizlere dönüştü. Bu, Manas’ın yaşadığı uzak zamanlardı; aslan yelesi gibi gür saçlı Manas, çevresine Kırgız boylarını toplar, Kara-Kıtay hükümdarlarının zulmüne karşı durmaya çalışırdı. O zamanlar, tutsak alınan Türkleri kurtarmak için Pekin’e kadar seferler yaparlardı...
Alaca yeleli Manas, Altay’dan Kaşgar’a kadar ün kazandı; Türklerin vatanını özgür kıldı, yabancıları kendi topraklarından, duvarlarının ötesine sürdü. Manas’ın yıldızı, sabahın erken saatlerinde, gündüz ışığında yükselirdi; gökyüzünün tam ortasında doğardı Manas’ın yıldızı, gece olunca, gece boyunca, şafak sökünceye kadar parlamaya devam ederdi; işte o, Kırgızların en güzel günleriydi...
Sayfa 110 - Toprak ve Flüt - Ketebe Yayınları