“Kayda değer bir şey götürmemiş, eşyayı aynen bırakmıştı, yalnızca birkaç ıvır zıvır ile giysilerini koymuştu valizine ama bıraktığı boşluk inanılmazdı, artık yoktu, gülüşü, hafifçe yürüyüşü, hiçbir şey kalmamıştı geriye, banyoda duştan su damlıyordu, sabah duşunu yapmış, sonra da kapıyı çekip gitmişti. O damlaları bile atamıyorum zihnimden, kulağımda çınlıyorlar, onsuz geçen saniyeleri, dakikaları, sessizlikte akıp giden zamanı vurgular gibi şıp, şıp, şıp küvete çarpıyorlar.”
İnşaatta canla başla emek veren, kazma kürek sallayan, yazın güneşin altında kavrulan, kışın ayazda donan insanları gören yoktur ; aslan payı hiç alınteri dökmeyenlere kalır.