Ruhumun derinliklerinde, sakin zamanlarda görünen ve fırtına dalgalarının parça parça kumsala attıkları deniz bitkilerine benzeyen muhteşem hatıralar vardır.
...Ona bakan gökyüzü yere inmiş sanırdı. Şark iklimlerine ait bir sabah bahçesinin iklimini taşıyan yüzünde eski anadolu masallarının renkleri okunuyordu. Yürüse ayaklarının altında yeşil çimenler bitecekti neredeyse.
Sonra gerçekleşti. Yağmurun eğik çatıyı dövdüğü bir gece yüce bir ruh girdi hayatıma sonsuza dek. O bana insandan ve dünyadan, sevgiden ve bilgelikten, acıdan ve suçtan söz ederken kitabını elimde tutup titredim. Asla eskisi gibi olamayacağımı biliyordum. Fyodor Mikhailovic Dostoyevski'ydi adı.”