9/10
·112 syf.··
2026 30. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 18:43
Modern hümanizmin doğuşunu müjdeleyen Nietzsche Tanrının öldüğünü söylemişti. Gray, ona katılsa da bunu kutlamadı çünkü eski Tanrı yeni tanrımızın doğacağı medeniyetin üzerine, silikon vadisine defnedilmişti. İnsanoğlu evrimin son kuşak tamamlayıcısının kendinin mekanik üst modeli olacağını öngöremedi. Bilgi çağı nihilist nesiller yetiştirdi. Gray, kuklayı tanımlarken yer çekimine meydan okumadan karşı durabilen kişi olarak kendini gerçekleştirme gayesi gütmeyen bir maketten söz ediyor. O, modern yaşama ayak uydurma çabasıyla git gide mekanikleşen insan hayatından ve olgunluk taşımayan siyasi figüranların kitlelerin özgürlüğünde ne denli önem taşıdığını açın sözlülükle anlaşılır bir dille anlatıyor. Açıkçası benim için son zamanlarda türünün içinde keyif alarak okuduğum bir kitap oldu. Gray, hümanizme tamamen karşı olmamakla birlikte insanoğlunun kendi sonunu değil fakat yaşaması için gerekli olan sonu gerçekleşmeye yaklaştığı konusunda uyarıda bulunuyor. Yaşamak için ordular kurarak asker yetiştirmek yerine atom bombaları ile hem halk hem de askerler zarar görmeden savaş kazanabilir. Hümanizm kişilere takılmadan gerçekleşen yeni ölüm yolları keşfetmemizde bize yardımcı olur. Ölürüz ve öldürürüz çünkü biz tanrının evlatları olarak nedenlerimiz de kutsanmıştır. İnsanın anlam arayışı kendinden daha yüksek gördüğü irade serbestisine sahip yeni bir tanrı yaratmanın yollarını aramalarına neden oldu. Gray’e göre onların da bir kuklaya ihtiyacı vardı ve sınırsız bilinçle kodladıkları makinelerin veri işleme hızı ile talebe yönelik gerçekleştirdiği analiz yetenekleri insanoğlunu bu kuklaya bağımlı hale getirterek kendi kültürüne alıştırdı. Artık insanoğlu da mekanik düşünce biçimiyle düşünce üretme deneyimini tadıyor. Dahası hümanizm ile yaratım
Kuklanın RuhuJohn Gray · Yapı Kredi Yayınları · 2017214 okunma
9/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 70. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2026 13:36
Herkese Merhaba Bugün sizlere Mehmet Hilmi Aygün kaleminden Operasyon Altın Kubbe kitabının yorumu ile geldim Nisan ayının sıradaki kitabı 2026 yılı basımlı 272 sayfalık bir kitap Böyle bir kitabı kelimelere dökmek o kadar zor ki… Sayfaları çevirirken boğazımın düğümlendiği, gözyaşlarımı tutamadığım anların haddi hesabı yoktu. Okurken kalbimden geçen tek bir dua vardı: Bir gün gerçek olması ümidiyle... •Her şey Yeruşalim’de, Süleyman Tapınağı’nın metrelerce altında çok tehlikeli bir kararın alınmasıyla başlıyor. Kadim metinlerde geçen Samuel 15:3 kodunun aktif edilmesiyle, İsrail bölgedeki tüm dengeleri sarsacak bir yok etme planını devreye sokuyor. Ankara'ya, başkentimize nükleer bir saldırı yapıyor ve Türkiye’ye diz çöktürdüğünü sanıyor. •Yanıldıklarını anlamaları tam 20 dakika sürüyor. Ayasofya’nın gizli dehlizlerindeki Huffa ekibinden tutun da ordunun en tepesine kadar herkes harekete geçiyor. Bu, 20 yıldır gizli tutulan, Türkiye'ye nükleer bir saldırı olursa saldıran ülkenin yeryüzünden silinmesini içeren Altın Kubbe Protokolü'nün ta kendisi. •Bu artık sadece Türkiye'nin değil, Suriye ve atom gücüne sahip Pakistan'ın da dahil olduğu pan-İslamist, devasa bir koalisyonun savaşına dönüşüyor. o muazzam finalle zirveye ulaşıyor. •108 yıl önce kaybettiğimiz Kudüs, Mescid-i Aksa ve kutsal topraklar, işte bu devasa operasyonla geri alınıyor. Yüz Sekiz yıllık hasret sona eriyor, yetmiş yedi yıllık zulüm bitiyor. •Orgeneral Selim Sungur: O sadece bir asker değil, bir strateji dehası, bir gölge savaşçısı. 20 yıllık gizli planın beyni, Ankara'ya yapılan nükleer saldırının cevabını anında veren adam. En çarpıcı detay ise; ya deli ya da deha diye bilinen bu askerin, Kudüs zaferinden sonra bir daha asla görülmemesi. O artık yepyeni bir çağı başlatan bir efsane. •Huffa Takımı: Onlar bu devasa
Operasyon Altın KubbeMehmet Hilmi Aygün · Hayat Yayınları · 202633 okunma
Reklam
6/10
·344 syf.··
2026 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2026 09:31
Triffidlerin Günü, post-apokaliptik bir roman. John Wyndham'ın 1951'de yayımlanan bu kitabı, bilimkurgunun altın çağı diyebileceğimiz dönemde yayınlanmış bir eser ve içeriğinde sunduğu tehdit ile günümüzde hala güncelliğini koruyor ve yazım dili günümüzden çok da uzak gelmedi bana. Roman, ana karakterimiz Bill Masen'ın şans eseri, geçiridiği bir kaza sebebiyle gözleri bandajlı olduğu için kurtulabildiği bir olayın ardından insanlığın büyük bir bölümünün görme yetisini kaybetmesi üzerinden başlıyor ve ardından medeniyetin ne kadar ince bir çizgide durduğu ve ne kadar hassas olduğunu gördüğümüz bir sürece giriyoruz. İnsanların görme yetilerini kaybetmeleri başlı başına büyük bir sıkıntıyken, üstüne bir de öz sularından faydalanılan ancak çeşitli yöntemlerle önlenmese insanlara büyük zararlar da verebilecek, roman boyunca zeki bir tür olup olmadığı bir türlü netleşmeyen Triffidler de yavaş yavaş büyük bir tehdide dönüşüyor. Ancak roman ilerledikçe asıl problemimiz kitabın isminde de yer alan Triffidler değil de insanların böyle bir ortamda kaybetmeye çok yakın oldukları ahlaki ve toplumsal pusulaları. Tabii o zaman Triffidler şu an niye romanda yer alıyor, niye kitabın ismine kadar yer edinmişler ona çok anlam veremedim. Kitabın içinde karakterler için çevrede dolaşan ve yaklaşmakta olan bir tehdit unsuru ve bazı işleri zorlaştırma görevi görüyorlar anlatı içinde ancak genel olarak bakınca Triffidler olmadan da aynı konu ve dert anlatılabilir miydi? Bence evet. Bu kitap, Wyndham'dan okuduğum ikinci eser. Daha önce de The Chyrsalids kitabını okumuş ve çok beğenmiştim. O kitapta da olduğu gibi bu kitap da 2.Dünya Savaşı sonrasında, insanların zihinlerinde atom bombası korkusu ve biyolojik silah tehditi ile doluyken yazıldığı için bu temalar da çok net ön plana
Triffidlerin GünüJohn Wyndham · DeliDolu · 2016118 okunma
Bombaların Şfağında İnsan Aklı ve Duygusu!
Puan vermedi·144 syf.··
2025 212. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2025 21:31
Paul Virilio Enformasyon Bombası adlı eserinde dünyanın gelmiş-geçmiş-şimdi bağlarından koparılarak bireyi çırılçıplak bırakarak, insanlık kisvesinden soyundurarak sadece ve sadece sistemin canlılığını koruması için bir tüketim hücresi haline getirmekten başka bir özelliğinin olmadığının anlatımını sağlamıştır. Eser bir noktadan kapitaizm ve teknoloji eelştirisi yaparken; diğer yandan bu iki kavramın modenizm noktasında hayatımızın odak noktasında var olmasından da bahsetmektedir. Hatta bazı noktalarda rönesans, reform, fransız ihtilali, sanayi devrimi gibi tarih sahnesinin kritik noktlarına da atıfta bulunarak geçmiş-gelecek-şimdi denkleminde insanlığın enformasyon bombasına maruz kalmasının zararlarını anlatıyor. Byung-Chul Han'ın Anlatının Krizi, Enfokrasi ve Ritüellerin Yok Oluşuna Dair gibi eserlerinde de değindiği konuları; Paul Virilio Enformasyon Bombası eserinde hem tarihsel hem kültürel hem de sosyolojik bağlamda ele alınarak detaylı olmasa dahi bir açı sunacak noktlara parmak basmıştır. Hatta bunu yaparken genellikle batı menşeili bir yol izlemiş yer yer doğunun farklı kültürel hafızasına da değinmiştir. Dilsel ve anlatı bazlı eser makale düzeyinde yazılmış olması, bu konuya ilgisi olanın okuyacağı bir özelliğe sahip olmakla birlikte; Jonathan Crary'ın Yeryüzü Yakılıp Yıkılırken ve Johann Hari'nin Çalınan Dikkat eserine de yer yer atıfta bulunmuştur. Özellikle televizyon, telefon, bilgisayar ve yeni teknolojiler üzerinden düşünüldüğünde bireylerin ve toplumların Aldous Huxley'in Algı Kapıları kitaplarında vaaz ettiği noktalara yönlendirilmesi sonucu bir robotik tüketim canavarını olduğunu da göstermiştir. Sonuç olarak; Paul Virilio
Duygu ve Düşünce
Enformasyon BombasıPaul Virilio · Metis Yayınları · 200375 okunma
İnsanın Anlam Arayışı
9/10
·544 syf.··
2025 9. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 27 Aralık 2025 15:53
Kitabımızın konusu 19'uncu yy. son dönemlerinden itibaren günümüze dek toplumların ve önemli figürlerin hayatı anlamlandırma çabası üzerine. Kitabın kapsamı taa mitolojilerden falan başlamıyor veya yazarın da son kısımda belirttiği üzere bu tarihsel anlatı Schopenhauer, belki Hume gibi biraz daha eski dönemlerden itibaren de ele alınabilirdi fakat kendisi Friedrich Nietzsche'den ve onun meşhur "Tanrı öldü ve onu biz öldürdük" ilanından itibaren kapsamlı bir anlatıya girişmiş. Oldukça dolu bir kitap. Aslında aynı yazara ait ve birkaç yıldır kitaplığımda öylece bekleyen ciltli miltli bir tuğla olan Fikirler Tarihi - Ateşten Freud'a kitabını okumak istiyordum ama yarım kalmasına da gönlüm razı değil ve gözüm kesmedi henüz. O kitap da genel insanlık ve düşünce tarihini çok daha gerilerden ve kapsamlı anlatıyor gibi gözüküyor. Yazarın çok fazla referans ve örnekle kitabı doldurması, dönemine ve alanına damga vurmuş hemen hemen bütün sanatçı, filozof, şair, yazar, siyasetçi, eğitimci, aşçı, bahçıvan... aklınıza ne gelirse bunları üzerimize çığ gibi yağdırması gözünüzü korkutmasın çünkü kitabın dili gayet anlaşılır. Yazarın kendi şahsi yorumları veya yönlendirmeleri kitabın aslan payını oluşturmuyor. Tabi ki arada doğru yerde farklı bir perspektiften bakmayı kolaylaştıracak girdiler yapıyor. Bu bakımdan hangi manevi inanca sahip olursanız olun kitabı okumaktan çekinmenize gerek yok. Her kültürel kademeden insanın edinebileceği çok güzel bilgiler mevcut bana kalırsa. Genelde fikirsel bir tarih anlatılırken hep en çok bilinen ve kabul görmüş ekoller üzerinden gidilir ama yazarımız bu anlamda olabildiğince fazla bakış açısını yansıtmaya çalışmış. Elbette hepsine aynı ağırlığı ve sayfa sayısını ayıramasa da böyle bir şey de varmış bak bunlar da düşünülmüş dedirtecektir eminim ki. Kitap yalnızca "Tanrı var mı yok mu
Hiçlik ÇağıPeter Watson · Kronik Kitap · 202455 okunma
Son İnsandan Mesaj
7/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2025 189. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Kasım 2025 09:44
Sizlerle Olaf Stapledon'un Son ve İlk İnsanlar eserini paylaşacağım. Birinci dünya savaşından sonra akademik kariyerin pek çok alanda tamamlayan Stapledon bilim kurgu alanında yazdığı eserlerle birçok yazar ilham olmuş ki "Geleceğin Tarihi" diye isimlendirilen bu eseri bize zaman denen kurmacanın bilimle nasıl harmanlanabileceğini gösteriyor. Ayrıca iki dünya savaşı görmüş bir yazar olarak savaş uçaklarından atom bombasına kadar eserini dahil ettiği temalar savaşların ruhu nedenli etkilediğini kanıtlar nitelikte. Öyle ki hikâye son insanların ilk insanlarla temas kurmasıyla başlıyor. Gelecekten geçmişe seslenen son insanlar yardım istemekteler. Peki son insanların dünyasında tehlike nedir ve ilk insanlar geleceği ne derece etkileyebilir? İki sorunun cevabını ise İlk insanlara seslenen son insan açıklıyor. Bu öyle bir açıklama ki koca bir insanlık tarihi önümüze seriliyor. Einstein'in izafiyet ve görelilik teorilerden sonra Newton fiziğinin rafa kaldırılması adeta bir devrimdi ve bu devrimden sonra gelen atom bombası gerçeği ilk insanların başlangıç tarihi oldu. İlk insanların savaşmak için geliştirdiği icatlarla birlikte Çin-Amerikan savaşı çıktı. Her savaşın ardından bir devlet kurulur ki ilk dünya devleti M.S. 2500'lerde kuruldu. İnsansılar çağı denen çağın gelmesi ise bir zaman aldı. İlk karanlık çağ ikinci karanlık çağ derken Marslılar dünyamıza ayak bastı. İnsanlık beşinci insanlar kategorisine çoktan ulaşmıştı. Çünkü olağanüstü beyinler devriydi. Teknoloji farklı bir boyut almış hatta insanların fiziki yapısı ve görünüşü bile değişmişti. Ve bütün bu değişim ve süreçlerden sonra Venüs'e göç başladı. Hangi gezegen daha yaşanılabilir merak konusuydu lakin Venüs'teki uçan insanlar hayalleri başka bir boyuta taşıdı. Artık Onuncu İnsanlar zuhur etmiş, bu seferde
1000Kitap
Son ve İlk İnsanlarOlaf Stapledon · Cem Yayınevi · 202138 okunma
Reklam
Reklam