İnanç üzerine farklı perspektifler sunması bakımından kesinlikle güzel, okunması gereken bir kitap sayılabilir. Ancak bazı yerlerde okurken sıkılıyorsun, tekrara düşüyorsun gibi... Orta halli bir mahallede yaşayan birinin Oxford'da ne kadar kolay okuyabileceğine veya Oxford'da gece yarısı erkek arkadaşını ne kadar da kolay yurttaki odana atabileceğine biraz şaşırsan da (veya bunlar gibi insanı şaşırtan, gerçekle pek alakası olmadığını düşündüğün şeyler var) kitabın ortalarına kadar zevkle okuyabiliyorsun. Hafif de bir Türk Filmi tadı var kitapta. Lakin, sonlara doğru sıkılmaya başlıyor ve "e hadi ne olacaksa olsun" diyor insan... Ve büyük şok; hiçbir şey olmuyor. Belirsiz ve bir sürü sor işareti ile bitiyor. Hayır, bunlar öyle daha sonra insanı meraktan geberten soru işaretleri değil :))) Kitabın sonu tam bir hayal kırıklığı. Hele ki şu zengin evini basan maskeli tipler olayı... Bu kadar güçlü fikirler üzerine kurulan bu güzel romana bu kadar basit, sıradan, gereksiz bir silahlı baskın hiç olmamış. Kısacası kitabın çıkış noktası süper ama sonucu yok. Yine inanç açısından farklı düşünceleri tanımak adına okunması gerekir diye düşünüyorum.