Hiç bilmediğimiz bir ilim mevzuunda bile o mevzuu idrak haysiyetine kavuşabilmek için bir ilk ve ön bilgiye ihtiyaç vardır... İnsan aradığının ne olduğunu bilmeden, bulduğunun da ne olduğunu bilemez... Bulunan ve bilinen aranır... İşte bütün bu derin hakikatleri tek çırpıda telkine döndüren bir Nasreddin Hoca fıkrası: — "Ey cemaat, ben size birşey söyleyeceğim; biliyor musunuz?" — "Hayır!" — "Bilmediğiniz şeyi söylemekten ne çıkar?" Kürsüden iner... Sonra tekrar kürsüye gelir: — "Ey cemaat, ben size birşey söyleyeceğim; biliyor musunuz?" — "Biliyoruz!" — "Bildiğiniz birşeyi söylemekten ne çıkar?" Kürsüden iner... Biraz sonra tekrar kürsüye döner: — "Ey cemaat, ben size birşey söyleyeceğim; biliyor musunuz?" — "Yarımız biliyor, yarımız bilmiyor!" — "Bilenler bilmeyenlere öğretsin!" Her şey gibi, yeniden keşfetmek ve değerlendirmek borcunda olduğumuz milli kahramanlarımız arasında Nasreddin Hoca bir mizah sanatkârı değil, son derece keşif ve derin bir mizah edası içinde, insana yıldırım hıziyle en muğlak hakikatleri sezdiren bir hikmet telkincisidir. Lenin'e, sanatkârlardan kimi sevdiği sorulunca "Şarlo'yu severim ve onu asrımızın en büyük adamı sayarım!" demiştir. O Şarlo ki, Nasreddin Hoca'nın mizaç hamurundan bir lezzet belirttiği hâlde, Hoca'ya nispetle boksör Mehmet Ali'ye göre cılız bir çocuk... Onun en sevdiğim hikâyelerinden biri, meşhur Heğbe nüktesi... Eşeğin sırtında, heğbeyi kendi sırtına alışı ve bunu eşeğin yorulmaması için yaptığını söylemesi...
Sayfa 556 - Ağustos 1994, “NOKTAYI GÖRDÜNÜZ MÜ?”, Vâridât: Noktalamalar, İbda Yay.
Nasreddin Hoca
… Mağrip şehirlerinde gözlemlenebilecek hayatla köy hayatı arasındaki ciddi tezat dikkat çeker. Avrupalı nüfusun büyük ölçüde hakim olduğu bu Mağrip şehirlerinde yaşam Batı tarzıdır, yani hareketli ve karmaşık biçimli çağdaş teknolojinin egemenliği altındadır. Öte yandan, köylerdeki yaşam tarzı doğaldır ve günümüze kadar hemen hemen hiç değişmeden kalmış yüzlerce yıllık gelenek karşısındaki sadakati ve sadeliğiyle tanımlanır.
Sayfa 123 - Köylerde Gündelik Hayat·Kitabı okudu
Sosyoloji
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sömürge insanı, yaşayabilmek için, sömürgeleştirmeden kurtulmalıdır. Bir insan olmak için, sahip olduğu sömürge insanı benliğinden kurtulmalıdır. Nasıl ki Avrupalı içindeki sömürgeciyi imha etmeliyse, sömürge insanı da sömürgeleştirilmiş varlığının üstüne çıkmalıdır.
Sayfa 159
Fransa’nın Cezayir’e yerleşmesi toprak mülkiyetinin dönüşümüne ve mülklerin yeniden dağılımına yol açtı. Eski ortak mülkiyet, önce mal sahipleri sonra da özel mülk sahipleri arasında bölündü. Eski kabile üyeleri yoksulluk içinde yaşıyorlardı ancak proleter değillerdi. Bugün, Avrupalı ya da Müslüman büyük toprak sahiplerinden oluşan bir azınlık haricinde, fellahlardan oluşan küçük toprak sahibi kitle de bulunuyor; bu insanlar küçük bir toprak parçası üzerinde ilkel teknikle ekim yaparak güçlükle yaşamalarına rağmen, bu paylaşımdan fayda sağlayamayanlar için bu toprak parçası bir kıskançlık nesnesine dönüşebiliyor.
Sayfa 114 - Müslüman Erkekler Servisinde Sosyal Terapi·Kitabı okudu
Sosyoloji
Avrupalı, ilme inanır. İlme göre hareket eder. İlmi hiçe saymak ve kendi fantezisine göre hareket etmek Şarklılıktır.
Avrupalı ilk yerleşimcilerin silahları ve beraberlerinde taşıdıkları hastalıklar, Kuzey-Güney Amerika'nın yerli nüfusunun neredeyse kökünü kurutmuştu. Ama (ağır şartlara imza attırılıp işçi olarak getirilen binlerce sözleşmeli hizmetkârlar dâhil) bizzat yerleşimciler de tropik hastalıklar yüzünden yok olup gitmenin eşiğine gelmişlerdi. Sıtmaya, sarıhummaya ve diğer tropik hastalıklara dirençli yeni bir iş gücüne ihtiyaç vardı. Çözüm, Batı Afrika'dan köle getirmekti.
Yordam Kitap | İlk Burjuva Devrimleri Dalgası·Kitabı okuyor
Araştırma-İnceleme