Aydin Aliev

Boykotun Önemi
Özgürlüğün Oğulları ile aralarındaki çatışmalar İngiliz askerlerinin sinirlerini gerince, bir gün kalabalığın üzerine ateş edip birçok kişiyi öldürdüler. Bu olaya Boston Katliamı adını veren Adams, haberi bir anda tüm kolonilere yaydı. Boston halkı öfkeyle köpürürken Adams başka bir boykot daha düzenledi: hiçbir Massachusetts vatandaşı, hatta bir fahişe bile İngiliz askerlerine hiçbir şey satmayacaktı. Hiç kimse onlara ev kiralamayacaktı. Askerlere sokaklarda ve meyhanelerde yüz verilmeyecek, hatta göz teması bile kurulmayacaktı. Bu davranışlar İngiliz askerlerinin moralini kötü biçimde etkiledi. Kendilerini dışlanmış ve düşman yerine konmuş gibi görerek birçoğu ordudan firar etmeye ve eve gönderilmenin yollarını aramaya başladı.
Alıntı
Yaşamınızda sizi yok etmeye çalışan bir düşman ya da bir anda üstünüze geliveren, alışılması olanaksız gibi görünen bir sorun dizisi gibi güçlü düşmanlar karşınıza çıkabilir. Böyle koşullar altında ürkmek doğaldır ama bu duygu sizi hareketsizliğe itebildiği gibi bir çözümün oluşmasını, boş yere beklemeye de itebilir. Daha büyük gücün bir bütün olarak üstünüze gelmesine izin vermek savaş yasalarına göre sizin şansınızı azaltır; hareket halindeki büyük ve güçlü ordu kontrol edilemezse karşı konulmaz bir ivme kazanır. Bir anda kendinizi altedilmiş buluverirsiniz. En akıllıca yol bir risk almak, düşman yaklaşmadan karşılamak ve bölünmeye zorlayarak ya da kandırarak bu ivmeyi köreltmektir. Düşmanı bölmenin en iyi yolu ise tam merkezi işgal etmektir.
Alıntı
Londra Konferansı Talepleri
Bizim delege heyetimize verilen projede, Sevr Antlaşması hükümlerinde yapılacak değişikliklerle ilgili şu noktalar vardı: Bize bırakılan jandarma ve özel birliklerin sayılarını çok az artırmak. Ülkemizde kalacak yabancı subay sayısını biraz azaltmak. Boğazlar bölgesini biraz daraltmak. Bütçemiz üzerine konulmuş sınırlamaları biraz hafifletmek. Bayındırlık işleriyle ilgili ayrıcalık verme hakkımız üzerine konulmuş sınırlamaları da biraz hafifletmek... Bundan başka, adli kapitülasyonlar, yabancı postaları, Kürdistan hakkında Sevr projesinde değişiklik yapılacağını ümit ettiren bazı belirsiz sözler... Aynı öneriler projesinde, Ermenistan sınırlarının belirlenmesi konusu, Milletler Cemiyeti'nin göndereceği bir komisyona bırakılmaktaydı. İzmir bölgesinde de özel bir yönetim kurulacaktı. Sözde, İzmir ili bize geri verilecekti. Fakat İzmir şehrinde bir Yunan kuvveti bulundurulacak, İzmir sancağının güvenliği İtilaf subayları tarafından yönetilecek, bu sancaktaki jandarma kuvveti, nüfus oranlarına göre çeşitli unsurlardan kurulacak, İzmir'e Milletler Cemiyeti tarafından bir Hristiyan vali atanacak; İzmir ili Türkiye'ye gelirleri çoğaldıkça artacak yıllık bir para ödeyecekti. İzmir iliyle ilgili olarak önerilen bu çözüm şekli ve çözüm, beş yıl sonra taraflardan birinin isteği üzerine Milletler Cemiyeti tarafından değiştirilebilecekti.
Alıntı
Meclisimiz tarafından kabul ve ilan edilen ve bütün ülkede uyulan Teşkilat-ı Esasiye Kanunumuz gereğince, egemenlik kayıtsız şartsız ulusundur. Ulusun yasama ve yürütme gücü ise, onun gerçek ve tek temsilcisi olan Büyük Millet Meclisi'nde toplanır. Bu esaslara göre, delege heyetimizin İstanbul'a gitmesi ve oradan seçilecek bir heyete katılması ve oranın vereceği bir yetki belgesiyle dünyaya karşı ulusal davamızı savunmayı üstlenmesine imkan yoktur. Eğer isterseniz fiili ve haklı olarak mutlak bağımsızlığa sahip olan, bütün yönetim örgütüyle ülkeyi yöneten, ordularıyla doğuda ve batıda düşmanların hadlerini bildirerek ülkeye barışın yollarını açan Meclisimizin delege heyetini, ülkeyi temsil edebilecek tek heyet olarak tanırsınız. Yoksa, biz kendi heyetimizi kendimiz gönderme kararını zaten almış bulunuyoruz. Bizce istenilen ve gerekli görülen, bu kararınıza verilecek yanıtın birtakım sözler değil, uygulamaya ilişkin davranışlar olmasıdır.
Alıntı
Bizans'ın son günlerinde, Fatih'in teslim olması çağrısına karşı "Allah'ın bana bir emaneti olan bu ülkeyi, ancak Allah'a teslim ederim" diyen son Bizans imparatorunun tahtının mirasçısı bir hanedandan gelen bugünkü halife ve sultanın hükümeti; tutsak olmak istemeyen ulusu, kendi eliyle bağlayarak düşmanlara teslim etmeye çalışıyordu. Bu birinci aşama, o hükümetlerin ve onlarla birlik olanların yenilgisiyle son buldu. İkinci tür hükümet, Tevfik Paşa'nın başkanlık ettiği heyettir. Bunlar amaçlarının Anadolu savunmasından yana olduğunu söylemekle beraber, yaptıklarıyla, ülkenin içtenlikle elde etmek istediği barışa affedilmeyecek bir aymazlık ve inatla engel olmaya devam ediyor. Saltanat Şûrası'nda İtilaf devletlerinin uzattığı tutsaklık belgesini ayağa kalkarak, saygı göstererek kabul edip imzalayan devlet adamları ve Ayan üyeleri, bütün ülkede hiçbir hak ve yetkiyi temsil etmeyen geçersiz bir güç durumundadır. Anadolu ve İstanbul bağımsızlık ile tutsaklığın, özgürlük ile mahkûmiyetin zıtlaştığı ve çatıştığı iki ayrı parça halinde kalmıştır. Biz, ülkenin tutsak edilmiş, iradesini kaybetmiş parçasını özgür ve bağımsız olan kısmına katmak istiyoruz. İstanbul'un devlet adamları, bütünü oluşturan ve bütün bir düşmanlık dünyasına karşı kendini şeref ve sağlamlıkla savunan özgür kısmı, tutsak ve mahkum parçaya bağlamak ve katmak istiyorlar. Bütün Anadolu'yu, özgürlük ve bağımsızlığına aşık bütün ülke çocuklarını ve bugünkü zulüm görmüş İslam dünyasının ruhunu temsil eden Büyük Millet Meclisi, İstanbul'un hasta ve özgürlükten yoksun bir heyetine bağlı olmayı hiçbir zaman kabul edemez.
Alıntı