Bizans'ın son günlerinde, Fatih'in teslim olması çağrısına karşı "Allah'ın bana bir emaneti olan bu ülkeyi, ancak Allah'a teslim ederim" diyen son Bizans imparatorunun tahtının mirasçısı bir hanedandan gelen bugünkü halife ve sultanın hükümeti; tutsak olmak istemeyen ulusu, kendi eliyle bağlayarak düşmanlara teslim etmeye çalışıyordu. Bu birinci aşama, o hükümetlerin ve onlarla birlik olanların yenilgisiyle son buldu. İkinci tür hükümet, Tevfik Paşa'nın başkanlık ettiği heyettir. Bunlar amaçlarının Anadolu savunmasından yana olduğunu söylemekle beraber, yaptıklarıyla, ülkenin içtenlikle elde etmek istediği barışa affedilmeyecek bir aymazlık ve inatla engel olmaya devam ediyor.
Saltanat Şûrası'nda İtilaf devletlerinin uzattığı tutsaklık belgesini ayağa kalkarak, saygı göstererek kabul edip imzalayan devlet adamları ve Ayan üyeleri, bütün ülkede hiçbir hak ve yetkiyi temsil etmeyen geçersiz bir güç durumundadır. Anadolu ve İstanbul bağımsızlık ile tutsaklığın, özgürlük ile mahkûmiyetin zıtlaştığı ve çatıştığı iki ayrı parça halinde kalmıştır. Biz, ülkenin tutsak edilmiş, iradesini kaybetmiş parçasını özgür ve bağımsız olan kısmına katmak istiyoruz. İstanbul'un devlet adamları, bütünü oluşturan ve bütün bir düşmanlık dünyasına karşı kendini şeref ve sağlamlıkla savunan özgür kısmı, tutsak ve mahkum parçaya bağlamak ve katmak istiyorlar. Bütün Anadolu'yu, özgürlük ve bağımsızlığına aşık bütün ülke çocuklarını ve bugünkü zulüm görmüş İslam dünyasının ruhunu temsil eden Büyük Millet Meclisi, İstanbul'un hasta ve özgürlükten yoksun bir heyetine bağlı olmayı hiçbir zaman kabul edemez.