Mal, birkaç kişinin elinde birikti mi, ellerinden alınır. Başka bir gerçek daha: Halkın büyük bir kısmı aç ve çıplak olunca, istediğini zorla alır. Ve bütün tarih boyunca haykıran küçücük bir gerçek daha: Baskı, ancak baskı altındakileri güçlendirir ve birbirine bağlar.
Burda çicekler açmıyor,
Kuşlar süzülüp uçmuyor,
Yıldızlar ışık saçmıyor,
Geçmiyor günler, geçmiyor.
Avluda volta vururum;
Kâh düşünür, otururum,
Türlü hayaller görürüm;
Geçmiyor günler, geçmiyor.
Gönülde eski sevdalar,
Gözümde dereler, bağlar,
Aynada hayalim ağlar,
Geçmiyor günler, geçmiyor.
Dışarda mevsim baharmış,
Gezip dolaşanlar varmış,
Günler su gibi akarmış...
Geçmiyor günler, geçmiyor.
Yanımda yatan yabancı
Her söz zehir gibi acı,
Bütün dertlerin en gücü;
Geçmiyor günler, geçmiyor.
Okuyup yazmak ilmi bizim gibi sıradan insanlara açık edilmediğinden, yaşadıklarımız göğe savrulan harflerden ibarettir. Daha fısıldandıkları anda kelebek kanadı gibi dağılıp kaybolurlar. Oysa yazı, insanı zamana bağlar.
kelimelerin beni dinlediğini biliyordum
Öykü, bilgidir. Öyküsüzlük, kaybolmuşluktur ve bu nedenle kendisini bir bilgi-örgütlenmesi olarak tanımlayabileceğimiz zihin için tekinsizdir. Her zihin bilmek ister ve bu bilginin mümkün olan en geniş haliyle 'Bütün' olarak tanımlayacağı bir uzay-vezaman manzumesini kapsamasını hedefler. Bilgi -tüm oluşanlarını- bağlar ve şekillendirir.