Bakale
“Aşk erkeklik işi değildir, insanlık işidir. Cesaretin ne işi var orada? Bilakis, aşık dediğin, şu dünyadaki en korkak adamdır. Karnın ağrımıyor mu mesela?” Sezgin Kaymaz’ın en sevdigim yazarlardan biri.Kitaba ismini veren o ilk öykü, Bakele için bile okunur. Daha henüz onbirinci sayfada burnumun direğini sızlarken buldum, dedim hakkımızda hayırlısı. Her öykü derlemesinde olduğu gibi bunda da çok iyi olan ve “Bakele”, “Aşkın Hasretle İmtihanı” ve “Bakma, Gör” en sevdiğim öyküler oldu. Sezgin Kaymaz’ın bir yandan çok güçlü ve yer yer süslü bir dil kullanırken diyalogları bunca yalın ve sahici yazabilmesini çok şaşırtıcı buluyorum, sanki anlatıları başka, diyalogları başka biri yazıyor gibi ve bence öyküleri çok zenginleştiriyor bu ikili yapı. Bu ara sürekli Saramago diyorum ama bu kitabı okurken onun şu cümlesi geldi aklıma: “Benim romanlarımda kahramanlar bulunmaz, sadece normal yaşamlar süren normal insanlar vardır. Sıradan insanlar hakkında düşünür yazarım, çünkü tanıdığım insanlar onlardır.” – bu kitap da tam böyle. Sıradan insanlar, normal yaşamlar, onların hayatlarının bir minik anına muzip birer bakış. Ben bu kitapta en çok bu iddiasız, sakin öyküleri sevdim. Daha dramatik meseleler anlatan öykülerden çok daha doyurucu geldi bunlar, sanki bir evin penceresinden başımı uzatmışım da bir bakıp kaçmışım gibi. Son olarak “Hiç” öyküsünün sonundaki soruya cevap vereyim zira kendimi tutamayacağım: “Kimin lafıydı o? "İki insan ayrılırken daha şefkatli konuşan taraf, âşık olmayan tarafmış".Ne kadar doğru geliyordu şimdi.” diye bitiyor öykü. Daha üçüncü kelimeyi okuyunca beynim tamamladı devamını, asla unutamam.
kolay değil kapısı yüzüne çarpılmış bir eve hâlâ evim diyebilmek. üstüne yıkılsa da arkanı dönememek.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bakale benim babaannemdi, ama bütün köyün, annemgilin ve dedemin dediği gibi "Bakele" derdim ben de ona. Dedeme ise "Dede." Dedem, babamın anneme davrandığından daha iyi davranırdı Bakele’ye. “Sen yorulma, ineği ben sağarım.” Gider sağardı. “Su vereyim mi Bakele?” Verirdi. Bazı geceler çok soğuk olurdu yayla, “Dur Bakele…” derdi elindeki odunları alıp. “Sobayı ben yakarım.” Yakardı. Şehre indiği her sefer kalın kalın kitaplar getirip “Bakele…” derdi, “Al. Oku sen. İşlere ben bakarım.” Bakele dedeme kocaman güler, “Sağ ol İsmail.” deyip gömülürdü getirdiklerinin arasına. Okurken, suyun altına girmiş de nefesini tutuyormuş gibi gelirdi bana. Sıkılırdım önce, sonra korkardım, sonra gidip dedemin eteğini çekiştirir, “Bakele’ye bi şey mi oldu dede?” diye sorardım. “Şşşt.” derdi dedem. “Okuyor oğlum, ne olacak? Hadi gel, biz de gazetenin resimlerine bakalım seninle.” Alırdı beni kucağına, işaret parmağıyla göstere göstere okur, anlatırdı. “Sen niye okumuyosun dede?” “İşte ben de gazete bakıyorum ya.” Yanlarına gittiğim her yaz bir şeyler öğrenirdim. Kitap okunur, gazete bakılırdı meselâ. Sağılan ineğin arkasında durulmazdı. Uyuyan köpeğin yakınından geçilmez, eriğe tırmanılmaz, örümcek, kelebek öldürülmezdi. Öğrenirdim. Bakele Macırdı. “Macır ne demek dede?” “Göçmen demek oğlum.” “Göçmen ne demek?” Başka memleketten gelmiş insan demekti. Okul gibiydi benim için köy. Duvarsız, çatısız. Kışın şehirde okurdum, yazın köyde. Yazdan yaza gelip gidiyor, her yaz biraz daha büyüyor, okuryazar falan oluyor, dedemin getirdiği gazetelere kendim bakmayı, Bakele’nin elinden bıraktığı klitapları kendim okumayı öğreniyordum. Macır’ın macır değil muhacir olduğunu meselâ… Orta iki’de. Ve Bakele’nin gözünün içine bakan dedeme saygı duymayı, onu giderek Bakele’den daha fazla sevmeyi
Şubat ayı listem 1- Ben Çok İyi Bir Gün Konuşacak- David Sedaris 2- Yaşamak- Yu Hua 3- Uzaklar- Can Dündar 4- Karısını Şapka Sanan Adam- Oliver Sacks 5- Bekleyiş- Ayşe Ünüvar 6- Hayat Acemileri İçin Yaşam Rehberi- Beyhan Budak 7- Çocuk Kalbi- Edmondo De Amicis 8- Bakele- Sezgin Kaymaz 9- Mektuplar- Cahit Zarifoğlu
Bidünyakitap'a kimler gelecek ?
@bidunyakitapgrubu1'na söyleşiye gelecek yazarları toplu olarak yazmak istedim: Tarihsel kurgu korku, gerilim alanında öncü isim olan Mehmet Berk Yaltırık, Kambur adlı romanıyla çok ses getiren, 1000kitap uygulamasında neredeyse hiç kimsenin olumsuz eleştiri yapmadığı, yakın zamanda İletişim yayınlarına da transfer olan Esra Kahya, Yozgat Blues, Uzak İhtimal gibi filmlerin de senaristi olan, radyo ve televizyonda sık karşılaştığımız ve son zamanlarda yazdığı tüm kitaplar çok satanlar listesine giren Tarık Tufan, @kbroznrclkk un editörlüğünü yaptığı Kalbimdeki Boşluk kitabını okuyanların çok beğendiği yeni bir yazar olan ve iyi yerlere geleceğinden şüphe duymadığım Duygu Göker Şentürk, toprağım olması hasebiyle ayrıca sevdiğim, dedem rahmetlinin ölmeden evvel iş arkadaşlığı da yaptığı, bana göre yaşayan en iyi 3 şairden birisi olan Şükrü Erbaş, özellikle deprem konusunda uzman olan ama kendini tüm konularda geliştirmiş ünlü bir bilim adamı olan Celâl Şengör, gençliğimizin ünlü korku filmi Okul'un da senaristi olan, çağdaş Türk edebiyatının neredeyse her dalında eserler veren Doğu Yücel, yakın dönem Türk Edebiyatının öncü ve yenilikçi yazarlarından olan ve Ruhi Mücerret, Dublörün Dilemması gibi önemli kitapların da yazarı olan Afili Filintalardan Murat Menteş, Butimar, Uzakların Şarkısı, Dünyasızlar gibi önemli kitapların da yazarı olan, çağdaş edebiyatın önemli ismi Kaan Murat Yanık, Ankara Mon Amour isimli okurlarca çok beğenilen kitabın da yazarı olan tecrübeli yazar Şükran Yiğit, yakın zamanda Orhan Kemal Roman ödülünü de alan Ezgi Tanergeç, ülkemizde çocuk edebiyatı denilince ilk olarak akla gelen isimlerden olan, son 50 yıla damgasını vurmuş yapıtları ile hepimizi geçmişe götürecek önemli yazarımız Gülten Dayıoğlu yine birçok önemli edebiyat ödülüne sahip olan ve dizisi de çekilen Aşıklar Bayramı isimli kitabın da yazarı olan,
Bidünyakitapgrubu