• Adolf şanslı bir çocuktu çünkü kendisinden önce dünyaya gelen 2 kardeşi Gustav ve Ida daha bebekten hayatlarını kaybetmiş ve Adolf’ten sonra dünyaya gelen Edmund ise 6 yaşına kadar hayatta kalabilmişti. Kaderin bir cilvesi midir bilinmez ama her şey 1889’da başladı. Adolf, babasının yolundan gitmek istemeyen, babasına karşı direnen bir çocuktu. Babası gibi memur olmak istemiyordu. Müziğe ve resime meraklıydı. Matematik ve fizikte başarısızlık, tarih ve coğrafya derslerinde başarı gösteriyordu. Liderlik vasfı daha çocukken kendini göstermeye başlamıştı. Hitap konusunda Allah vergisi bir yeteneği vardı. Ve bu özelliği sayesinde ileride Nasyonal Sosyalist İşçi Partisi’nin lideri olmayı başaracak, milyonları arkasından sürükleyecek ve nice ölümlere sebebiyet verecekti. O, insanların kitaplardan çok sözle elde edildiğine inanıyordu. Kitapda da bahsettiği gibi haklıydı; dünyanın altını üstüne getiren büyük hadiselerin hepsi, yazıyla değil sözle meydana getirilmişti. İnsanlar, tembellikleri ve acizlikleri nedeniyle okumayı sevmedikleri için cellatlarına aşık olmuşlar, kendi felaketlerini getiren liderleri başa geçirmişlerdir. Böylece kendi sonlarını da gene kendileri tayin etmişlerdir. Hitler de bunu iyi kullanmış ve kitle halindeki insanın tembel olduğunu bildiği için sadece kendi fikirlerine inanan insanlara hitap etmek yerine genele hitap etmeyi tercih etmiştir. Ancak bunu yaparken de Irkçı Nasyonal söyleminden asla taviz vermemiştir. Ona göre ne kadar şiddetli ve hitabi olursanız o kadar çok taraftar kazanırdınız. Propagandanın gücüne inanmış ancak onun sadece taraftar getirdiğini de bilmiştir. Ona gerekense parti üyeleridir. Zira taraftar ve üye arasındaki yegane fark, taraftar sempati beslerken üyeler davaları için var güçleriyle çalışacaklardır. Bunun için de sağlam bir teşkilat gereklidir. Çalışma şekli itibariyle rol model olarak, ülkesinde yok edilmesi gereken birer gereksiz yaşam formu olarak gördüğü Yahudilerin destekledikleri Marksistleri almıştır. Marksistler, propagandayı esaslı bir şekilde bilip, kullanmışlar ve Alman milletini, milli benliğinden uzaklaştırmışlardır. Baktığınızda Hitler’in başlangıçtaki fikirleri oldukça mantıklı. Mesela Alman kavmi kendi evlatlarını bir araya toplamalıdır; tarih dersinin amacı yalnızca tarihleri öğretmek değil, tarihi olayları doğuran ve gerektiren şeyleri öğrenmek ve araştırmaktır; çocuğun ahlaken ve fiziksel gelişimi için ailedeki huzurun önemine değer vermesi gibi durumlara hangimiz karşı çıkabiliriz ki. Ancak bir de işin diğer bir boyutu var tabi. İşçinin isteklerine kısmen cevap vermenin onların direnme gücünü kıracağını bilmesi; halkın siyasi zekasının, kendi dertlerine derman olacak yetenekli siyasileri bulup meclise göndermeye ehil olmadığını bilmesi ve bunu kullanması; ari ırk ideolojisini katı bir şekilde savunması hiçbir insanın kabul edebileceği türden şeyler değildir. Yahudilere karşı beslediği kin ve nefret, insanlıktan nasibini almamış bir canavar haline dönüşmesine sebep olmuştur. Evet, o bir canavardı. Durdurulması ve yok edilmesi gereken bir canavar. Ama siyasi zekasına gerçekten hayranlık duymamak elde değil. Bugün baktığımızda demokrasilerde iktidarları elinde bulunduran partiler ve siyasiler, Hitler’in politikalarını uyguluyorlar. Hemen Nasyonal Sosyalizm ya da Ari ırk politikaları aklınıza gelmesin. Kavgam kitabının özellikle ilk 60 sayfasını okursanız, kendinize en yakın demokrasinin işleyiş tarzıyla karşı karşıya kalırsınız. Bu durum da beni oldukça şaşırttı açıkçası. Sanki birileri bu kitabı iyice okuyup analiz etmiş ve kendi siyasal jargonuna uydurmuş. Hitler öldü mü kaldı mı tartışmaları devam ede dursun, biz içinde bulunduğumuz istikrasızlıktan çıkabilmek için okumalı, okumalı ve okumalıyız. Churchill haklıydı; “Eğer kavgamı ciddiye alarak okusaydık, II.Dünya Savaşı’nın çıkmasına engel olurduk.”
  • Kişisel gelişim kitabı ancak tek farkı sorular listesiyle kendinizi eğitmenizi sağlıyor. Hazır eğitim sunmuyor. Yani bir nevi kişisel gelişim yazarlarının üstadı olduğunu kanıtlıyor.
  • Ben kendime yardımcı olmak için yıllarca aşağıdaki cümleleri kullandım:
    Bu da geçecektir.
    İşler daha kötü olabilirdi.
    En önemli olan şey bana olanlar değil,içimde olanlardır.
    Başını dik tut.
    Ne olursa olsun yap bunu.
  • Başarısız olanların yüzde doksanı aslında yenilmemiştir.Sadece teslim olmuşlardır.