SIRADA Kİ Başladı işe Bitirdi işi .. Başlarken avaz avaz bağırmadı. Bitirdi ve: - Gelin seyredin, diye dört yanı çağırmadı .. O milyonların milyonda biridir. O bir sıra neferidir. Damarlarındaki bilmem hangi soyun kanı değil.. O bir yarış hayvanı değil. Yüzü herkesin yüzüne benzer. Su içer ağzıyla ayaklarıyla gezer .. Onun için; başlıyan, biten, başlıyan iş var, sorgu soruş yok .. Gidiş var. Duruş yok .. O milyonların milyonda biridir. O bir sıra neferidir ..
Sayfa 206·Kitabı okudu
Şiir
Gen Bencildir - Richard Dawkins
Bu noktada mantıklı bir bireyin kendi tehlike alanını mümkün olduğunca küçük tutmak isteyeceği açıktır. Özellikle sürünün kenarında olmaktan kaçınmaya çalışacaktır. Kendini sürünün kenarında bulursa, merkeze doğru ilerlemek için acilen girişimde bulunacaktır. Ne yazık ki birilerinin kenarda olması gerekir ve hiç kimse kenarda olanın kendi olmasını istemez! Böylece, bir sürüde, kenarlardan merkeze doğru bitmek bilmez bir göç olacaktır. Sürü önceden gevşek ve dağınık olsa bile, içe doğru göç sonucu kısa süre içinde bir araya sıkıca kümelenmiş hale gelecektir. Modelimize başlarken hiçbir kümeleşme eğilimi olmasa ve av bireyleri gelişigüzel dağılmış olsa bile, her bireyin bencil isteği, kendini diğer bireyler arasındaki bir boşluğa yerleştirmeye çalışarak tehlike kuşağını küçültmeye çalışmak olacaktır. Bu çabalar kısa zamanda kümeleşmelere yol açacak ve bu kümeler gitgide daha yoğunlaşacaktır.
Biyoloji
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hastalık İzni
Ben uykudayken, rüyalar içinde, avunmuş ve sıcak, — Geliyorlar, o evsiz barksızlar, o sessiz ölüler. Fırtınanın hayal meyal hücum eden dalgaları Yukarıda kükrer, uğuldar ve gürlerken, Karanlığın içinden yatağımın etrafına üşüşüyorlar. Kalbime fısıldıyorlar; onların düşünceleri benim oluyor. "Neden buradasın, tüm nöbetlerin bitmiş gibi? Ypres'ten Frise'e dek Cephe hattında seni aradık." Acı bir güven içinde uyanıyorum, dostsuz kalmış; Ve şafak, kamçılayan bir yağmurla başlarken Çamurlar içindeki Taburu düşünüyorum. "Ne zaman döneceksin onların yanına bir daha? Onlar hâlâ senin kardeşlerin değil mi bizim kanımızla?"
O halde her yeni güne başlarken kırıldığın, kin duyduğun o insana dua et. Bunu tüm yüreğinle hissederek yap. Kalbinin nurlandığını, yüzünün aklandığını göreceksin. İşte o zaman gün senin için aydınlık olacaktır. Ne diyor Allah Resulü: “Kalbi en çok nurlandıran şey, kızdığınız kişiye dua etmektir.”
SIFIR-BİR
Biz İslam ümmeti olarak hiç sıfırdan başlamadık. Başlarken Allah vardır yanımızda. Allah’a inanan kişinin sıfırı olmaz. Dipten gelen adam için sıfır rakam olabilir ama biz birliğin içinden geliyoruz, sıfır olsak bile karanlığın değil aydınlığın özgül ağırlığını taşıyan sıfırlar olabiliriz.
Sayfa 139 - Ktb·Kitabı okuyor
Din
Sekülerleşmenin, devletin, bilimin ve tıbbın, endüstrinin ve makinelerin, materyalizmin ve dünyevi felsefelerin güçleri on dokuzuncu yüzyıl boyunca büyümüş ve acının anlamı ve acının nasıl dünyevileştirileceği sorusu üzerinde yeniden durmuştur. Bir yanda on sekizinci yüzyılın sonlarından itibaren acının engellenmesi gereken bir kötülük olarak yeniden şekillendirildiği faydacı düşüncenin yükselişi vardı. Acının azaltılması on dokuzuncu yüzyılda hem felsefi hem de bilimsel çabaların ilgi odağıydı ve üstelik siyasi süreçlerin de önemli bir parçasıydı. Eğer acı kötüyse, anlamsızsa, insanlığın ilerlemesine köstekse (yukarıdaki görüşle tamamen çelişiyorsa), o zaman vurgunun acının ortadan kaldırılmasına ya da bu mümkün değilse yönetimine kaydırılması gerekiyordu. Acının azaltılmasını amaçlayan teskin etme, analjezi, anestezi ve sosyal politikalar Avrupa ve Amerika'da on dokuzuncu yüzyıl medeniyetinin motifleri haline geldi ve kolonyal ile emperyal yayılma medeniyet projelerinin yönetiminin temel kavramsal bileşenleriydi. Bu bağlamda acıyı ifade etmek modernitenin başarısızlığının sinyalini vermekti. Öte yandan evrimsel tarzdaki biyolojik düşünce, acıyı hayatta kalmaya yardımcı olacak anlamlı bir araç olarak anlamlandırmaya başlarken aynı zamanda ilahi anlamlı acı kozmolojisinin reddedilmesinde daha kararlıydı. Dişleri ve pençeleri kırmızı, acımasız, ahlak dışı, kanlı, çığlıklar ve hayvan nidalarıyla tanımlanan doğanın müşfik bir Tanrı'nın işareti olması pek mümkün değildir. Ancak acının hayatta kalmaya yardımcı olduğu fikri en azından bazı acı verici deneyimlerin hem gerekli hem de yararlı olduğunu haklı çıkaran evrimsel düşünce yoluyla ortaya çıktı. Bunlar yaralanmadan kaynaklanan akut ağrılarla sınırlıydı (örneğin, bir kişinin yaralı bacağına ağırlık vermesini
Sayfa 106