• ☘️İmam Evzâi rahimehullah dedi ki:

    “Şu beş şey ashabın itina gösterdiği şeydi. Cemaate bağlı kalmak, sünnete uymak, mescit bina etmek, kuran okumak, Allah yolunda cihad etmek.”

    👉(İmam Begâvî, Şerhu’s Sunneti 1/209)
  • Değerli Müslümanlar … ! Kadının yüzünü örtmesi ile alakalı o kadar açık ve net deliller karşısında hala meseleyi sağa sola çekerek, günümüz meşayih ve hocalarından bazıları, “ kadının yüzünü örtmesi güzel bir şeydir ama bu farz değildir “ diyerek yüzün açılmasının caiz olacağını ileri sürmektedirler… Hatta bu konuda İcma vardır, sözleriyle de adeta bu konuyu sulandırmışlardır …

    İşte sizlere ; “ Kadının yüzünü örtmesi farz değildir ve bu konuda icma vardır “ diyenlerin ensesine tokat gibi inecek olan ehl’i ilmin sözleri …

    1 – İBNİ TEYMİYYE ... R.H

    Şeyhül islam İbni Teymiye r.h " Nur suresinin tefsiri " adlı eserinin 56. sayfasında şöyle diyor :

    " Bu da gösteriyor ki peçe ve eldiven o gün ihramlı olmayan kadınların giyimleri arasındaydı. Ve herkesçe maruftur. Böylece kadınların yüzlerini ve ellerini örtmeleri gerekir. "

    Şeyhul islam İbn-i Teymiyye r.h kadınların yabancı erkeklere karşı örtünmesi ile alakalı yine şöyle der :

    İşin özü şudur ki Allah’u Teala süsü iç ve dış süs olarak yaratmıştır. Kadın, dış süsünü mahrem kişiler ve kocasının dışındakilere gösterebilir. Hicab Ayet’inin inmesinden evvel kadınlar örtüsüz dışarı çıkarlardı. Erkekler ellerini ve yüzlerini görebiliyorlardı. Bu da o zamanlar caizdi. Yani kadınlara o zamanlar bakılıyordu.

    “ Ey peygamber ! Hanımlarına, kızlarına ve mü minlerin kadınlarına - bir ihtiyaç için dışarı çıkacakları zaman - dış örtülerini üstlerine almalarını söyle..... ”

    Ahzab : 59

    Ayeti indikten sonra kadınlar yabancı erkeklere karşı örtünmeye başladılar.

    Sonra şöyle devam eder : “ El, yüz ve ayaklar artık dışarıda kalamazlardı. Hepsi örtünecek, görünen ise sadece elbise olacaktı.”

    Fetava : 2.c. 1101.s

    Aynı cildin 117. ve 118. sayfasında ise şöyle der : “ Ellerin, yüz ve ayakların gösterilmesinin haramlığı sadece yabancı erkekler içindir. Kadınlar ve mahrem insanlar için söz konusu değildir. ”

    Söz konusu cildin 152. sayfasında ise şöyle der : “ Kadın, kanun koyucu olan Allah’ın şu iki amacını çok iyi bilmelidir.

    Birincisi : Kadın ve erkek arasındaki fark.

    İkincisi ise : Kadının örtünme zorunluluğu.

    2 – İBNU’L KAYYIM ... R.H

    Büyük ilim adamı İbnu’l-Kayyım, şunları söylemektedir : “ Kadının ihram esnasında - peçeyi çıkarması hariç - yüzünü açmasının gerektiği hakkında bir tek harf dahi nakledilmiş değildir…” Daha sonra şunları söyler : “ Esmâ’dan sabit olduğuna göre o ihramlı olduğu halde yüzünü örterdi. Âişe de şöyle demiştir : “ Binek sırtında olan erkekler yanlarımızdan geçer ve biz o sırada Peygamber s.a.v ile birlikte ihramlı halde bulunuyor idik. Binekliler bizimle aynı hizaya geldiklerinde bizden herhangi bir hanım cilbabını yüzünün üzerine örterdi. Bu kişi geçip gidince biz de yüzümüzü açardık ”

    Tehzibu’s Sünen : 2 . 350

    İbnu Cevziyye yine şöyle der : “ Arap kadınları, tıpkı cariyeler gibi yüzlerini açarlardı. Bu da erkeklerin kendilerine bakmasını teşvik ederdi. Bu yüzden Allah onlara cilbablarıyla yüzlerini örtmelerini emretti. İbni Abbas’a göre örtme şekli ise, yüzüne aşağı sarkıtıp peçelemekti. Öyle ki, sadece görebilsin diye bir tek gözü açık kalırdı.

    Teşhil : 3 - 144.

    3 – MUHAMMED EMİN ŞENKITİ... R.H

    Muhammed Emin Şenkıti tefsirinde diyor ki ; Bence, zikredilen iki kavlin en açığı İbni Mes’ud’un olanıdır. Açıktaki ziynet, bakılması adet olmayandır. Onu yabancı erkek görebilir. Ama bizim işaret etmek istediğimiz şu apaçık görüştür. Çünkü sözlerin en ihtiyatlısı fitnenin en uzak sebebine işarettir. Kadın erkek herkesin kalbinin korunması da buradadır. Yani söz götürmez şey : Kadının yüzünün asıl güzelliği olduğu ve görülmesinin de fitnenin en büyük sebebi olduğudur. Şeri kaideler de buna göredir. Yani yüzün tam korunması, asla açılmamasıdır.

    Edvaul Beyan Fi tefsirul Kur’an : 6 -198,199,200

    Şankıti r.h konuyla ilgili devam ediyor ve diyor ki : “ ... Ondan kendiliğinden açılanlar hariç, ziynetlerini göstermesinler … ” den, “ el ve yüz ” anlamı çıkaranların sözü ise ; Ayet’teki karineyle iptal edilir : Çünkü ziynet Arapçada kadının süslendiği şeydir. Ve asıl yaratılışına ilavedir. Takı ve elbiseler gibi... “ Ziynet ” kavramını, “ kadının bedeninden bir kısım ” şeklinde yormak da zahire aykırıdır. O anlama götüren bir delil olmadan böyle yormak caiz olmaz.

    Bununla şu kavli de öğrenelim ki, “ zahir ziynet, eller ve yüzdür.” İşte bu Ayet lafzının zahiri anlamına terstir. Bu da bu iddianın doğru olmadığının göstergesidir. Böyle yorum için başlı başına bir delil ister.”

    Edvaul-Beyan : 6-196,199,200.

    Şankıtı r.h ; “ Kur’an’ın delilleri, kadının tamamen örtünmesini ve yüzünü de örtmesini kurallaştırmıştır.
    Çünkü Cenab-ı Hakk : “ Ey Nebi, hanımlarına, kızlarına ve bütün mü’minlerin kadınlarına söyle cilbablarını üzerlerine bürüsünler,” buyurmuştur.

    Buna göre bir tek muhalifi olmamak kaydıyla ittifakla bütün ehl-i ilim bu Ayet’i ; görebilecek gözü hariç, bütün yüzünü örtmesi şeklinde yorumlamışlardır. Bunlardan bir kaçı ise şunlardır : İbni Mesud r.a, İbni Abbas r.a, Abidet es Selmani r.a dur, der.

    “ … İbn Abbas radıyallahu anhuma dan : isnadıyla rivayet ediyor : " Allah, müminlerin kadınlarına, bir ihtiyaçları için evlerinden çıktıklarında, başlarının üzerinden örtecekleri örtüleriyle yüzlerini örtmelerini ve sadece bir gözlerini açmalarını emretmektedir."

    Taberi : 20/325 - İbn Ebi Hatim : 10/3154 - Cessas : 3/458 - Suyuti Durru’l-Mensur : 8/209 - İbni Kesir : 6/482 - Begavi Tefsiri : 6/376

    4 – ŞEVKANİ ... R.H

    Şevkani de “ Neylül’Evtar “ da İbni Raslan’dan şunu naklediyor : “ Kadının, yüzü açık olarak çıkmaması konusunda müslümanların ittifakı vardır. “

    5 – İBNİ HACERU’L ASKALANİ ... R.H

    Hafiz İbni Hacer r.h da şunları söyler ; “ kadının mescide gitmesinin cevazı devamlıdır. Sefere ve çarşıya da çıkabilir ama erkeklerin görmemesi için peçeli olması kaydıyla…… “

    Hafiz İbni Hacer Nur 31.Ayeti tefsir ve bunun nasıl yapılacağını tasvir ederken ; “ Örtüyü başına kor, sağdan sarkıtıp sola doğru boynuna dolar. Ve bu aynı zamanda peçe olur.” diyor.

    Fethul Bari : 11/351

    6 – İBNİ CERİR ET TABERİ ... R.H

    İbni Cerir et-Taberi’nin tefsirinde zikrettiği, İbni Abbas’ın yorumu : “ Cenab-ı Hakk buyurdu ki ; “ Ey Nebi, hanımlarına, kızlarına ve tüm müminlerin kadınlarına söyle ; cilbablarını üzerlerine bürünsünler. ”

    Yani Allah Teala mü’minlerin kadınlarına ; bir ihtiyaç için evlerinden çıkarken başlarından aşağı sarkıtacakları cilbablarıyla yüzlerini örtsünler. Sadece bir gözünü açık bıraksınlar.

    Taberi. Tefsir : 22 - 46.

    7 – İBNİ KESİR ... R.H

    İbni Kesir r.h Ahzab : 53 Ayet’inin tefsirinde diyor ki : “ Allah Teala kadınlara örtüyü, yabancı kimselere karşı kullanmalarını emrettiğinde, bu perdelenmenin akrabaya karşı kullanılmasının gerekmediğini de açıklamıştır. Tıpkı Nur Suresinde “... ziynetlerini göstermesinler, kocaları, babaları, müstesna ….. ” buyruğunda olduğu gibi. Böylelikle de bu - kapanma - hükmü bütün kadınlara yaymış oldu….“

    Bu Ayet hicab Ayet’idir. Ve burada şeriatın hem ahkamı ve hem de adabı vardır.

    Tefsir : 5 - 494.

    8 – İBNİ CEVZİ ... R.H

    İbni Cevzi de şöyle diyor : “ Üzerlerine cilbablarını bürünsünler ” Ayet’inin anlamı, başlarını ve yüzlerini perdelesinler demektir.

    Zadül- mesir : 6 – 422

    9 – EBU HAYYAN … R.H

    Ebu Hayyan da şöyle açıklıyor : “ Bürünme “ , bütün bedeni içine alan bir ifadedir. “ Üzerlerine ” sözü ise, yüzlerine demektir. Çünkü cahiliye de gösterilen zaten yüz idi.

    Tefsir : 7- 250

    10 – MEVDUDİ ... R.H

    Mevdudi r.h da şöyle der : Ayeti kerimedeki “ kendiliğinden görünen hariç “ ibaresi, insanın bu ziynetin açığa çıkmasını istemesinin caiz olmadığını gösterir. Sadece istek dışı görülüverendir. Ya da, gizlenmesi gayri kabil olandır. Yani kadının elbisesini örttüyü rida gibi. Çünkü onu da saklamak imkansızdır. O da ne de olsa, kadın vücudunun üzerinde olduğu için gözü ve dikkati çeker. Ama Allah’u Teala ondan sorumlu tutmuyor. İşte Abdullah İbni Mes’ud’un açıkladığı anlam da budur. Hasani Basri ve öbürleri de bunu ifade ediyorlar. Fakat “ kendiliğinden görünen hariç ” tabiri için bazı kimseler ; adet olduğu üzere insanın açtığı şey diyor, sonra da yüzü ve elleri, üzerindeki bütün süsleri bu tabirin içine sokuyorlar.

    Yani onlara göre kadının ; yüzünü gözünü sürme ve kremle süsleyip, ellerine kına yakması ve yüzük ve bilezikler takınarak ; yüz ve elleri açık bir şekilde halk içinde gezmesi normaldir.
    Ama biz “ kendiliğinden görünen hariç ” formülünün, hangi dil kuralına göre “ insanın kendisinin açığa çıkardığı ” şey tarzında manalandırıldığını bilmek isteriz. Çünkü biz bu mana da olacağını anlayamıyoruz. Neden denilirse ; çünkü bir şeyin kendiliğinden ortaya çıkması ile insanın isteyerek açığa çıkarması arasındaki fark ortadadır. Hiç bir ferde bu gerçek kapalı değildir.

    Kur’an’daki apaçık anlam sa, ziynetin ortaya çıkarılmamasıdır. Kasıtsız ortaya çıkana ise sadece ruhsat verilmiştir. Bu ruhsatı, isteyerek açığa çıkarmaya vardırmaksa, Kur’an’a muhalefettir. Aynı zamanda, Asr-ı Saadette kadınların yüzlerini yabancı erkeklere açık olarak göstermemekte olduklarına dair sabit rivayetlere de ters olur. Ve zaten “ hicab ” emri yüzün kapanması için gelmiştir. Hayret doğrusu, Kadının elini yüzünü açıp yabancılar karşısına çıkmasını mübah görenler, el ve yüzün avret olmadığını bu konuya delil gösteriyorlar.

    Tefhimu’l Kur’an Nur suresi tefsiri

    11 – FAHRUDDİN ER RAZİ

    Fahruddin Razi ise : “ Bu Ayet, genç kadının, yabancı erkeklere karşı yüzünü örtmesinin emredildiğine açık delildir. Evden çıkarken “ örtüsünü üzerine alsın “ ifadesiyle de iffetini ortaya koymaması emrediliyor.”

    12 – ZAMAHŞERİ

    Zemahşeri : “ Cilbablarıyla üzerlerini örtsünler ” demek ; baştan aşağı bürünsünler ve onunla yüzlerini, cazibelerini perdelesinler, demektir…

    Tefsir : 3 – 560

    13 – SABUNİ

    Sabuni ise, zikri geçen Ayet’le ilgili İbni Abbas r.a nun tefsirini sunarken ; “ İşte konuyla ilgili açık nass budur. İbni Abbas’tan ulaşan bu sarih nass, yüzün örtülmesinin vucubunu ifade eder “ demektedir. Ve devam ediyor diyor ki :

    İbni Kesir’in Muhammed ibni Sirin’den rivayeti ve daha başka bir çok sahih ve açık nakiller kadının yüzünü kapatmak zorunda olduğunu anlatıyor. Peki nerede kalıyor, selef-i salihinin yolu ve şöhretli tefsir alimlerinin görüşü … ?

    Saffetüt –Tefasir : 2 – 532

    14 – MUHAMMED SALİH EL USEYMİN ... R.H

    Useymin r.h Aişe r.anha annemizden gelen Esma r.anha ile alakalı “ el ve yüz müstesna “ hadisi şerifin zayıflığından bahsettikten sonra şöyle der :

    “ Bundan dolayıdır ki bu Hadis zayıf olduğu gibi, örtünmenin vacib olduğunu ifade eden sahih Hadislere de karşı koyamaz… “

    M.Salih el-Useymin : Risaletu’l fi’l hicab 32.s

    | Tacuddin El Bayburdi
  • "Mü 'minler muhakkak felâh bulmuşdur (umduklarına ermişlerdir). Zira onlar namazlarında huşû içindedirler. "722

    Müfessirler, sahabeyi kiramın daha önceleri namaz kılarken gözlerini semaya diktiklerini, bunun üzerine "Onlar namazlarında huşû içindedirler. ” ayetinin nazil olduğunu belirtmekte ve şu haberi aktarmaktadırlar: "Rivayet edildiğine göre Allah'ın Rasûlü (s.a.v.), namaz kılan birisini sakalıyla oynarken görmüş ve şöyle buyurmuştur: 'Bunun kalbi huşû duysaydı, organları da huşû duyardı."'723

    "Namazda Huşûnun Fazileti” başlığı altında İmam Gazzâlî, "Sarhoş olduğunuz zaman, söylediğinizi bilip anlayıncaya kadar namaza yaklaşmayın."724 ayetini zikrederek şu işârî yorumu yapar: "Bazıları bu ayetteki sarhoşluk kelimesine dünya meşgalesi veya dünya sevgisi ile sarhoş olduğunuz vakitte de namaza yaklaşmayın manasını vermişlerdir.'725

    --------------------------------------------------
    722 Mü'minûn 1-2.
    723 Bkz. Taberî, Câmî'u'l-Beyân, c. xvııı., s. 1-3; Beğâvî, Tefsîr, c3.,
    301-2; Ebû Su'ûd, İrşâdu Aklu's-Selîm, c. VI., s. 123; Şevkânî, Fethu'l Kadîr c.3., s. 473-75; Bursevî, Rûhu'l-Beyân, c.V., s. 430-31; Âlûsî, Rûhu'l-Me'anî, c. xvııı., s, 3-4; 73
    724 Nisâ, 43.
    725 Gazzâ1î,İbyâş L, 410.
  • 1 = Namazda esneme halinde elle ağzı kapama :

    “ … Ebu Said el-Hudri r.a şöyle dedi : Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem : Sizden biri namazda esneyeceği vakit gücü yettiğince onu tutsun. Esneme galip gelirse eline ağzına koysun, buyurdu. ”

    Müslim 2995/5758 Buhari 952-Edebu’l-Müfred Ebu Davud 5026 Darimi 1/321 Abdurrezzak 3324-3325 İbni Huzeyme 919 Beyhaki 2/289 Begavi 3347 Ahmed 3/31-37.93

    2 = Namazda abdest bozulunca çıkıp gitmek :

    “ … Aişe r.anha şöyle dedi : Rasulullah s.a.v Namaz’da iken biriniz hades - yani Abdesti bozacak gibi bir şey - yaptığı vakit burnunu tutarak dönüp gitsin, buyurdu.”

    Ebu Davud 1114 İbni Mace 1222 İbni Huzeyme 1019 İbni Hibban 205-eI-Mevarid Dare kutni 1/158 Hakim 1/184

    3 = Yemek hazırken önce yemek yemek sonra namaz kılmak :

    “ … Enes r.a den Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu : Akşam yemeği getirildiği ve namaz vakti de geldiği zaman akşam namazını kılmadan yemeği yemeye başlayınız acele edip de yemeğinizi bırakmayınız.”

    Buhari 672-Ter:702 Müslim 557/64- 65 Nesei 852 Tirmizi 353 Darimi 11293 İbni Mace 933 İbni Huzeyme 934-1651 İbni Hibban 2066 Humeydi 1181 Abdurrezzak 2183 Beyhaki 3/72-73 Beğavi 3/355 Ahmed 3/110

    4 = Namazda ihtiyaç anında erkeklerin Tesbih - yani Subhanallah - demeleri, kadınların ise el çırpmaları :

    “ … Ebu Hureyre r.a şöyle dedi : Rasulullah s.a.v : Tesbih - yani Subhanallah demek - erkeklere, el çırpmak ise kadınlara muhsustur, buyurdu.”

    Buhari 1203 -Ter: 1142 Müslim 422/106 Ebu Avane 2/214 Ebu Davud 939 Nesei 1206 Tirmizi 369 Darimi 1/317 İbni Mace 1034 İbni Hibban 2263 Humeydi 948 Tayalisi 2399 Abdurrezzak 4068 Beyhaki 21246 Beğavi 3/271 Ahmed 2/241

    “ … Sehi b. Sa’d es-Saidi r.a şöyle dedi : Rasulullah sallallahu aleyhi ve selem : Size ne oluyor ki, namazınızda bir şey size arız olduğu vakit et çırpıyorsunuz ! Bu fiil kadınlara hastır. Bir kimseye namazında bir şey arız olursa, o kimse “ Subhanallah “ desin, buyurdu.”

    Malik 1/163 Buhari 684.Ter:711 Müslim 421/102 Ebu Avane 2/443 Ebu Davud 940/941 Nesei 2/77-78-79 İbni Mace 1035 İbni Hibban 2260 Tabarani 573 9-5742-M.Kebir Beyhaki 3/112 Beğavi 3/272 Abdurrezzak 4082 Ahmed 5/331

    5 = Namazda zarar verecek canlıların öldürülmesi :

    “ … Ebu Hureyre r.a şöyle dedi : Nebi s.a.v : iki siyahın - yani akrep ve yılanın - öldürülmesini emretti.”

    İbni Huzeyme 869 İbni Hibban 2352 Tayalisi 2538 Hakim 1/256 Beyhaki 1/266 Beğavi 3/268 Abdurrezzak 1754 Ahmed 2123

    6 = İhtiyac anında namazda çocuk taşıma :

    “ … Ebu Katade r.a şöyle dedi : Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem omuzunda Ebil-As’ın kızı Ümame olduğu halde namaz kıldırdı. Rasulullah rukü ettiği zaman kızı yere koyuyor, kalktığı zaman omuzunda taşıyordu.”

    Malik 1/170 Buhari 516-Ter:590 Müslim 543/41 Ebu Avane 2/145 Ebu Davud 917 Nesei 710 İbni Huzeyme 868 Humeydi 422 Beyhaki 2/162-163 Beğavi 3/263 Ahmed 51295 Albani 385-el-İrva

    7 = Namaz’da verilen selamı işaretle alma :

    “ … Abdullah b. Ömer r.a şöyle dedi : Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Kuba’ya çıktı, orada namaz kılıyordu. Ensar gelerek namazda iken Rasulullah’a selam verdiler. - İbni Ömer - dedi ki Bilal’e şöyle dedim : Rasulullah namaz kılarken onlar kendisine selam verdiklerinde onlara selamlarını nasıl iade ediyor olarak gördün? Bilal avucunu açtı işte şöyle gördüm, dedi.”

    Ravilerden Cafer b. Avn da avucunu açtı. Avucunun içini aşağı, dışını yukarı tuttu ve bu hareketi gösterdi.

    Ebu Davud : 9217 - Nesei : 1186 - Tirmizi : 368 - Beyhaki : 2/259-260 - Ahmed : 6/12

    “ … İbni Ömer r.a Suheyb r.a dan şöyle dediğini rivayet ediyor : Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e namaz kılarken uğradım. Ona selam verdim. Rasulullah selamımı işaretle aldı.”

    Ravi Nabil şöyle dedi: Ben İbni Ömer’in parmağı ile işaret ederek selamı iade ettiğini biliyorum.

    Ebu Davud 9217 Nesei 1186 Tirmizi 368 Ahmed 6/12

    8 = Namazda işaret etme :

    “ … Aişe r.anha şöyle dedi : Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bir ara hastalandı. Sahabelerden bir kısım insanlar ziyaret için yanına girdiler. Müteakiben Rasulullah oturduğu halde namaz kıldı. Ziyarete gelenlerde ayakta dikilerek onun namazına uyup namaz kıldılar. Rasulullah onlara, oturunuz diye işaret etti. Onlar da oturdular...”

    Müslim : 412/82 Buhari : 5658-Ter : 5700 Ebu Avane : 2/107 İbni Mace : 1237 İbni Huzeyme : 1614 İbni Hibban 2104 Ahmed 6/51

    9 = Sıkışık halde Namaz kılmamak :

    “ … Abdullah b. Erkam r.a beraberinde insanlar olduğu halde hac - veya ömre - için yola çıkmıştı. 0 beraberindeki insanlara imamlık yapıyordu. Bir gün sabah namazı için kamet etti sonra biriniz imamlık için öne geçsin dedi ve kendisi tuvalete gitti. Daha sonra şöyle dedi : Ben Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’i işittim şöyle buyuruyordu : Biriniz tuvalete gitmek ister ve o anda da namaz için kamet getirilirse önce tuvalete gitsin.”

    Ebu Davud : 88 Nesei : 851 Tirmizi : 142 Darimi : 1/332 İbni Mace : 616 Malik : 1/159/49 Hakim : 597 Ahmed : 15959

    NAMAZ’DA YAPILMASI CAİZ OLMAYAN FİİLLER

    “ … Ebu Hureyre r.a şöyle dedi : Rasulullah s.a.v namazda elleri böğür üzere koymayı yasakladı.”

    Buhari 1219 Müslim 545/46 Ebu Avane 2/84 Ebu Davud 947 Nesei 889 Tirmizi 383 Darimi 1/332 İbni Huzeyme 908 İbni Hibban 2285 İbn Ebi Şeybe 1/498/12 Tabarani 877-M. Sagir Hakim 974 Beyhaki 2/287 Ahmed 9192 Albani 374-el-İrva

    “ … Muaykib r.a şöyle dedi : Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’e mescidde secde mahallini düzeltme hakkında sorulduğunda şöyle buyurdu : Eğer bunu yapacaksan bari bir kere yap.”

    Buhari 1207-Ter:1145 Müslim 546/47- 48 Ebu Avane 2/190-191 Ebu Davud 946 Nesei 1191 Tirmizi 380 İbni Mace 1026 İbni Huzeyme 895 İbni Hazm 4/8-el-Muhalla Tayalisi 1187 Beyhaki 2/284 Ahmed 3/426

    “ … Muaviye b. el-Hakem es-Sülemi r.a şöyle dedi : Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte namaz kıldığımız bir sırada cemaatten bir kişi hapşırdı. Ben “ Yerhamukallah “ dedim. Cemaattakiler bana bakıştılar. Ben Vay anam helak oldum ! Ne oluyorsunuz ki, bana bakıp duruyorsunuz ? dedim. Bunun üzerine elleriyle bacaklarına vurmaya başladılar. Onların beni susturmak istedilderini anlayınca öfkelendim, fakat sustum. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem namazı bitirince - Babam ve anam ona feda olsun ondan önce ve ondan sonra Rasulullah kadar güzel öğreten hiçbir muallim görmedim. Valla - ne beni ne azarladı, ne dövdü, ve ne de sövdü – sadece : Bizim bu namazımızda insanların kelamından hiçbir şey yaraşmaz. 0, ancak tespih, tekbir ve Kur ‘an okumaktır, buyurdu.”

    Müslim 537/33 Ebu Avane 2/141 Ebu Davud 930-931 Nesei 1217 Darimi 1/353 Ahrned 5/447 Albani 390 - el-İrva

    NAMAZI İPTAL EDEN ŞEYLER

    Değerli kardeşlerim … ! Namaz konusundaki en önemli şeylerden bir tanesi de, bir müslümanın namazını ortadan kaldıracak arızaların neler olduğunu bilmesidir. Çünkü öyle arızalar var ki bunlar, namaz kılındığı halde namazı yok sayan şeylerdir. Bunlar sahih delillerin bildirdiği gibi :

    “ Abdesti olmayanın namazı yoktur “

    EBU DAVUD : 1.C.101.N

    “ Fatihası olmayanın namazı yoktur “

    BUHARİ : 2.C. 765.S

    “ Burnunu yere değdirmeyenin namazı yoktur “

    DARE KUTNİ : 1 / 348

    “ Ruku ve secdede belini düzgün tutmayanın namazı yoktur “ }

    İBNİ MACE : 3.C.871.N - EBU DAVUD : 2.C.855.N

    “ … Cabir r.a’dan. Allah resulü s.av şöyle buyurdu : Kahkaha namazı iptal eder, fakat abdesti bozmaz. “

    DARE KUTNİ : 1.C. 647.N – 1 / 173.58.n

    “ … Cabir r.a’dan. Allah resulü s.av şöyle buyurdu : Konuşmak namazı iptal eder, fakat abdesti bozmaz. “

    DARE KUTNİ : 1.C. 6478.N

    | Tacuddin El Bayburdi
  • "O gün ne mal fayda verir ne de oğullar. Ancak kim Allah'a selim bir kalble gelirse. (O fayda görür.)
    Şuara 88-89


    Mesnevi, c.5, 872

    Bu cihan, bir Sebzvâr şehri gibidir.
    Hak erleri onda zayi olup gönül darlığına düşer.


    Hz. Peygamber (s.a.v.), "Cenâb-ı Hakk, sûrete bakmaz, matlup olan temiz bir gönüldür." buyurmuştur.* 


    Yani bakılmaya lâyık olan gönül sahipleridir,
    secdenin sûreti ve altın dağıtmak değil.


    Sen gönlünü gönül sanıp mağrur olmuş, bu yüzden asıl gönül sahiplerini aramaktan uzak kalmışsın.  


     Gönül öyle bir şeydir ki onun içinde bu yedi gök gibi yüzlerce sema kaybolur.


    Yoksa hile dolu küçük bir kalbi isteme.
    Sebzvâr içinde Ebû Bekir arama!


    Ehl-i dil, altı yüzlü bir aynadır. Cenâb-ı Hakk, ancak gönül sahibinin vasıtası ile nazar eder.

    .............

    Sen huzura yüzlerce çuval altın da getirsen Cenâb-ı Hakk senden kalb-i selîm ister.


    Gönül eğer senden razı ise ben de razıyım.
    O senden yüz çevirmiş ise ben de çeviririm.


    Sana bakmam, gönle nazar ederim.
    Benim için en makbul hediye gönüldür.


    Gönüller rızanın yerini almıştır. 
    Cennetler anaların ayakları altındadır.


    Çünkü aslı, anası da babası da odur. 
    Sûrete bakma, gönle nazar et.


    Sen "İşte bende de gönül var” dersen; 
    Sana der ki: "Burada böyle gönüller çok!”


    O öyle bir gönül ister ki cihanın kutbu ve âdemin canının canına canın canı olsun!

     

    Bil ki o gönüller sultanı, 
    Böyle nur dolu ve güzel gönüller bekler.


    Sen günlerce Sebzvâr'ı dolaşsan da
    işe yarar böyle bir gönül bulamazsın. 


    Nihayet canı solmuş pejmürde bir gönlü 
    Tabuta koyup götürürsün!  


    Ve dersin ki: 
    "Ey şehriyâr, işte sana bir gönül getirdim. 
    Sebzvâr da bundan daha iyisi çıkmaz!”


    O zaman sana şöyle denilir: "Burası mezarlık değil ki buraya bir ölü gönüllü getirdin!


    Var yürü varlık Sebzvâr'ının ondan aman bulduğu bir gönül getir!**

     

    Bu ifadelerden anlaşıldığı kadarıyla, Mevlânâ, Allah'ın huzuruna ancak selim bir kalb ile çıkılabileceğini ve ancak onların makbul olacağını anlatmak isteyerek ayeti zâhirî manası ile tefsîr etmiştir. Şayet kişi böyle bir kalbe sahip değilse, gönül sahibi birini bulup  ona tabi olması ve onu kendisine rehber edinmesi gerekmektedir.


    Tefsîr kitaplarında da "selîm kalb"in, samimi, küfür ve münafıklık illetinden emin bir gönül olduğu veya hastalıklardan selâmette olan mü'minin kalbidir. Çünkü Allah Teâlâ kâfir ve münafığın kalbinin hastalıklı olduğunu beyan etmiştir” şeklinde ifade edilmektedir. İşte ancak böyle bir gönülle gelenlerin kurtuluşa ereceklerini; kâfirlerin, "Biz mal ve evlat açısından çoğunluktayız." (Sebe,35) demelerine karşılık Allah Teâlâ, kalblerinin dünyada selîm olmaması sebebiyle o gün mal ve evlatlarının fayda vermeyeceğini bildirmiştir.

    Görüldüğü gibi Mevlânâ'nın tefsîri ile diğer müfessirlerin tefsîrleri paralel arz etmektedir. Bu nedenle mutasavvıfımızın bu ayeti zâhirî manasına göre tefsîr ettiğini söyleyebiliriz.***

     



    * Burada şu hadis-i şerife işaret edilmektedir: "Allah sizin sûretlerinize ve mallarınıza bakmaz; fakat kalblerinize ve amellerinize bakar." Bkz. Müslim, Sahîh, c. VIII., s. 11; İbn Mâce, Sünen, c. 11., s. 153.



    ** Mesnevî, c. V., 872 vd./ Mevlânâ'nın bu mısralarının daha iyi anlaşılması için, bu beyitlerden önce anlatmış olduğu şu hikâyeyi hatırlamamız gerekir: Bugün Iran sınırları İçerisinde yer alan ve o dönemde Râfızîlerin  (Şî'î) bulunduğu yer olan Sebzvâr şehrini, Muhammed Harzemşah şavaşla alınca, halkı ondan aman dilemiş, kendilerinin affedilmelerini istemişler. Padişah, bu şehrinizden Ebû Bekir adında birini huzuruma hediye olarak getirirseniz sizi affederim, der. Fakat şehir halkı çuvallarla altın getirip Ebû Bekir adlı birini istememesini; zira bu şehirde o isimli bir şahsın bulunmasının imkânsız olduğunu söyleyince, padişah hiç altınlara bakmayıp, bana bir Ebû Bekir armağan etmedikçe bunların bir faydası yoktur, der. Sebzvârlllar şehrin altını üstüne getirip sonunda Ebû Bekir isminde bir yolcuyu bir harabede hasta ve üzgün bir şekilde bulurlar ve ondan hemen padişaha gidip bu şehir halkını katliamdan kurtarmasını isterler. Yolcu ise şu karşılığı verir: "Yürümeye gitmeye gücüm olsaydı bir gün evvel buradan yola çıkardım. Bu düşman diyarında kalmaz, dost şehrine yönelirdim.” sebzvârlılar  yolcunun yürüyemiyeceğini anlayınca, bir tabut getirip Ebû Bekir'i içine koyup Harzemşah'ın huzuruna getirirler. Mesnevî, c. V., 850 vd. 

     

    *** Taberî,Camiul-Beyan; Begavi,Tefsir; Şevkani,Fethu'l-Kadir; Beydağı,Tefsir; İbniKesir,Tefsir; Kurtubi,Ahkam; Âlusi,Ruhul-Meani, Bursevi,Ruhul-Beyan





     
  • ((( ... KADININ YÜZÜNÜ ÖRTMESİ FARZDIR … BU KONUDA EHL’İ İLMİN SÖZLERİ … )))

    Değerli Müslümanlar … ! Kadının yüzünü örtmesi ile alakalı o kadar açık ve net deliller karşısında hala meseleyi sağa sola çekerek, günümüz meşayih ve hocalarından bazıları, “ kadının yüzünü örtmesi güzel bir şeydir ama bu farz değildir “ diyerek yüzün açılmasının caiz olacağını ileri sürmektedirler… Hatta bu konuda İcma vardır, sözleriyle de adeta bu konuyu sulandırmışlardır …

    İşte sizlere ; “ Kadının yüzünü örtmesi farz değildir ve bu konuda icma vardır “ diyenlerin ensesine tokat gibi inecek olan ehl’i ilmin sözleri …

    1 – İBNİ TEYMİYYE ... R.H

    Şeyhül islam İbni Teymiye r.h " Nur suresinin tefsiri " adlı eserinin 56. sayfasında şöyle diyor :

    " Bu da gösteriyor ki peçe ve eldiven o gün ihramlı olmayan kadınların giyimleri arasındaydı. Ve herkesçe maruftur. Böylece kadınların yüzlerini ve ellerini örtmeleri gerekir. "

    Şeyhul islam İbn-i Teymiyye r.h kadınların yabancı erkeklere karşı örtünmesi ile alakalı yine şöyle der :

    İşin özü şudur ki Allah’u Teala süsü iç ve dış süs olarak yaratmıştır. Kadın, dış süsünü mahrem kişiler ve kocasının dışındakilere gösterebilir. Hicab Ayet’inin inmesinden evvel kadınlar örtüsüz dışarı çıkarlardı. Erkekler ellerini ve yüzlerini görebiliyorlardı. Bu da o zamanlar caizdi. Yani kadınlara o zamanlar bakılıyordu.

    “ Ey peygamber ! Hanımlarına, kızlarına ve mü minlerin kadınlarına - bir ihtiyaç için dışarı çıkacakları zaman - dış örtülerini üstlerine almalarını söyle..... ”

    Ahzab : 59

    Ayeti indikten sonra kadınlar yabancı erkeklere karşı örtünmeye başladılar.

    Sonra şöyle devam eder : “ El, yüz ve ayaklar artık dışarıda kalamazlardı. Hepsi örtünecek, görünen ise sadece elbise olacaktı.”

    Fetava : 2.c. 1101.s

    Aynı cildin 117. ve 118. sayfasında ise şöyle der : “ Ellerin, yüz ve ayakların gösterilmesinin haramlığı sadece yabancı erkekler içindir. Kadınlar ve mahrem insanlar için söz konusu değildir. ”

    Söz konusu cildin 152. sayfasında ise şöyle der : “ Kadın, kanun koyucu olan Allah’ın şu iki amacını çok iyi bilmelidir.

    Birincisi : Kadın ve erkek arasındaki fark.

    İkincisi ise : Kadının örtünme zorunluluğu.

    2 – İBNU’L KAYYIM ... R.H

    Büyük ilim adamı İbnu’l-Kayyım, şunları söylemektedir : “ Kadının ihram esnasında - peçeyi çıkarması hariç - yüzünü açmasının gerektiği hakkında bir tek harf dahi nakledilmiş değildir…” Daha sonra şunları söyler : “ Esmâ’dan sabit olduğuna göre o ihramlı olduğu halde yüzünü örterdi. Âişe de şöyle demiştir : “ Binek sırtında olan erkekler yanlarımızdan geçer ve biz o sırada Peygamber s.a.v ile birlikte ihramlı halde bulunuyor idik. Binekliler bizimle aynı hizaya geldiklerinde bizden herhangi bir hanım cilbabını yüzünün üzerine örterdi. Bu kişi geçip gidince biz de yüzümüzü açardık ”

    Tehzibu’s Sünen : 2 . 350

    İbnu Cevziyye yine şöyle der : “ Arap kadınları, tıpkı cariyeler gibi yüzlerini açarlardı. Bu da erkeklerin kendilerine bakmasını teşvik ederdi. Bu yüzden Allah onlara cilbablarıyla yüzlerini örtmelerini emretti. İbni Abbas’a göre örtme şekli ise, yüzüne aşağı sarkıtıp peçelemekti. Öyle ki, sadece görebilsin diye bir tek gözü açık kalırdı.

    Teşhil : 3 - 144.

    3 – MUHAMMED EMİN ŞENKITİ... R.H

    Muhammed Emin Şenkıti tefsirinde diyor ki ; Bence, zikredilen iki kavlin en açığı İbni Mes’ud’un olanıdır. Açıktaki ziynet, bakılması adet olmayandır. Onu yabancı erkek görebilir. Ama bizim işaret etmek istediğimiz şu apaçık görüştür. Çünkü sözlerin en ihtiyatlısı fitnenin en uzak sebebine işarettir. Kadın erkek herkesin kalbinin korunması da buradadır. Yani söz götürmez şey : Kadının yüzünün asıl güzelliği olduğu ve görülmesinin de fitnenin en büyük sebebi olduğudur. Şeri kaideler de buna göredir. Yani yüzün tam korunması, asla açılmamasıdır.

    Edvaul Beyan Fi tefsirul Kur’an : 6 -198,199,200

    Şankıti r.h konuyla ilgili devam ediyor ve diyor ki : “ ... Ondan kendiliğinden açılanlar hariç, ziynetlerini göstermesinler … ” den, “ el ve yüz ” anlamı çıkaranların sözü ise ; Ayet’teki karineyle iptal edilir : Çünkü ziynet Arapçada kadının süslendiği şeydir. Ve asıl yaratılışına ilavedir. Takı ve elbiseler gibi... “ Ziynet ” kavramını, “ kadının bedeninden bir kısım ” şeklinde yormak da zahire aykırıdır. O anlama götüren bir delil olmadan böyle yormak caiz olmaz.

    Bununla şu kavli de öğrenelim ki, “ zahir ziynet, eller ve yüzdür.” İşte bu Ayet lafzının zahiri anlamına terstir. Bu da bu iddianın doğru olmadığının göstergesidir. Böyle yorum için başlı başına bir delil ister.”

    Edvaul-Beyan : 6-196,199,200.

    Şankıtı r.h ; “ Kur’an’ın delilleri, kadının tamamen örtünmesini ve yüzünü de örtmesini kurallaştırmıştır.
    Çünkü Cenab-ı Hakk : “ Ey Nebi, hanımlarına, kızlarına ve bütün mü’minlerin kadınlarına söyle cilbablarını üzerlerine bürüsünler,” buyurmuştur.

    Buna göre bir tek muhalifi olmamak kaydıyla ittifakla bütün ehl-i ilim bu Ayet’i ; görebilecek gözü hariç, bütün yüzünü örtmesi şeklinde yorumlamışlardır. Bunlardan bir kaçı ise şunlardır : İbni Mesud r.a, İbni Abbas r.a, Abidet es Selmani r.a dur, der.

    “ … İbn Abbas radıyallahu anhuma dan : isnadıyla rivayet ediyor : " Allah, müminlerin kadınlarına, bir ihtiyaçları için evlerinden çıktıklarında, başlarının üzerinden örtecekleri örtüleriyle yüzlerini örtmelerini ve sadece bir gözlerini açmalarını emretmektedir."

    Taberi : 20/325 - İbn Ebi Hatim : 10/3154 - Cessas : 3/458 - Suyuti Durru’l-Mensur : 8/209 - İbni Kesir : 6/482 - Begavi Tefsiri : 6/376

    4 – ŞEVKANİ ... R.H

    Şevkani de “ Neylül’Evtar “ da İbni Raslan’dan şunu naklediyor : “ Kadının, yüzü açık olarak çıkmaması konusunda müslümanların ittifakı vardır. “

    5 – İBNİ HACERU’L ASKALANİ ... R.H

    Hafiz İbni Hacer r.h da şunları söyler ; “ kadının mescide gitmesinin cevazı devamlıdır. Sefere ve çarşıya da çıkabilir ama erkeklerin görmemesi için peçeli olması kaydıyla…… “

    Hafiz İbni Hacer Nur 31.Ayeti tefsir ve bunun nasıl yapılacağını tasvir ederken ; “ Örtüyü başına kor, sağdan sarkıtıp sola doğru boynuna dolar. Ve bu aynı zamanda peçe olur.” diyor.

    Fethul Bari : 11/351

    6 – İBNİ CERİR ET TABERİ ... R.H

    İbni Cerir et-Taberi’nin tefsirinde zikrettiği, İbni Abbas’ın yorumu : “ Cenab-ı Hakk buyurdu ki ; “ Ey Nebi, hanımlarına, kızlarına ve tüm müminlerin kadınlarına söyle ; cilbablarını üzerlerine bürünsünler. ”

    Yani Allah Teala mü’minlerin kadınlarına ; bir ihtiyaç için evlerinden çıkarken başlarından aşağı sarkıtacakları cilbablarıyla yüzlerini örtsünler. Sadece bir gözünü açık bıraksınlar.

    Taberi. Tefsir : 22 - 46.

    7 – İBNİ KESİR ... R.H

    İbni Kesir r.h Ahzab : 53 Ayet’inin tefsirinde diyor ki : “ Allah Teala kadınlara örtüyü, yabancı kimselere karşı kullanmalarını emrettiğinde, bu perdelenmenin akrabaya karşı kullanılmasının gerekmediğini de açıklamıştır. Tıpkı Nur Suresinde “... ziynetlerini göstermesinler, kocaları, babaları, müstesna ….. ” buyruğunda olduğu gibi. Böylelikle de bu - kapanma - hükmü bütün kadınlara yaymış oldu….“

    Bu Ayet hicab Ayet’idir. Ve burada şeriatın hem ahkamı ve hem de adabı vardır.

    Tefsir : 5 - 494.

    8 – İBNİ CEVZİ ... R.H

    İbni Cevzi de şöyle diyor : “ Üzerlerine cilbablarını bürünsünler ” Ayet’inin anlamı, başlarını ve yüzlerini perdelesinler demektir.

    Zadül- mesir : 6 – 422

    9 – EBU HAYYAN … R.H

    Ebu Hayyan da şöyle açıklıyor : “ Bürünme “ , bütün bedeni içine alan bir ifadedir. “ Üzerlerine ” sözü ise, yüzlerine demektir. Çünkü cahiliye de gösterilen zaten yüz idi.

    Tefsir : 7- 250

    10 – MEVDUDİ ... R.H

    Mevdudi r.h da şöyle der : Ayeti kerimedeki “ kendiliğinden görünen hariç “ ibaresi, insanın bu ziynetin açığa çıkmasını istemesinin caiz olmadığını gösterir. Sadece istek dışı görülüverendir. Ya da, gizlenmesi gayri kabil olandır. Yani kadının elbisesini örttüyü rida gibi. Çünkü onu da saklamak imkansızdır. O da ne de olsa, kadın vücudunun üzerinde olduğu için gözü ve dikkati çeker. Ama Allah’u Teala ondan sorumlu tutmuyor. İşte Abdullah İbni Mes’ud’un açıkladığı anlam da budur. Hasani Basri ve öbürleri de bunu ifade ediyorlar. Fakat “ kendiliğinden görünen hariç ” tabiri için bazı kimseler ; adet olduğu üzere insanın açtığı şey diyor, sonra da yüzü ve elleri, üzerindeki bütün süsleri bu tabirin içine sokuyorlar.

    Yani onlara göre kadının ; yüzünü gözünü sürme ve kremle süsleyip, ellerine kına yakması ve yüzük ve bilezikler takınarak ; yüz ve elleri açık bir şekilde halk içinde gezmesi normaldir.
    Ama biz “ kendiliğinden görünen hariç ” formülünün, hangi dil kuralına göre “ insanın kendisinin açığa çıkardığı ” şey tarzında manalandırıldığını bilmek isteriz. Çünkü biz bu mana da olacağını anlayamıyoruz. Neden denilirse ; çünkü bir şeyin kendiliğinden ortaya çıkması ile insanın isteyerek açığa çıkarması arasındaki fark ortadadır. Hiç bir ferde bu gerçek kapalı değildir.

    Kur’an’daki apaçık anlam sa, ziynetin ortaya çıkarılmamasıdır. Kasıtsız ortaya çıkana ise sadece ruhsat verilmiştir. Bu ruhsatı, isteyerek açığa çıkarmaya vardırmaksa, Kur’an’a muhalefettir. Aynı zamanda, Asr-ı Saadette kadınların yüzlerini yabancı erkeklere açık olarak göstermemekte olduklarına dair sabit rivayetlere de ters olur. Ve zaten “ hicab ” emri yüzün kapanması için gelmiştir. Hayret doğrusu, Kadının elini yüzünü açıp yabancılar karşısına çıkmasını mübah görenler, el ve yüzün avret olmadığını bu konuya delil gösteriyorlar.

    Tefhimu’l Kur’an Nur suresi tefsiri

    11 – FAHRUDDİN ER RAZİ

    Fahruddin Razi ise : “ Bu Ayet, genç kadının, yabancı erkeklere karşı yüzünü örtmesinin emredildiğine açık delildir. Evden çıkarken “ örtüsünü üzerine alsın “ ifadesiyle de iffetini ortaya koymaması emrediliyor.”

    12 – ZAMAHŞERİ

    Zemahşeri : “ Cilbablarıyla üzerlerini örtsünler ” demek ; baştan aşağı bürünsünler ve onunla yüzlerini, cazibelerini perdelesinler, demektir…

    Tefsir : 3 – 560

    13 – SABUNİ

    Sabuni ise, zikri geçen Ayet’le ilgili İbni Abbas r.a nun tefsirini sunarken ; “ İşte konuyla ilgili açık nass budur. İbni Abbas’tan ulaşan bu sarih nass, yüzün örtülmesinin vucubunu ifade eder “ demektedir. Ve devam ediyor diyor ki :

    İbni Kesir’in Muhammed ibni Sirin’den rivayeti ve daha başka bir çok sahih ve açık nakiller kadının yüzünü kapatmak zorunda olduğunu anlatıyor. Peki nerede kalıyor, selef-i salihinin yolu ve şöhretli tefsir alimlerinin görüşü … ?

    Saffetüt –Tefasir : 2 – 532

    14 – MUHAMMED SALİH EL USEYMİN ... R.H

    Useymin r.h Aişe r.anha annemizden gelen Esma r.anha ile alakalı “ el ve yüz müstesna “ hadisi şerifin zayıflığından bahsettikten sonra şöyle der :

    “ Bundan dolayıdır ki bu Hadis zayıf olduğu gibi, örtünmenin vacib olduğunu ifade eden sahih Hadislere de karşı koyamaz… “

    M.Salih el-Useymin : Risaletu’l fi’l hicab 32.s

    Tacuddin El Bayburdi