Demokrasinin beşiği olan bu ülkede bugün kraliyet hâlâ siyasî ve ekonomik olarak çok güçlüdür. Sırf bir aileden geliyor diye birilerinin halkın parasını yemesi, “sembolik” de olsa halkın başında durması nedense oradaki sağcıyı da, solcuyu da ırgalamıyor.
Bugün Avrupa’da tam on bir ülkenin başında bir kral veya kraliçe var: Andorra, Belçika, Danimarka, Hollanda, Liechtenstein, Lüksemburg, Monako, Noıveç, İspanya, İsveç ve İngiltere.
Gazet van Antwer pen 'de mi yoksa La Libre Belgique'te mi, Breendonk Kalesi hakkında bir yazıya rastladım. Bu yazıya göre Almanlar 1940 yılında, kale, tarihinde ikinci kez onlara teslim edildikten hemen sonra, 1944 yılının Ağustos ayına kadar varlığını sürdüren bir toplama ve ceza kampı kurmuşlardı ve 1947 yılından beri de kale mümkün mertebe hiç değiştirilmeden Belçika direnişinin ulusal anıtı ve müzesi görevini görüyordu.
Birkaç geceliğine zamparalıkta harcanan parayla Hollanda, Belçika, İtalya veya Ren Nehri boyunca bir tatil yapılabilir. Yirmili yaşlarda yapılan bu seyahatlerin ilerleyen yaşlarda, sıkıntılı günlerde ne denli güzel hatıralar olarak canlandığını bilmekte fayda var.
"Trans taklidi yapanlar da iyi iş çıkarıyorlardı. Hem el üstünde tutulup harika bir hayat yaşarken hem de hırsızlık yaparak Ayebere'nin mevcut ekonomisine can suyu olacak paraları kazanıyorlardı. Aralarından biri, Belçika'da yakalandığında ortalığı ayağa kaldırmış, kendisine öğretildiği üzere sırf trans olduğu için iftiraya uğradığını söylediğinde ülkenin ve Avrupa'nın dört bir yanından sivil toplum kuruluşları ve gönüllü avukatlar bu zavallı trans bireyi savunmak için koşmuş, sonunda bizimki serbest bırakılmıştı."