Yûsuf ile Züleyha
"Ben, Yusuf, sınanmış bir kalbin sahibiyim... Mısır'ın sabahlarını bekleyen fildişi kulelerde yuvalanan kırlangıçlar şahit ki, aşkın hem hükmü hem de hükümlüsüyüm. Kim ki muhabbet duydu bana, ilk anda zarara uğradım. Yine de bir aşkın çilesinde aydınlandı karanlıklarım..."
Kitap Alıntısı
Başkasının derdi her derde devadır :Bakar bakar, "benden kötüleri de var " deyip haline şükreder , kendi derdini unutursun ."vah vah ,tüh tüh"deyip kâfi merhameti gösterdiğin an görevin biter. "Ah", dersin, "vallahi çok üzüldüm, ben çıkayım biraz kafamı dağıtayım "el derdi insanın kendi derdini unutmak için edindiği zevktir .
Sayfa 20·Kitabı okuyor
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Öyle ya, kim ve ne hakkında “bunu biliyorum!” diyebilirim ki? İçimdeki bu yüreği duyabiliyorum, var olduğu yargısına varıyorum. Bu dünyaya dokunabiliyorum, onun da var olduğu yargısına varıyorum. Tüm bilgim burada duruyor, gerisi kurmaca. Çünkü varlığından kuşku duymadığın bu “ben “i kavramaya çalıştım mı, onu tanımlamaya, özetlemeye çalıştım mı parmaklarım arasından akıp giden bir su oluveriyor. Bürünebildiği tüm yüzleri bir bir çizebilirim, ona verilmiş olan her şeyi, bu eğitimi, bu kökeni, bu ateşliliği ya da bu susmaları, bu büyüklüğü ya da düşüklüğü de bir bir çizebilirim. Ama yüzlerin toplamı yapılmaz. Benim olan bu yürek bile hep tanımlanmaz kalacak benim için. Varoluşum konusunda vardığım bu kesinlikle, bu güven vermeye çalıştığım öz arasındaki çukur hiçbir zaman dolmayacak. Kendi kendime yabancı kalacağım hep.
Edebiyat
yaşam öylesine dolu görünmüştü ki bana; yaşamın sonu gelmez isteklerini karşılamaya hazır olabilmek için bütün benliğimi vermeyi göze almıştım. oysa, yaşam denilen şey bomboştu; beni soran, benden bir şeyler isteyen bir tek ses yükselmemişti. bütün dünyayı omuzlarımda taşıyacak denli güçlü duyuyordum kendimi; oysa taşınacak bir tek çakıl taşı bile çıkmamıştı karşıma. düş kırıklığımın sınırı yoktu; acıydı çok: "ben, yapabileceklerimden çok daha fazlasıyım!"
Sonsuzluğun diyarından mı geldin Ağlarken de, gülerken de güzeldin Toprağından kaldı bende bu yare Sen baharın yâr gününde açan gül Ben baharın her gününde avare
Eğer bonmarşe oyuncağı kafalı fikir öksüzleri, hadisenin müessirine “kör tabiat”, “azgın madde” diye isim takmaya teşebbüs etmeseydi, belki ben de hakiki müessiri kısaca işaret etmek gayretinden müstağni kalacaktım. Zira benim için İlahî kaderi müşahade, Erzincan felaketi kadar âni ve tepeden inme hadiselerde değil, bir toz parçasının sağa sola uçuşunda bile mümkündür.