Hatırlayamadığım sayısız hayat yaşadığım gerçeğiyle nasıl başa çıkacağımı bilmiyordum. Kolis’in aşkı-saplantısı-ve tüm bunların başlamasına sebep olan Sotoria olduğum gerçeğiyle. 
Yahudilerin basında, güzel sanatlarda, edebiyatta, tiyatro ve sinemadaki faaliyetlerini inceden inceye araştırınca, bende Yahudilik aleyhinde birçok suçlama düşüncesi birikti. Tatlı sözler, tatlı yazılar bana fayda etmez oldu. Herhangi bir tiyatro ilanına veya sinema afişine bakmak ve o temsil veya filmin yazar ve yapımcılarının adlarını incelemek yetiyordu bana. Böyle yapınca da insan ister istemez Yahudilerin amansız düşmanı oluyordu.
Gerçek şuydu: Güzel sanatlardaki adi eserler, edebiyat alanındaki pislikler, tiyatro ve sinemalarda oynanan budalalıkların yüzde doksanı; ülke nüfusunun ancak yüzde biri kadar olan bir ırkın meydana getirdiği şeylerdi. Bu inkâr edilmez bir gerçekti.
...eskiden beni hayranlıklar içinde bırakan şeylerin değeri gözümde sıfıra iniyordu. Özellikle basının üslubu dayanılmaz bir şeydi. Milletine yabancı olduğu kadar, fikirlerini de çok basit buluyordum.
Kendilerine karşı olanların yazılarına cevap verirken takındıkları kibarlığı veya düşüncelerine ters düşen yayınlara karşı bir ölü sessizliği içinde susmaktaki sahtekârlıklarını, artık iyice anlıyordum. Bu çok kurnazca bir davranıştı.
Övgü dolu tiyatro ve sinema eleştirileri sadece Yahudi olan yazarlar içindi. Alman olan yazarlar ise sürekli kötüleniyordu.