Beyin Yarım Kürelerinin Gelişim Süreci Üzerine:
​"...insan fetüsünde, sağ yarım kürenin frontal bölgeleri sol yarım kürenin oksipital bölgelerinden daha önce gelişir – burada ontojeni, filojeniyi tekrarlıyor mu?" ​"Genelde sağ yarım küre ilk önce olgunlaşır, gerçi iki yaşlarına doğru sol yarım küre baskınlaşıp dil ve konuşma bölgelerini hazırlar; fakat sol yarım küre olgunluğa eriştikten sonra dahi sağ yarım kürenin gelişmeye devam ettiğine yönelik kanıtlar vardır..." ​"...dilin daha karmaşık olan duygusal ve ölçüsel etmenleri beş ila altı yaşlarında gelişir. Eğer bu doğruysa, yarım küreler ve işlevsel ilişkilerinin gelişim tarihi (sağ → sol → sağ) arasında ilginç bir paralellik var demektir."
İnsan ve Maymun Beyin Asimetrileri Üzerine:
​"Gördüğümüz üzere, insan beyninde bulunanlara benzeyen asimetriler maymunlarda da bulunur; keza maymunlarda sol yarım küre genişlemesinden de bahsetmiştik. Ama evrimsel atalarımızın bizim geleceğimizi içlerinde barındırdığı tek nokta bu değildir. Frontal petalyaya da sahiptirler."
Sağ Yarım Küre ve Empati Üzerine:
​"Sosyal bağ kurmada zaten uzmanlaşmış olan insanın, “sosyal hayvan”ın ilişki ve empati becerilerini daha da geliştirmesi doğaldır: Gözlemlediğimiz netice de tam olarak böyledir." ​"...beynin yapısına bakıldığında asimetrik genişlemeye sahip olanın sadece sol yarım küre değil, sağ yarım küre de olduğu görülür."
İnsan Başarısı ve Sosyal Bağlar Üzerine:
​"İnsanın asıl başarısı, “alet yapan bir hayvan” olarak çevresini manipüle etmesinde değil, yakın bağ içindeki toplulukları yaratmasında, uygarlık için kurduğu temeldedir."
Güvensizlik İkliminde Frontal Korteks İflası
Kişi, sadece Akılcı Kontrol Merkezi (dlPFC) ile hareket eden bir Mr. Spock gibidir. Şu önemli noktayı gözden kaçırmayalım. Düşünce ile duygular arasında ayrım yapan kişiler, genel olarak duyguları güvenilmez bulur ve ilkine yoğunlaşırlar. Duygular, kişiyi hislere boğar, yüksek sesle şarkı söyletir, süslü püslü giydirir. Bu bakış açısına göre, Duygusal Karar Merkezinden (vmPFC) kurtularak daha akılcı ve fonksiyonel oluruz. Üzgünüm ama Damasio tarafından da açık ve net bir şekilde ortaya koyulduğu gibi, durum hiç de böyle değil. Duygusal Karar Merkezi hasarına uğrayan kişiler, karar almakta zorlanmanın yanı sıra, kötü kararlar almaya da yatkındırlar. Arkadaş ve partner seçiminde yanılırlar ve negatif geri bildirimlere kulak asmazlar. Örneğin farklı stratejiler için ödül oranlarının değiştiği ama katılımcıların bundan haberdar olmadığı bir kumar oyunu düşünelim. Katılımcılar oyun stratejilerini değiştirmekte serbestler. Kontrol grubundaki kişiler, ödül oranlarının nasıl değiştiğini tam olarak açıklayamasalar da stratejilerini optimal düzeyde değiştirmektedir. Duygusal Karar Merkezi hasarı olan bireyler ise ödül oranlarının nasıl değiştiğini dile getirebiliyor olsalar da stratejilerini değiştirmemektedirler. Duygusal Karar Merkezi olmadığında, negatif geri bildirimin ne olduğunu yine de bilebilirsiniz ancak bunu içinizde hissetmeyi bilmediğiniz için davranışlarınızı değiştirmezsiniz. Daha önce gördüğümüz gibi Akılcı Kontrol Merkezi olmadığında, metaforik süper ego da olmaz ve aşırı saldırgan ve cinsellik düşkünü bireyler ortaya çıkar. Duygusal Karar Merkezi olmadığında ise davranışlar farklı şekilde uygunsuzlaşır. Mesela bu tür kişiler biriyle uzun süre sonra karşılaştıklarında, "Selam, görüyorum ki biraz kilo almışsın," derler. Bu söze gücenen eşi tarafından ayıplanan
Sosyoloji
Ön lob ve dürtü kontrolü
Frontal korteksi sosyal bağlamlarda zor işleri yapmak için kullanıyoruz. İçimizin almayacağı kadar kötü bir yemek için ev sahiplerini övüyoruz; dayanamadığımız bir iş arkadaşına vurmaktan kaçınıyoruz; fantezilerimize karşın başkalarına cinsel müdahalelerde bulunmuyoruz; cenaze konuşması sırasında sesli geğirmiyoruz. Frontal korteksi övmenin en iyi yollarından biri, zarar görmesi durumunda neler olduğunu anlatmak. İlk "frontal" hasta olan meşhur Phineas Gage, 1848'de Vermont'ta ortaya çıktı. Bir demiryolu inşaatında ustabaşılık yapan Gage, barut patlaması sonucunda yaklaşık altı kilogramlık bir sıkıştırma çubuğunun yüzünün sol tarafı ve kafatasının ön üst kısmına saplanmasıyla yaralanmıştı. Çubuk, adamın sol frontal korteksinin büyük kısmını kopararak yaklaşık yirmi beş metre öteye düşmüştü. İnanılmaz ama Gage hayata tutundu ve sağlığına yeniden kavuştu. Öbür yandan, saygıdeğer, dengeli karakteri tamamen değişmişti. Yıllar boyunca onu izleyen doktorunun sözleri şu şekilde: "Entelektüel becerileri ve hayvani yanları arasındaki, tabiri caizse, denge tamamen yok olmuş gibi. Dengesiz, saygısız davranışlar sergiliyor, ağza alınmayacak küfürler ediyor (eskiden adeti olmadığı üzere), dostlarına karşı çok az hürmet gösteriyor, konu tutkuları olduğunda kısıtlanmaya ya da eleştiriye gelemiyor, kimi zaman keçi gibi inatçı davranıyor, kaprisli ve kararsız hareket ediyor, geleceğe dair sayısız plan yapıyor, yaptığı planların yerine çabucak başka planlar bulup eski planları terk ediyor." Gage arkadaşlarının gözünde "artık eski Gage değildi," işini yapamıyordu ve (çubuğuyla birlikte) P. T. Barnum tarafından sergilenen bir sirk hayvanına dönüşmüştü. Cehenneme düşmüş gibiydi. Yine inanılmaz ama Gage iyileşti. Yaralandıktan birkaç yıl sonra işine dönebildi (daha çok posta arabası
Sosyoloji