Güzel Çolak, Mavi Lale'yi inceledi.
 18 dk. · Kitabı okudu · 12 günde · Beğendi · 9/10 puan

Hani kitabın bir yerinde yazarın da mana olarak dediği "Aslında ben de bunları hissetmiştim, aynı duyguları yaşamıştım da hiç bu şekilde ifade edememiş böylesine yazıya dökememiştim." gibisinden bir cümlesi vardı ya işte onu öylesine benim kurduğum bir cümle gibi hissettim ki... Aslında kitabın yazarını tavsiye olarak tanımış ve kitabın içine dahi bakmadan almıştım elime ki ilk açtığımda kısa yazılardan oluşması beni endişeye düşürdü pek sevemeyeceğim kanısı uyandırsa da fikrimde cümleler bir bir düştü yüreğime ve kayboldu tüm olumsuzluklarım. Hatta ilk başta cümlelerin kuruluşunu yadırgamam sonra ise yadırgayışıma hayran kalışım...Yüreğe değen bir yani vardı kısacası. Birçok kısa yazı ve birçok yöne yönelme ve Bir'de son bulmak en nihayetinde.. Hele bir de "Çok Sade Bir Hikaye" var ki beni benden alan! Sonlara doğru ise dünya klasiklerine yer verip eleştiriler ve yorumlar üzerinde duran yazar aslında bir yandan da okuma rotası önermiş bizlere. Hatta burdan birkaç okuyacağım kitabı bile belirledim diye bilirim. (Gerci bu bölümün dili diğerlerinde ki içtenliğin olmaması nedeniyle 1 puan eksik vermeme neden oldu ama olsundu. Du'nun altı çizili yazarin ve yapyakın bir dostun kullanımı benim için. ) Şimdi en çok beğendiğim klasik olan "Diriliş" i okuma listeme ekliyorum ve yazarın okumaya başladığım ikinci kitabını heyecanla bitirmeyi bekliyorum. Hayırlı Ramazanlar.

BERFİN SITKI TARANCI, Yüzbaşının Kızı'ı inceledi.
 19 dk. · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bir kitap etkinliğinde tanıştığım kitap arkadaşım sayesinde kitaplığıma ilk kez bir Puşkin romanı eklendi. Üzerinde “World Romance Classics” yazan Rus romanları hep gözümü korkutur benim. Daha doğru düzgün telaffuz edemediğim karakter isimlerine, bir de Rus halkının karışık ilişkileri eklenince Çıkılmaz mahallesinin çıkmaz sokağından çıkamıyor insan. Yüzbaşının Kızı’nı okurken hiç o sokaklara uğramıyorsunuz. Yazarın sade üslubu ve anlaşılır anlatımı açık bir denizin tertemiz ve serin sularındaki küçük bir teknedeymiş hissi veriyor.
Daha önceden Puşkin’in şiirlerini hayranlıkla okuyan ben, bu romanını okuyunca hayranlığım daha çok yazım tekniğine yöneldi. Anlatımı, dili kullanışı, tasvirleri, örneklendirmeleri ile benim -ve eminim ki çoğu okurun- idolü olmuştur.
Bir de konusuna gelelim: Aşk ve savaşın iç içe olduğu bir roman. İki konununda baskın olduğu bir roman. (Ama benim için aşk biraz daha ikinci planda kaldı) Tabii ki sadece bunlar değil; dürüstlük, sadakat, cesaret,kin ve nefret gibi duyguların karakterlerle özdeşmesi hatta karakterlerle yaşamış olması çok hoşuma gitti.
Madem konusu açıldı. Biraz daha derinlere inecek olursak, dürüstlük ve cesaretin kesinlikle ana karakter Pyotr Grinyov olduğunu görebilirsiniz. Açık sözlü ve doğru olması ona her daim her konuda kazandırmıştır. Aşkı uğruna pek çok kez kendi canını hiçe saymıştır.
Aşk demişken, o da kitabın diğer ana karakteri, Pyotr’un sevgilisi Maria’dır. Maria, sessiz ama güçlüdür. Kimseye boyun eğmez, aşkı için her şeyden vazgeçmeye razıdır.
Sakadat, kesinlikle Andreyeviç ailesinin hizmetçisi Savalyeviç’tir. Kin ve nefret ise kötü komutan, Çariçe’nin yaverlerinden iki yüzlü Şvabrin.
Kitabın ana fikrinin kapısını da çalarsak, çoğu insanı “aşk için her şeyi yapmalı, gerekirse ölümü bile göze almalı” fikri karşılar. Ama biraz daha irdelerseniz asıl fikrin “ dürüst ve doğru olursanız hayat size güzel kapılar açar” olduğunu görürsünüz.
Alexandre Puşkin, bu romanı ile hem kendi siyasal fikrini hem de Rusya halkı için düşündüklerini dantel gibi işlemiştir. Kullandığı dilin yalınlığından, sıcak ve akıcı üslubu sayesinde okurun beynini yormamış, son sayfasını okuduğunuzda damağınızda tanıdık olmayan çok farklı ve hoş bir tat bırakmayı başarmıştır.

Ricardo hani Vatansız Ricardo, bir alıntı ekledi.
 20 dk. · İnceledi · Puan vermedi

Birden senin yanında olmak istedim.Yalnız bunu istedim.Ben de ölümcül bir hastalığa tutulsam dedim,bu hastalığa tutulduğumu bilsem dedim,bu ölümcül hastalık yüzünden her şey birden önemini kaybetse dedim,korkularımdan bile kurtulsam dedim...ve artık her şey bana vızgelse dedim ,hemen ona gitsem dedim.

İşte geldim.Ve seni seviyorum.Başka ne yapabilirim?

Oyunlarla Yaşayanlar, Oğuz AtayOyunlarla Yaşayanlar, Oğuz Atay

Nikos Kazancakis
"Yani akıllandım, artık insanlara bakıp şöyle demekteyim: bu iyi adamdır, şu kötü. İster Bulgar olsun, ister Rum, isterse Türk. Hepsi bir benim için. Şimdi, iyi mi, kötü mü, yalnız ona bakıyorum. Ve ekmek çarpsın ki, ihtiyarladıkça da, buna bile bakmamaya başladım. Ulan, ister iyi, ister kötü olsun be! Hepsine acıyorum işte…"

"Bir kadın size güzel hisler yaşatabilir ,O sizi farketmese bile,sizi hiç görmemiş olsa bile, onunla yolunuz kesişmiş demektir"

Asiye, bir alıntı ekledi.
35 dk.

Sen benim icin kirk yılda bir gibisin; oyle eksik, oyle hazin, oyle paramparça
"Hayat kitaplarda yazılan gibi değilmiş. Kitaplarda her kelimenin altında başka bir kelime gizliymiş. Her yüzün altına başka bir yüz... Böyle gidiyormuş, bunun sonu yokmuş.

Geç de olsa şimdi anlıyorum. Beni aşar bu kelimelerin altındaki kelimeler, bu yüzlerin altındaki yüzler... Ben içimdeki acıya bakarım. İçimdeki enayiliğe bakarım. Evet, kelimelerin altındaki kelimeyi, yüzlerin altındaki yüzü biliyorum ama, ben seni içimde hissederken, sana inanmışken şehrin her tarafında yanan bir ışık vardı. Yollarda, bahçelerde, hiç durmadan yanan bir ışık... Sen bu hayatta her şeyi benden iyi bilirsin. Öyleyse açıkla seni içimde hissettiğim her an hayatı aydınlatan bu ışığı... Yollarda, bahçelerde, evlerde gece ve gündüz durmadana yanan bu ışığı..

Hadi böyle bir ışığın hiç olmadığına inandır beni. Enayisin de bana... Çocuklardan, sarhoşlardan, budalalardan bile daha enayi..."




"Ölüme kadar, sana olan aşkımı bir sır gibi saklayıp, bu aşka o derin merhametinle bağlandığın için sana minnettarım. Çok yalnızım ve seni çok özlüyorum...

Sen benim için kırk yılda bir gibisin; öyle eksik, öyle hazin, öyle paramparça..."

Kırk Yılda Bir Gibisin, Cezmi ErsözKırk Yılda Bir Gibisin, Cezmi Ersöz
İrfan, bir alıntı ekledi.
36 dk. · Kitabı okuyor

Ben burada saatler boyunca dursam bile, benim varlığımın hiç farkına varmayacağını çok iyi biliyordum.

Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat, Stefan ZweigBir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat, Stefan Zweig

Gece çok sakinmiş bu mahalle.Saat gece 1 e doğru kağıt toplayan çocuklar bulusuyormus paylarını üleşmek için.Ahmet amca saat 2 ye doğru giriyormuş apartmanımıza.İmam sabah namazını kıldırmak için 03:18 de geçiyormuş buradan.Sokak lambaları saat 05:28 de kapanıyormuş..

Seni severken öğrendim.Seninse haberin bile yok...