Sevgili Celie,
Afrika'ya giden gemide neredeyse her gün sana bir mektup yazdım. Ama limana yanaştığımda moralim o kadar bozuktu ki, hepsini yırtıp yırtıp denize attım. Albert mektuplarımı sana vermeyecek öyleyse yazmamın ne faydası var? Onları yırtıp dalgalarla sana gönderdiğimde böyle hissediyordum. Ama şimdi farklı hissediyorum. Bir keresinde bana, hayatımdan o kadar çok utanıyorum ki Tanrı'ya bile anlatamıyorum, demiştin, o yüzden, yazım ne kadar kötü olursa olsun yazmak zorundayım. Ne demek istediğini şimdi anlıyorum. Tanrı mektuplarımı okusa da okumasa da yazmaya devam edeceğini biliyorum; bu bile bana yol göstermeye yetiyor.
Her neyse, sana yazmazsam sanki dua etmemiş gibi kendimi kötü hissediyorum, içimde kilitli kaldığımı ve kalbimin sıkış-tığını. Çok yalnızım, Celie.
İnsanların bir ülkede kalmaya devam ederek yönetime itaat etme konusunda bir sözleşmeye rıza gösterdiklerini söylemek, birisini bir gemiye götürüp sahilden bir miktar uzaklaştıktan sonra bu adamın gemide kalmaya devam etmesinin kaptana itaat etmek üzere bir sözleşmeyi kabul ettiğini söylemekle tam olarak aynı şeydir.
Kamaralardan birine açtığımız deliğe kolunu sokan bir memur delikten boyuna takma meme ve şimdi peruka dedikleri takma saç ve sütyen çıkarıyordu. Elini deliğe sokup çıkardıkça beş on sütyen çekip alıyor. Çıkar çıkar bitmez, kamara doldu, salon doldu, hala deliklerden sütyen çıkıyor... Yahu bu gemide sütyen madeni mi var, yoksa gemi içinde gizli bir sütyen fabrikası var da boyuna sütyen mi imal ediyor?
Uğrunda savaştığınız davalar, savaş alanında, işkence odasında, batmakta olan bir gemide hep unutuluveriyordu, çünkü beden şişip büyüyerek tüm evreni kaplıyordu; korkudan çarpılmadığınız ya da acı içinde haykırmadığınız durumlarda bile, yaşam her an açlığa, soğuğa, uykusuzluğa, mide buruntusuna ya da diş ağrısına karşı verilen bir savaşımdı.
İnsanlık tarihinin yeniden başlangıcı sayılan Nuh'un ve kavminin Kürt olup olmadığı veya tufandan kurtulan ve rivayetlere göre gemide bulunan yaklaşık seksen kişinin hangi kavimden olduğunu söylemek binlerce yıldan sonra oldukça zordur. Ancak Kürtlerin Nuh peygambere dayandığına dair iddialarda bulunan İslam alimleri de dahil birçok bilim insanı ve tarihçi mevcuttur. Nuh'un yaşadığı varsayılan bölgenin, bugünkü Kürdistan coğrafyası olduğu düşünülürse, ki bu teori oldukça gerçeğe yakın durmaktadır.Her ne kadar Tevrat'ın anlatımına göre "Ve gemiyi yedinci ayda, ayın onyedinci gününde Ararat dağları üzerinde oturdu" diye Nuh'un gemisi ararata indiği anlatılsa da Tevrat tarihinden yaklaşık olarak 1900 yıl sonra gelen ve daha güncel olan Kur'an'i mesajlarda ise bunun Cudi Dağı olduğu yazılmaktadır. Yahudi ve Hristiyan geleneğinde Ararat olarak nitelendirilen söz konusu dağ, Müslüman geleneğinde Cudi olarak adlandırılmıştır. Nuh'un gemisi Kur'an'da Hud suresi ayet 44'te "Gemide Cudi üzerine oturdu" diye geçmektedir. Kur'an anlatımının daha isabetli olduğu Cudi'nin Kürdistan coğrafyasında yer alması, Nuh isminin de Kürtçe'de "Nu" yeni veya yeniden anlamına geldiği de var sayıldığında, Nuh'un ve kavminin Kürt olabileceği ve Kürtlerin soyunun Nuh'a kadar dayanabileceği, gerçeğe daha yakın duruyor. Kürtçe'de "Nu" kelimesi "yeni" ve insanlık tarihinin de "Nuh Tufanı'ndan sonra yeniden başlaması tezi bir paralellik arz eder.