Oysa bir siyasetçinin veya siyasal grubun aldığı siyasi bir karar, bir ulusun, başka ulusların, hatta insanlığın kendisinin kaderi üzerinde etkili olabilme potansiyeline sahiptir.
Çağdaş devletlerin gücü eskiden olduğundan çok daha fazladır. Zamanla devletin gücünün azalacağı, hatta ortadan kalkacağı yönündeki kehanetler veya beklentiler kesinlikle boşa çıkmıştır. O, bugün istesek de istemesek de, beğensek de beğenmesek de yurttaşlarının veya uyruklarının hayatlarının hemen her alanını kapsama, bu alanların bütün ayrıntılarını bilme, şekillendirme imkânına kavuşmuştur. İnsanların artık eskiden olduğu gibi, dağ başına gidip devletten kaçma imkânları kalmamıştır.’O Kaide insanlar ya devleti ve siyasi hayatı sürekli ve bilinçli bir sorgulama ve denetim altında bulundurup, onların doğru buldukları bir biçimde şekillendirilmesine aktif olarak katılacaklar veya kendilerinin ve hayatlarının en arzu etmedikleri bir biçimde devlet ve diğer siyasi mekanizmalar tarafından biçimlendirildiğini görmek zorunda kalacaklardır. O halde siyaset, insanın kendisinden kaçınamayacağı ve kaçmaması gereken kaderidir. Ünlü bir deyişi biraz değiştirerek söylersek ‘Siyaset artık yalnızca siyasetçilere bırakılamayacak kadar ciddi bir iş” haline gelmiştir.
YAŞLI BİR ADAM
Gürültülü kahvenin içerlek bölümünde yaşlı bir adam oturuyor tek başına
başını masaya eğmiş, önünde bir gazete.
Ve sefil yaşlılığının küskünlüğü içinde
hayatını nasıl boşa harcadığını düşünüyor
güçlü, yakışıklı, sazı sözü yerindeyken.
Biliyor artık çok yaşlandığını, duyuyor, görüyor.
Oysa daha dün gibi geliyor ona gençlik günleri.
Nasıl da hızla geçmiş zaman, nasıl da hızla geçmiş.
Onu nasıl yanılttığını düşünüyor aklının, ona nasıl her zaman safça inandığını ''Yarın daha çok vaktin var," diyen o yalancıya.
Dizginlediği onca istek geliyor aklına, boşa giden onca sevinç. Kaçırdığı her fırsat
alay ediyor şimdi onun bu kafasız hesaplılığıyla .
... Ama bunca düşünce, bunca hatırlama başını döndürüyor yaşlı adamın. Uyuyakalıyor
dayayıp başını kahvenin masasına.
"Gençlik, insanın elinde tuttuğu en büyük sermayedir; ancak bu sermaye, harcanıp bittikçe değil, değerlendirildikçe çoğalır. Zamanı boşa harcamak, insanın kendisine yapabileceği en büyük ihanettir. Bir şeyi bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıptır; ama daha önemlisi, öğrendiklerini hayata geçirememektir."
❝
İbrahim Edhem şöyle dedi:
Dünya ve âhiretten yana, hiçbir şeye rağbet yüzü gösterip isteme. Nefsini Yüce Allah için temizle ve boşa al; her halinle ona yönel.
❞