"Düşündüm her seyi. Kaybettiklerimi... Bir gece, çok sarhoşken değer verdiğim nadir insanlara nasıl hakaretler yağdırıp gittiğimi düşündüm. "Bitiyorum" dedim kendime. Belki de bittim. "Peşimi birakmayan sıtmadan önce ben kendimi öldüreceğim dedim. Asla bir kurşunla değil. Asla bedenime zarar vermeden. Bir "squat" haline gelmiş zihnimdeki düşüncelerle öldüreceğim kendimi. Bir gün o kadar yükseleceğim ki, bir gün o kadar isteyeceğim ki beynim duracak. Dünya duracak! Bir resimli roman kahramanı gibi, bir karikatür gibi hayaller içinde yaşayan adamın ölümü de hayali olacak. Ancak bedenim bu dünvada kalacak. Sürüklenecek her yere. Ama beynim öldükten sonra hiçbir önemi yok. Kabul etmeliyim ki bir insanın ideal adına seçtiği böylesine garip bir amaç hayli anlamsız gelebilir birilerine. Ama şuan için seçtiğim tek yol bu.
Bedenimden önce ölmek!"
Bütün gece kitap okuyorum ve okuduğum her kitapla, olmayan mutluluğum biraz daha kararıyor.
Ve sonra hep kendime soruyorum, ben bu kitapları nasıl okuyorum da bu çözümsüz bir tuzak olan aynalar labirentinde kendimi hep eksik, hep yetersiz, hep anlamsız görüyorum diye...
Sanki kendimden ve bütün yakınlarımdan öç almak için okuyorum onca kitabı ve ruhum önce yıkanıyor, sonra coşkulu bir rüzgarla şişiyor, hız alıyor, sonra nasılsa kesiliyor rüzgâr ve birden ben hiç yol almadığımı anlıyorum, hiç gelişmediği-mi, hiç değişmediğimi, gece boyu karanlık bir denizde hep kendi etrafımda döndüğümü anlıyorum.
Birkaç yakamozun, bir iki oyuncu yıldızın, kim bilir ne zaman balmış batık teknelerin gözümü aldığını, benimle, yeniyetme bu ruhla bir zaman oyunu, bir hayat oyunu oynadığını hissediyorum... Garip, ürkütücü bir oyun...
Çünkü kurallarını asla öğrenemediğim bu dünyada kimin
özgürlüğünü savunsam, benim ölmemi istiyor.
Ben hep senin gözlerinin içine bakıyorum, farkında mısın? Oysa sen sürekli tek kişilik hikayelerle sürdürüyorsun hayatını, bunun benim için ne kadar kırıcı olduğunu bile göremiyorsun. Üstelik gel benim yaralarımı gör demiyorum sana, içindeki yaraları bana da göster, birlikte bakalım diyorum. Bunu bile yapmıyorsun. Bu kadar yakındayken, bu kadar uzak olmanı beni kırdığının farkında değilsin, çünkü hep kendine bakıyorsun. Seni tanımasam bencilin biri olduğunu söyleyeceğim. Dilim varmıyor, böyle biri olmadığını biliyorum. Bir kere de benim tarafımdan bakmayı dene, uçurumu kenarında duruyorum. Seni yalnızlığına kıyısında. Beni yanına almıyorsun, benim yanıma da gelmiyorsun.
"Evet cesaret, evet bilgi ve zekâ ama asıl tamahkâr olmamak! Ben devlet hizmetinde bulunacaklarda bu üç özelliğe bakarım. Bunlardan birinde sorun varsa, çekiverin kuyruğunu."