Kayra haklıymış. Gerçekten de hikâyenin sonuna geliyoruz. Ve çok yükseklerden düşeceğiz. Unutuyoruz. Hissetmiyoruz. İstemiyoruz. Yaptıklarımız, daha çok eski alışkanlıklar. Konuşmalarımız, elli kelimelik bir bulmaca. Çok fazla tanıdık hayatı. Şimdi kusma zamanı! Ama her tükürdüğümüz pislik, yanında bizden bir parça da götürüyor...
Sayfa 50
Geçmişin pelerini duygu parçalarından kesilip bulmaca gibi dikilir. Çoğu zaman bu pelerini üzerimize giyer ve ilerlemeye çalışırken onu da peşimizden sürükleriz.
Sayfa 787·Kitabı okudu
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
1940'lı, 1950'li yıllarda çağdaş insan gazete okuyordu, ama bugün -hele de bizim gibi ülkelerde- gazeteye bakıyor. Gazeteyi, başkalarının apış arası serüvenlerini öğrenmek; günlük falından geleceğine ilişkin ipuçları bulmak; bulmaca çözerek bilgi ve kültür düzeyini sınamak ve geliştirmek; futbolcuların cinsel yaşamlarıyla gol yüzdeleri arasındaki ilişkiyi görmek; devlet büyüklerinin vecizelerinden, ülkesinin büyük başarıları hakkında derin bilgiler edinmek; bu arada da 'iki başlı Samsun kirası' yaklaşımıyla, her gün biraz daha yoksullaşan evinin tencere-çarşaf eksiğini tamamlamak için alıyor. Akıl almaz bir hızla gelişen bilimsel bulguların teknolojik araç gereç olarak günlük yaşamına girmesiyle büyük bir parçalanmaya uğramıştır günümüz insanı. Büyük ölçüde makineleşme ve en küçük ayrıntıda bile uzmanlaşma, çoğumuzun anlamını ve işleyişini kavrayamadığı büyük ve karmaşık bir sürecin küçük ve güçsüz parçaları yapmıştır bizi. Öyle bir sürece girmiştir ki çağdaş yaşam, insan çalıştıkça daha çok parçalanır olmuştur. Hem düşünce düzeyinde, hem de günlük pratik içinde bütünle olan bağı iyice kopmuştur. Bu olağanüstü ayrıntıya indirgenmiş işbölümü insanın görünürde işini kolaylaştırırken, onun önemini ve değerini azaltmış, ufkunu daraltmıştır. Çalışma yaşamı ne kadar iyi düzenlenmişse insandan beklenen yaratıcılık, katkı ve ustalık da o denli azaltmıştır. Bu da çağdaş insanın kendisine yabancılaşmasını o ölçüde derinleştirmiştir. Yalnızca nesnelerin değerli olduğu yabancılaşmış bir dünyada, insan da nesneler arasında bir nesne olmuş, ne yazık ki nesnelerin en ucuzu ve güçsüzü konumuna düşmüştür.
Sayfa 153·Kitabı okuyor
Kitap Alıntısı
Ayrıca size şunu da söylemek isterim kızlar: Ulusal marşımızı heyecanla söylemenize, üç renkli bayrağımızı mutlulukla havalandırmanıza, Roma futbol takımını tutmanıza, lazanyaya bayılmanıza ve İtalya'da benim evimde doğmuş olmanıza karşın siz İtalyan değilsiniz, çünkü Avrupa'nın nüfusu en yavaş artan ülkesi olan İtalya yaşlı, bencil, ürkek, güvensiz, tarihin ona sunmakta olduğu olağanüstü fırsatları anlama becerisinden yoksun bir ülkedir. Genç halklar, enerji dolu olarak, yaratmak, bizim insani ve üretim gelişmemize katkıda bulunmak hevesiyle uzaklardan gelen insanlar hep aşağılanıyorlar ve bir kenara itiliyorlar. Vatandaşlık hakkı İtalya'nın yoksullaşması, istikrarsızlaşması konusunda bir tehdit olarak görülüyor. Siz henüz İtalyan değilsiniz, çünkü ülkemizi sömüren -kastlar ve umursamaz aile kayırmacılığı dışındaki- bir başka canavar olan bürokrasi, dört bir yanda boy gösteren bin başlı Hydra, vasat insanların küstahlığı, namuslu insanların zalimi olarak boy gösteren bu canavar ölümcül nefesiyle rüşvet sistemine daimi olarak can verir; yurttaş da, uygar bir ülkede normal yollardan elde etmesi gereken haklarını ancak bu yolla elde etmenin utancını yaşamak zorunda kalır. Size bütün bunları söylemek isterdim ama söylemeyeceğim. Scipio'nun tolgasından söz eden o bulmaca misali marşı haykırarak devasa bayraklarınızı dalgalandırmanıza izin vereceğim. Yarın o bayrak kuruduğunda, dedemin o özenli ve ciddi tavrıyla katlayıp kutusuna koyacağım ve size teslim edeceğim, çünkü ben ülkemi seviyorum ve her sevgi içinde umut kıvılcımları barındırır. Bir değişim görmeyi umut ediyorum ama daha da fazlası bunu sizin görmenizi; günün birinde gururla bu bayrağı kendi çocuklarınıza teslim edebilmenizi arzu ediyorum. Yaşasın İtalya.
Sayfa 57·Kitabı okudu
Geç bir kahvaltının ardından babam bulmaca üzerine bulmaca çözmeye, annem de çamaşıra girişmişti. Bütün orta sınıf çalışanları gibi iş günlerini hafta sonunu bekleyerek, hafta sonunu da iş günlerini özleyerek geçiriyorlardı. Ömürlerinin son dakikasının nasıl geldiğini anlayamayacaklardı bile. Sistemin zaferi.
Alıntı
"İnsanoğlunun en büyük sırrı beynidir. Beynin çalışma biçimi ve kapasitesi tümüyle bilinmemektedir. Genlerimizden gelen bilgiler, duyularımızla algıladıklarımız, deneyimlerle öğrendiğimiz milyonlarca bilginin ne kadarının farkındayız? Duyduğumuz, gördüğümüz, hissettiğimiz, tattığımız, dokunarak farkına vardığımız bilgilerden sıkça kullanmadıklarımız nerede duruyor? Zihnimiz bunların ne kadarını siliyor, ne kadarını depoluyor? İşte büyük bulmaca."
Sayfa 156 - Yapı Kredi Yayınları, 10. baskı: İstanbul, Aralık- 2025
Edebiyat & Roman