Kırmızı 1 İNSAN ÇOCUKKEN bir büyük saadet ülkesinde yaşıyor, sağa sola şuursuzca koşturup neşeyle kişniyor. Sonra büyüyor, büyüdükçe salaklaşıyor, salaklaştıkça unutuyor o mesut diyarı, bir nevi ölüyor. Çocuklukla yaşlılık arasındaki dönem araf misali; kitabesi ağır mesailerle, küçük hesaplarla, kesif mutsuzluklarla yazılan bir mezartaşının gölgesinde azap gibi boktan hayatlar. Yetişkinler zombilere benziyor… Fakat yaşlanınca adeta ikinci kez doğuyor insan, diriliyor, ahirete birkaç adım kalmışken tekrar yaşamaya başlıyor. Yaşlıların yetişkinliğin arafını unutmasına bunaklık diyorlar, çok yanlış, onlar unuttukça hatırlıyor. Yaşlılar, en huysuzları, en nemrutları bile, çok matrak, hazin ve dürüst oluyor… Benim bir Hamza dedem vardı, daha doğrusu annemin dedesi. Küçük bir çocuktum onu tanıdığımda. Aileler arasında nikah töreni sırasında vuku bulan bir kavgadan dolayı anne tarafıyla görüşüp tanışmak nasip olmamıştı. Küslük bitip aileler kalabalık bir yemek eşliğinde barıştığında beş yaşında falandım. Beni onun karşısına dikip, "Bak bu büyük deden, Hamza, öp elini," demişlerdi. Elinin üzerindeki kahverengi lekeleri, dudağımı zımpara gibi acıtan kuru, çatlak derisini dün gibi hatırlarım. Bir de dedenin "büyüğünün" ne manaya geldiğini merak ettiğimi. Ama en net hatırladığım şey, Hamza'nın yüzünün neredeyse yarısını kaplayan kocaman, kapkara güneş gözlüğüydü… Ben elini öperken babama doğru kafasını kaldırıp, "Nedir bunun ismi?" diye sormuştu. "Murat" cevabını verdiklerinde öfkelenip elini hışımla çekmiş ve bağırmıştı: "Ermeni ismi mi koydunuz çocuğa? Mehmet'in, Ahmet'in suyu mu çıktı? Allahsız kitapsızlar, sizin hiçbir işiniz rast gitmez, benden söylemesi…" Yaşlanmak Hamza'nın gövdesinde küçülmeden ziyade büyüme tesiri yapmıştı sanki, çok iri bir adamdı. Her daim
Sayfa 16·Kitabı okuyor
Bir Şair Bir Kitap
Alper Gencer - Şarkısızın Şarkısı susamıyorum sevgilim çünkü havada sesimi doğuran bir esir var bütün çilingirleri sofralara çekerek kapıda kalanlarla konuşmak istiyorum kapısında kaldıkları sahiden evleri mi? bir kilidi açmak kolay değil o kadar hırsızın belki de yoktur kabahati! ** selam ile insan insana iliklenir başında ortasında ve sonunda yine selam çünkü aranızda selamı yayın demiş efendim ** bu sonucu beğenmedim sebebi neyse kov! kes iplerini gel beraber vuralım kuklacıları vuralım ve bir tren yırtsın dünyanın perdelerini devrilsin ışık ve gerçek rengini giyinsin gül ** ben trenin içindeyim git kendine bir istasyon bak bırak onlar kendi koydukları kurallara inansınlar ** çektirdiğin fotoğraf neden hiç konuşmuyor ** bütün randevulara düzenli olarak geç kalmakta haklıydım gök bana göre değildi yeri zaten hiç sorma gök de kendine göreydi yerde zaten hiç durma çıktım bir kapısını bulup yaşadıklarımdan vardım ki seni sevdim seni sevdim evler arasından bir evdin
DERGAH
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
CAN DÜŞMANI OLDUĞUMUZ REJİMİN...
Eskilerin “canfeza”, yâni “gönüle ferahlık veren, can arttıran” dedikleri, Nisan ayının 23. günü... Can düşmanı olduğumuz rejimin bu günü “ÇOCUK Bayramı” ilân etmesi de, tersinden bir hüccet hâlinde mânâmız için esrarlı bir keyfiyet...
Yevmiye: 23 Nisan 1983, ″TÂBİRLERİN PEŞİNDE″ başlıklı 23 Nisan bölümü, İBDA Yayınları
23 Nisan Gerçeği
Suç ve Feza
Masum sayılırım yazmak suçsa Hele ki bu yazdıklarım hep kırık şiir Turnalar yazmak oturup uzun uzun Ve bir ömrün tarifini yazmak bu kadar kısa Masum sayılırım sevmek suçsa Annem vardı birkaç anımda ve hepsi bu Edebiyatı sevdim ya da Çok çabuk affettim Raskolnikov'u Masum sayılırım affetmek suçsa Affetmek masal kahramanlarını Ve mutluluğu aramak yazarların düş kırıklarında Ya da affetmek kendi kendimi Zapt etmek erken kırklarımda Masum sayılırım düş görmek suçsa Bedelini ödememe rağmen Uyku haplarıyla İşte suç Ve işte ceza Yine âşık olurum biliyorum İnanmam seviştiklerime Sevdiklerimin yarısına inanırım. Ve büsbütün inanırım tüm terk edişlerime Masum sayılırım âşık olmak konusunda Hiçbir son mutlu olmadı fakat yine de sondular Umutlu değilim dikkatim dağınık Son durak Makinist çoktan indi ve kırık kalpler çelik bir kutuya kondular Bir ömrün yarısına yaklaşıyorum hızlıca Yendim 27 olmayı teşekkür ediyorum Çok yaşamam haberim var İçtiklerimi iyi içiyor, yediklerimi dikkatle seçiyorum
Sayfa 7 - Holden Kitap·Kitabı okudu
Şiir
The connection between physics and complex manifolds rests primarily on the following facts; first, supersymmetry and complex manifolds go hand in hand (4). Second, the solutions of the conformally invariant field equations, be they the Maxwell or Yang-Mills equations, can be recast as Cauchy-Riemann equations over a suitably chosen backround space (5,6,7).
Bilim
“Feza.Feza, benimle yaşar mısın?” “Yaşamak ne demek bilmiyorum Can ama eğer sen yanımda olacaksan, yaşarım. Senin için, seninle adımlarım.” “Nesini bilmiyorsun gün çiçeğim? Bak, kalbimiz atıyor.”
Sayfa 111·Kitabı okudu