7/10
·128 syf.··
2026 18. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 08:04
İlk iki kitabı okuduktan sonra Kopenhag Üçlemesi’nin ‘overrated’ olduğunu ciddi ciddi düşünmeye başlamıştım çünkü ilk ikisi bende bir etki bırakmamıştı. Beklenti bir lanettir arkadaşlar :) Fakat üçüncüyü okumaya başlayıp ortalarına geldiğimde çarpıldım, işte bunu hiç beklemiyordum. Soluksuz okudum. Wow!
BağımlılıkTove Ditlevsen · Monokl Yayınları · 20241,080 okunma
8/10
·384 syf.··
2026 36. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 20:54
Uketsu’nun bu kitabı önceki iki kitabının tam bir mash-up ı olmuş diyebilirim. Tuhaf Resimler'de 5 farklı resmin tek bir olaya bağlanmasını okumuştuk. Tuhaf Ev’de ise bir ev planı üzerinden gizem çözülmüştü. Ancak kitabın sonunda abimiz ortaya bir şey atmış, sonu biraz ucu açık bitmiş ve bende ikinci kitap kesin bu olayı ele alır beklentisi yapmıştı. Öyle olmadı. Bu kitapta 11 farklı dosya ve 10 yapı planı var en sonunda tek bir yere çıkıyor. Yine diğer kitaplarda olduğu gibi okurken aynı zamanda çözmeye çalışıyorsunuz ve bence yine tahmin edilebilir bir sonuçtu, yani düşündüğün şey oluyor ama farklı bir sebepten. Okurken tek bir yer hariç şaşırmadım, o yerde de şaşkınlıktan ziyade şok mu desem bilemedim; çarpıldım üzüldüm ilginç şeyler yaşadım. Tuhaf Ev'de olduğu gibi bu kitapta da yazar kitabın içindeydi. İlk kitabı Tuhaf Ev’den sonra kendisine çok fazla garip ev hikayesi anlatıldığını, bazılarını çözemediğini ama birbiriyle bağlantılı olduğunu düşündüğü bu 11 dosyayı bir araya getirdiğini söyleyerek anlatımı daha gerçekçi kılmış. Bir an dedim kız bu nedir?? Kitabı değil ama içinde geçen meselerden bahsetmek istiyorum yanii DIIIIIIT BURADAN SONRASI SPOILER İÇERİYOR OLABİLİR . . . . . . Kitap her ne kadar bir mimari gizem eseri olsa da, alttan alta Japonya’nın karanlık geçmişine eleştiri yapıyor. Hikayede çocuk fuhuşu ve tarikatlar gibi ağır temalar işleniyor. Kitapta çocuk fuhuşunun geçtiği yıllar gerçekten de Japonya'da bu konuda cezai yaptırımların olmadığı ve maalesef bu durumun yaşandığı bir döneme denk geliyor. Japonya bu konudaki yasal düzenlemeyi ve cezaları ancak 1999 yılında getirebilmişti. Yazarın bu tarihi gerçeği kurguya yedirmesi çok başarılı. Tarikat meselesine gelirsek; lisedeyken özellikle Kore ve Asya merkezli tarikat belgesellerini çok
İnceleme
Strange BuildingsUketsu · Pushkin Vertigo · 20269 okunma
Reklam
10/10
·312 syf.·
2025 143. kitabı
Tam da aşk şiirlerini kendimden uzak tutmaya çalıştığım bir dönemde okuyorum seni. Ne yazık ki sen aşk şairlerinin en sultanısın. Acı, dramatik ve tutkulu bir aşkın/hayatın/şiirin içinden seslendiğinde, bu sesi işitmemek imkansız. İmkansızın şarkısını en güzel terennüm eden şiirlerinden sırtımı dönemedim. Bir kez daha açtığın çukura düştüm. Klasik edebiyatla dünya şiirine yön veren İran edebiyatının, modern şiirde de etkili olabileceğini gösteren ilk şairlerinden... Çalkantılı bir hayatıyla (erken evlilik, boşanma, oğlunun elinden alınması, yalnız yaşama, evli adama aşk), tutkulu bir aşkla (İranlı evli bir sinemacıya gönlünü kaptırmış, dışlanmış, yalnızlaştırılmış, içe kapanmış, kara sevdalı bir yürek) ve erken ölümüyle (trafik kazasıyla 32 yaşında vefat etmiş) gündeme gelse de Füruğ, modern şiirin önde gelen şairlerinden. Onu okumaktan çok keyif almadım maalesef beni mecnun etti :( Duygusal dengemi bozdu. O kadar etkili o kadar etkili bir şair. Her şiirinde üzerinde saatlerdir durulacak dizeleri var. Günlerce tekrar edilecek, uzun süre etkisinden sizi çıkarmayacak etkili dizeleri... Defalarca okuduğum şiirlerinin yanı sıra şiirlerinin tamamını ikinci kez okudum, yeniden çarpıldım. Ne var şiirinde? Arzu var, tutku var, heves var, yalnızlık var, isyan var, aşk var, şiir poetikasıyla isyan var (klasik divan edebiyatı sınırlarına isyan, kafiyeli yazıma isyan), yerleşik kültürel düzene isyan var, Hafıza, Ömer Hayyam'a selam var, duvarı aşma girişimi var, pencerelerden bakma çocuksuluğu var, içsel dram var.... Yeniden Doğuş'a kadar şiirleri daha ziyade bireysel dramı var (aşk, tutku, heves dolu şiirler). Bu kitabıyla, daha farklı konuları da şiirine taşımış. En sevdiğim şiirleri yazılış sırasına göre şunlardır: Gece ve Heves, Rüya, Hercai, Tutsak, Günah, Hasret,
Rüzgâr Bizi GötürecekFuruğ Ferruhzad · Yapı Kredi Yayınları · 20232,861 okunma
Pusun İçinde Kayboldum.
10/10
·238 syf.·
Beğendi
·
2026 17. kitabı
Selam. Yazarken defalarca ben bu incelemeyi yazmaya layık mıyım diye düşündüğüm bir kitapla birlikteyiz bu gün. ”Zaten görülen ve görülmeyen bütün düşler bu karanlığın bir parçası değil miydi?” İncelemelere 'bazı kitaplar vardır..' diye başlamayı seviyorum ama bu hiçbir kitapla kıyaslamak istemediğim bir kitap. Evet; okuduğumuz, sevdiğimiz, bol bol altını çizdiğimiz pek çok kitap var ancak bunların pek çoğunu okuduktan sonra hayatımıza bir şekilde olduğu gibi devam ediyoruz. Puslu Kıtalar Atlası böyle değildi. Sizi tamamen değiştirebilecek bir kaliteye sahip. Bir kere o yalnızca hikâye anlatmıyor, bundan çok daha fazlası var. Bu kitabı elime aldığım ilk an, çok kaliteli bir şey okuyacağımı biliyordum. Çünkü bir yazarın dilinden, ilk birkaç cümlesinden bile metnin ağırlığını hissedebiliyorum. Ve daha ilk sayfalarda bunun sıradan bir roman olmadığını anlamıştım. Dilindeki o tuhaf ritim, doğal anlatım, eski kelimelerin arasında dolaşan canlılık… Daha başlamadan zihnimi başka bir yere taşımıştı. Fakat ilerledikçe her şey karmaşıklaşmaya başladı. Başta olayların birbirinden tamamen bağımsız ilerlediğini düşündüm. Karakterler başka yerlerdeydi, hikâyeler dağınıktı, atmosfer pusluydu. Hatta bir noktada “Acaba yeterince beğenemeyecek miyim?” diye düşünmeye başladım. Çünkü kitap beni kolayca içine almıyor, sürekli zihinsel olarak zorluyordu. Ortalara kadar elimde süründü desem abartmış olmam. Ama bugün dönüp baktığımda bunun kitabın kusuru değil, bilinçli bir tercihi olduğunu biliyorum. Çünkü bu roman okurunu sabırsızlıktan arındırıyor. Seni hızlı tüketim alışkanlığından çıkarıp düşünmeye zorluyor. Ve sonra, bir noktada her şey birbirine bağlanmaya başladı. Bağımsız sandığım olaylar devasa bir ağın parçalarıymış meğer. En önemsiz görünen ayrıntının bile başka bir
Duygu ve Düşünce
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,7bin okunma
Taşların Anlattığı
8/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Bir özel eğitim öğretmeni olarak alanım ile ilgili bir konusu olduğunu bilmiyordum , tamamen okumaya başlayınca anladım. Okumaya başladığımda çok çarpıldım , kitabın ilk kısımları betimlemeler etkileyici sonra yavaş yavaş devam edince normale dönüyor, farklı bakış açıları farklı duygular , kimin penceresinden bakarsak farklı bir tat ve gerçekçi dram koymadan pek vurucu güzel bir kitap.
Taşların AnlattığıClara Dupont · İletişim Yayınları · 20262,583 okunma
Bir Adam Yaratmak... Al sana yaratmak! /Varoluşsal çöküş.
10/10
·158 syf.··
2026 24. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2026 17:33
“Bu eserimi, bugüne kadar vücuda getirdiğim eserler içinde en bağlı olduğum eser biliyor ve öylece bildirmek istiyorum.” Sayın Necip Fazıl Kısakürek ! Bildirmek istiyorum ki eseriniz, bugüne kadar okuduğum eserler içerisinde kafamı en allak bullak eden, satırların altını bastıra bastıra çizdiğim, durup durup düşündüğüm, birçok kez geri döndüğüm, cümlelerini ezberlediğim eser oldu. En son belki de Hamlet’i okurken böyle darmadağın olmuştu zihnim, bir tiyatro insanı ne kadar çarpabilirse öyle çarpıldım. Bir simülasyonun içine düştüm sanki, Truman Show’da hissediyorum kendimi. Yaşıyor muyum, yazılmış bir oyunun içinde miyim, bilemiyorum. youtube.com/shorts/peA_mOr9WSA “Ben de bir insanım. Hiçbir fevkalâdeliğim yok. Bir kadere bağlıyım. Bir takım zaaflarla doluyum. Belki herkesten daha zayıf.” Yaratıcı olma kibrinden yazılmış olma dehşetine uzanan, bir kahramanın çöküş yolculuğu… Bir piyes yazıyor başkahraman Hüsrev, yazdığı piyeste bir karakter kendini incir ağacına asarak intihar ediyor, kafasını kaldırıp bakıyor Hüsrev, bahçelerinde bir incir ağacı ve daha önce kendini o ağaca asarak intihar eden babası… Yaşanmış olanı mı yazıyor yoksa yazdıklarını mı yaşıyor? İncir metaforu çok güçlü bir yer tutuyor eserde; korku, kader ve bastırılmış duyguların ifade bulmuş şekli. İçinde büyüttükçe büyütüyor onu. Düşündükçe düşünüyor. Ve fazla düşünmenin kaçınılmaz sonu! - İnsan niçin deli olur Osman? +(...) İnsan çok düşünmekten deli olur. youtube.com/watch?v=wXbFpzQ... “Ben düşünmüyorum, beynim kanıyor.” Bir aydın bunalımında Hüsrev, yüreğinde ölüm korkusu… “Ölüme ilaç ölümdür.” Bir şeyi ne kadar düşünürsen hayatının merkezine o kadar yerleşiyor. İnsan ölüm karşısında aciz ve çaresiz; birey yalnız, kalabalıklar arasında yalnız. Ne çok insan var
Tiyatro
Bir Adam YaratmakNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 201411,6bin okunma
Reklam
Reklam