Rastlantılar bazı zamanlar insanlara dönüm noktası olabiliyor. Şayet o gün, o sokaktan geçmeseydim, tesettürlü ve benden yaşça büyük olan o güzel ve zarif kadın, bana bu kitabı uzatıp, 'Sizin olmasını ister miydiniz?' diye sorar mıydı? Soruyorum dostlar, yalnız kendime. Daha önce yazarın ne ismine, ne kitaplarına, ne de bir alıntısına denk gelmiştim. Türk Klasikleri okurdum okumasına lâkin bu kitapla tanıştıktan sonra çok şey değişti hayatımda. En küçük örneğinden: İsmi Ayşe olan kişilerden özür dileyerek; daha öncesinde bu ismi hiç sevmediğimi, kitap karakteri sonrası hoşuma gitmeye başladığını, hatta en sevdiğim isimler arasına girdiğini söylemeliyim. :)
Yusuf Atılgan, kalemi ile; Bay C.'nin başından geçen iki büyük aşkı ele alıyor. Bunlardan biri Güler, diğeri Ayşe. Ana karakterimiz aşk denen kutsala öylesine inançla bağlı ki; 'O' kişiyi arıyor gittiği her yerde, adım attığı her sokakta aklına düşüveriyor ihtimaller. "Birden dolup taşan kaldırımda onunda olabileceği aklıma geldi." Peki kim bu 'O' kişi? Yahu bulabiliyor mu kitabın sonunda!? Güler mi kendisi yoksa Ayşe mi? Kimin kılığında? Gerçek aşkı bulabildi mi Bay C.?
Sahi ismi neden Bay C.?
Neden Yusuf Atılgan bir netlik vermemiş karakterinin ismine? Yoksa, "İnsanın ismi kendisi ile ilgili en az önemli olan şeydir." bunun gibi bir şey demişti... Cevabı bu muydu yoksa? Yoksa ismine değil, yaşadıklarına, yaşayacaklarına mı odaklanmalıyız asıl? Atılgan, fazlasıyla sanatçı ruhlu bir edebiyatçımız olarak bir çok soruyla baş başa bırakıyor bizi bu eserinde. Kitabın arka kısmını okuduğunuz zaman pek anlam veremeyebilirsiniz. Bu yüzden bu denli kısa ve heyecanı yitirmeyecek şekilde tutmaya karar verdim. Hiç kuşkusuz, alıntıların altını çizen bir okursanız; eminim ki kaleminizi elinden düşürmeyeceksinizdir. :)
Eser