• Bir gün güzellik ve çirkinlik deniz kıyısında karşılaşmışlar. "Hadi denize girelim" demişler birbirlerine.
    Soyunup yüzmüşler denizde. Bir müddet sonra çirkinlik kıyıya geri gelip güzelliğin giysilerini giyerek oradan uzaklaşmış.
    Güzellik, kıyıya vardığında bulamamış giysilerini, çıplak dolaşamayacak kadar utangaç olduğundan çirkinliğin kıyafetlerini giymiş üstüne. Oradan ayrılmış.
    O günden bu yana kadınlar ve adamlar bu ikisini karıştırır olmuş.
    Fakat bazıları dikkatle bakmışlar güzelliğin yüzüne ve giysilerine rağmen tanımışlar onu. Bazıları da çirkinliği tanımışlar, giysileri gözlerini gizlemiyormuş çünkü.
    Halil Cibran
    Sayfa 8 - Karbon Kitaplar
  • Çağımıza uymak zorundayız palavrasına da hiç mi hiç inanmıyorum. Eğer yaşadığım çağın en yüce ideali köşeyi dönmekse; eğer yaşadığım çağ toplumsal adaletsizlik üstüne kuruluysa; eğer yaşadığım çağ inandığım her şeyi yadsıyorsa; eğer yaşadığım çağa bayağılık ve çirkinlik egemense, ben böyle bır çağa neden ayak uydurmak zorunda kalayım?
  • Çağımıza uymak zorundayız palavrasına da hiç mi hiç inanmıyorum. Eğer yaşadığım çağın en yüce ideali köşeyi dönmekse; eğer yaşadığım çağ toplumsal adaletsizlik üstüne kuruluysa; eğer yaşadığım çağ inandığım her şeyi yadsıyorsa; eğer yaşadığım çağa bayağılık ve çirkinlik egemense, ben böyle bir çağa neden ayak uydurmak zorunda kalayım?
    Mina Urgan
    Sayfa 250 - Yapı Kredi Yayınları
  • Bir an durdu, bir kez daha parlak bir öğrenciye soru soran bir öğretmen havasına büründü: “İnsan insana nasıl hükmeder, Winston?”

    Winston, biraz düşünüp, “Acı çektirerek,” dedi.

    “Tamam işte. Acı çektirerek. Boyun eğmek yetmez. Acı çekmiyorsa, kendi iradesine değil de senin iradene boyun eğdiğinden nasıl emin olacaksın? Hükmetmek, acı çektirmekle ve aşağılamakla olur. Hükmetmek, insanların zihinlerini darmadağın etmek, sonra da dilediğin gibi yeniden biçimlendirerek bir araya getirmekle olur. Nasıl bir dünya yaratmakta olduğumuzu anlamaya başladın mı şimdi? Eski reformcuların hayalini kurduğu o enayi, zevk düşkünü ütöpyaların tam tersi bir dünya. Korku, ihanet ve azap dolu bir dünya, ezmenin ve ezilmenin dünyası, kendini yetkinleştirdikçe daha az acımasız olacak yerde daha da acımasız olan bir dünya. Bizim dünyamızda ilerleme, daha fazla acıya doğru bir ilerleme olacak. Eski uygarlıklar ya sevgi ya da adalet üstüne kurulduklarını öne sürüyorlardı. Bizim uygarlığımız ise nefret üstüne kurulu. Bizim dünyamızda korku, öfke, zafer ve kendini aşağılamadan başka bir duyguya yer yok. Başka ne varsa hepsini yok edeceğiz, hepsini. Devrim öncesinden bu yana süregelmiş düşünce alışkanlıklarını daha şimdiden kırıyoruz. Çocuk ile ana baba, insan ile insan, kadın ile erkek arasındaki bağlan kopardık. Artık hiç kimse karısına, çocuğuna ya da arkadaşına güvenmeyi göze alamaz. İleride kimsenin karısı ve arkadaşı olmayacak. Çocuklar, tıpkı tavuğun altından alınan yumurtalar gibi, doğar doğmaz annelerinden alınacaklar. Cinsellik içgüdüsü yok edilecek Dölleme, tayın vesikasının yenilenmesi gibi, her yıl yinelenen bir formalite olacak. Orgazmı ortadan kaldıracağız. Nörologlarımız şu sıralar bunun üzerinde çalışıyorlar. Parti’ye sadakat dışında sadakat diye bir şey olmayacak. Büyük Birader'e duyulan sevgi dışında sevgi diye bir şey olmayacak. Düşmanı bozguna uğrattıktan sonra atılan zafer kahkahası dışında hiçbir kahkaha atılmayacak. Sanat, edebiyat, bilim diye bir şey olmayacak. Kadiri mutlak olduğumuzda bilime gereksinimimiz kalmayacak. Güzellik ile çirkinlik arasında hiçbir ayrım olmayacak. Merak diye bir şey, yaşama sevinci diye bir şey olmayacak. Yaşamın tüm zevkleri yok edilecek Ama durmadan büyüyen ve gittikçe ustalaşıp yetkinleşen bir iktidar esrikliği her zaman var olacak; bunu hiç aklından çıkarma, Winston. Zafer heyecanı, umarsız düşmanı ezip geçmenin coşkusu her zaman, her an yaşanacak. Geleceğin resmini görmek istiyorsan, bir insan yüzüne basmış bir postal getir gözlerinin önüne, sonsuza dek.”
  • ‪Hükmetmek,acı çektirmekle ve aşağılamakla olur.Hükmetmek,insanların zihinlerini darmadağın etmek,sonra da dilediğin gibi yeniden biçimlendirerek bir araya getirmekle olur.Nasıl bir dünya yaratmakta olduğumuzu anlamaya başladın mı şimdi?‬ ‪Eski reformcuların hayalini kurduğu o enayi,zevk düşkünü ütopyaların tam tersi bir dünya.Korku,ihanet ve azap dolu bir dünya,ezmenin ve ezilmenin dünyası,kendini yetkinleştirdikçe daha az acımasız olacak yerde ‘daha da’acımasız olan bir dünya.‬ ‪Bizim dünyamızda ilerleme,daha fazla acıya doğru bir ilerleme olacak.Eski uygarlıklar ya sevgi ya adalet üstüne kurulduklarını ileri sürüyorlardı.Bizim uygarlığımız ise nefret üstüne kurulu.Bizim dünyamızda korku,öfke,zafer ve kendini aşağılamadan başka bir duyguya yer yok.‬ ‪Başka ne varsa hepsini yok edeceğiz,hepsini.Devrim öncesinden bu yana süregelmiş düşünce alışkanlıklarını daha şimdiden kırıyoruz.Çocuk ile ana baba,insan ile insan,kadın ile erkek arasındaki bağları kopardık.Artık hiç kimse karısına,çocuğuna ya da arkadaşına güvenmeyi‬ ‪göze alamaz.İleride kimsenin karısı ve arkadaşı olmayacak.Çocuklar,tıpkı tavuğun altından alınan yumurtalar gibi,doğar doğmaz annelerinden alınacaklar.Cinsellik içgüdüsü yok edilecek.Döllenme,tayın vesikasının yenilenmesi gibi,her yıl yinelenen bir formalite olacak.‬ ‪Orgazmı ortadan kaldıracağız.Nörologlarımız şu sırada bunun üzerinde çalışıyorlar.Parti’ye sadakat dışında sadakat diye bir şey olmayacak.Büyük Birader’e duyulan sevgi dışında sevgi diye bir şey olmayacak.Düşmanı bozguna uğrattıktan sonra atılan zafer kahkahası dışında hiçbir ‬ ‪kahkaha atılmayacak.Sanat,edebiyat,bilim diye bir şey olmayacak.Kadiri mutlak olduğumuzda bilime gereksinimimiz kalmayacak.Güzellik ile çirkinlik arasında hiçbir ayrım olmayacak.Merak diye bir şey,yaşama sevinci diye bir şey olmayacak.Yaşamın tüm zevkleri yok edilecek.‬ ‪Ama durmadan büyüyen ve gittikçe ustalaşıp yetkinleşen bir iktidar esrikliği her zaman var olacak;bunu hiç aklından çıkarma,Winston.Zafer heyecanı,umarsız düşmanı ezip geçmenin coşkusu her zaman,her an yaşanacak.Geleceğin resmini görmek istiyorsan,bir insanın yüzüne basmış‬ ‪bir postal getir gözlerinin önüne,sonsuza dek.‬
  • Çağımıza uymak zorundayız palavrasına da hiç mi hiç inanmıyorum. Eğer yaşadığım çağın en yüce ideali köşeyi dönmekse; eğer yaşadığım çağ toplumsal adaletsizlik üstüne kuruluysa; eğer yaşadığım çağ inandığım her şeyi yadsıyorsa; eğer yaşadığım çağa bayağılık ve çirkinlik egemense ben böyle bir çağa neden ayak uydurmak zorunda kalayım? Tam tersine baş kaldırırım, direnirim böyle bir çağa karşı. Bu yüzden dinozorlukla suçlanmam da vız gelir bana. Çünkü ben dinozoru tarih öncesi çağların nesli tükenmiş bir hayvanı olarak değil; geçmişin doğruluğu kanıtlanmış ve yadsınamaz değerlerini yeni sentezler yaparak geleceğe taşımayı amaçlayan bir yaratık olarak tanımlıyor, dinozorluğumla övünüyorum.
  • “Çağımıza uymak zorundayız palavrasına da hiç mi hiç inanmıyorum. Eğer yaşadığım çağın en yüce ideali köşeyi dönmekse; eğer yaşadığım çağ toplumsal adaletsizlik üstüne kuruluysa; eğer yaşadığım çağ inandığım her şeyi yadsıyorsa; eğer yaşadığım çağa bayağılık ve çirkinlik egemense, ben böyle bir çağa neden ayak uydurmak zorunda kalayım? Tam tersine, başkaldırırım, direnirim böyle bir çağa karşı. Bu yüzden dinozorlukla suçlanmam da vız gelir bana.”
    Mina Urgan
    Yapıkredi Yayınları-ePub