• Dalga mı geçiyorsun düşler mi kuruyorsun
    Öyle sonsuz sınırsız düşler kur ki çocuğum
    Düşlerini som somut görüp şaşsınlar
    Böyle bir dalgacı daha dünyaya gelmedi desinler
    🌱💖🌹🌱💖🌹🌱💖🌹
    Dünyada yapılmamış işler çoktur çocuğum
    Derlerse ki bu işler bişeye yaramaz
    De ki bütün işe yarayanlar
    İşe yaramaz sanılanlardan çıkar
  • Ankara, 11 Nisan 1967

    Sevgili çocuklar!
    Hayır, Sevgili çocuklar değil, sevgili çocuklarım; Hepinizi, kendi çocuklarımmışsınız gibi seviyorum. Bütün sevgilerde olduğu gibi, bu sevgide de bencilliğimiz var. Çünkü, biz yaşı ilerlemiş olanlar, sizlerde yaşayacağımızı, süreceğimizi sanıyoruz, buna inanıyoruz. Yalnız kendi öz çocuklarımı değil, yalnız Türk çocuklarını değil, Amerikan, Rus, Alman, Ermeni, Çin, Çingene, bütün çocukları seviyorum.
    Çok iyi bildiğiniz bişeyi, bir de ben burda açıklayayım.
    Kolayca anladığınız gibi, bu kitaptaki mektupları, Zeynep'le, Ahmet adındaki iki çocuk birbirine yazmadı. Onları ben uydurdum. Beşinci sınıf öğrencisi iki çocuğun birbirine bu kadar çok, bu kadar uzun, hem de bu kadar az yanlışsız mektup yazamayacağını siz çok iyi bilirsiniz. İçinizden ikiniz, birbirinize gerçekten mektuplar yazıp bunları toplasaydınız, dil yanlışları, imla yanlışları, daha başka yanlışlar yapacaktınız.
    Ama sizinkiler, yine de benim yazdıklarımdan çok daha güzel olacaktı. Çünkü, siz yaşadıklarınızda özden ve doğal olacaktınız.
    Büyümüşlerle çocukların en büyük ayrılığı işte budur: Sizler de büyüdükçe bize benzeyecek, özdenlikten gittikçe uzaklaşacaksınız.
    Bu kitapta, en yapılamayacak olanı yapmaya çalıştım, kendimi sizin yerinize koymaya uğraştım. Bu, hiç yapılamayacak olan bişeydir.
    Çünkü, büyümüş insanlarla kendi çocuklukları arasında, belki bin, belki ikibin yıllık bir zaman
    vardır sanki. Onun için biz büyümüşler, kendi çocukluğumuzu unuturuz. Anneniz, babanız, öğretmeniniz de, kendi çocukluklarını unutmuşlardır.
    Zeynep'le Ahmet adında iki çocuğun ağzından uydurup yazdığım bu mektuplar, gerçekten, bir roman yarışmasına girdi ve hiçbir derece almadı. Bunda hiç haksızlık olmadığını ben size söyleyeyim. Mektuplardan kurulu bu roman yarışmada derece alamazdı. Çünkü, bu romanı okuyan yargıcılar kurulundaki büyükler de, aradan bin yıl geçmiş
    olduğu için, yani sanki böyleymiş gibi olduğu için, kendi çocukluklarını unutmuşlardı. Zeynep'le Ahmet de, bunu sezinlemişlerdi.
    Çocuklar için yazan bütün yazarlar gibi, ben de kitapta toplanan yazılarımla sizlere öğütler vermek istedim. Ne var ki, bu öğütlerin veriliş biçimi, başka büyümüşlerin çocuklara verdiği öğütlere benzemiyor. Ama gerçek yaşamımda,
    öz çocuklarıma böyle yapabildiğimi sanmayınız. Ben de, öz çocuklarıma, bütün öbür büyümüşler gibi davranıyorum.
    Çünkü sanki aradan binlerce yıl geçmiş gibi, ben de çocukluğumu unutmuşum. Bunun yanlış olduğunu bilsek bile, başka türlü davranmak elimizde değil.
    Bu kitapta toplanan yazılarımda bişey daha yapmak istedim, o da şu: Ben büyükmüşüm de, siz de çocukmuşsunuz gibi davranmadım size. Kendim sizler gibi çocuk olamadığıma göre, sizleri de kendim gibi büyümüş saydım. Sizi çocuk yerine koymadım, büyümüşler yerine koydum,
    ama yine de çocuk olduğunuzu gözden
    uzak tutmamaya çalıştım.
    İşte bunun için, bu kitapta neler yapmak istediğimi, size açıklamaya çalışıyorum.
    Her dediğimi, kendi ölçütleriniz oranında, anlayacağınıza inanıyorum.
    Hepinize candan başarılar dilerim, sevgili çocuklarım.

    Aziz NESİN
  • Diyelim ıslık çalacaksın ıslık
    Sen ıslık çalınca
    Ne ıslık çalıyor diye şaşacak herkes
    Kimse çalmamalı senin gibi güzel

    Örnegin kıyıya çarpan dalgaları sayacaksın
    Senden önce kimse saymamış olmalı
    Senin saydığın gibi doğru ve güzel
    Hem dalgaları hem saymasını severek

    De ki sinek avlıyorsun sinek
    En usta sinek avcısı olmalısın
    Dünya sinek avcıları örgütünde yerin başta
    Örgüt yoksa seninle başlamalı

    Diyelim zindana düştün bir ip al
    Görmediğin yıldızları diz ipe bir bir
    Sonra yıldızlardan kolyeyi
    Düşlemindeki sevgilinin boynuna geçir

    Say ki hiçbir işin yok da düşünüyorsun
    Düşün düşünebildiğince üç boyutlu
    Amma da düşünüyor diye şaşsın dünya
    Sanki senden önce düşünen hiç olmamış

    Dalga mı geçiyor düşler mi kuruyorsun
    Öyle sonsuz sınırsız düşler kur ki çocuğum
    Düşlerini som somut görüp şaşsınlar
    Böyle dalgacı daha dünyaya gelmedi desinler

    Dünyada yapılmamış işler çoktur çocuğum
    Derlerse ki bu işler bişeye yaramaz
    De ki bütün işe yarayanlar
    İşe yaramaz sanılanlardan çıkar.

    Aziz NESİN
  • Diyelim ıslık çalacaksın ıslık
    Sen ıslık çalınca
    Ne ıslık çalıyor diye şaşacak herkes
    Kimse çalmamalı senin gibi güzel

    Örnegin kıyıya çarpan dalgaları sayacaksın
    Senden önce kimse saymamış olmalı
    Senin saydığın gibi doğru ve güzel
    Hem dalgaları hem saymasını severek

    De ki sinek avlıyorsun sinek
    En usta sinek avcısı olmalısın
    Dünya sinek avcıları örgütünde yerin başta
    Örgüt yoksa seninle başlamalı

    Diyelim zindana düştün bir ip al
    Görmediğin yıldızları diz ipe bir bir
    Sonra yıldızlardan kolyeyi
    Düşlemindeki sevgilinin boynuna geçir

    Say ki hiçbir işin yok da düşünüyorsun
    Düşün düşünebildiğince üç boyutlu
    Amma da düşünüyor diye şaşsın dünya
    Sanki senden önce düşünen hiç olmamış

    Dalga mı geçiyor düşler mi kuruyorsun
    Öyle sonsuz sınırsız düşler kur ki çocuğum
    Düşlerini som somut görüp şaşsınlar
    Böyle dalgacı daha dünyaya gelmedi desinler

    Dünyada yapılmamış işler çoktur çocuğum
    Derlerse ki bu işler bişeye yaramaz
    De ki bütün işe yarayanlar
    İşe yaramaz sanılanlardan çıkar

    Aziz Nesin