• “Hiçbir gizlisi, girift tarafı yok. Her şey açıkta. Açıkça seviyor, açıkça kıskanıyor, açıkça hesaplıyor. Ben hiçbir zaman onun gibi olamadım.”
    | Ahmet Hamdi Tanpınar
  • Doğum öncesinden ölüme uzanan çizgideki tüm düğümler genetik hafızanın da katkısıyla ortak bilinçdışının evrensel simgelerinde karşılığını bulurken, ilginç ve şaşırtıcı sonuçlarla karşılaşılır.

    Örneğin Pamuk Prenses gibi masumluğun simgesi olan pek çok
    masalın erotik, hatta pornografik alt metinler yazdığı, öpüşmenin
    cinsel birleşmeyi (ve ormanda yalnız kalmakla birlikte erginlenme
    törenlerini), camın bekâreti, aynı zamanda seksüel alanı, kırmızının ise yasak tutkuyu simgelediği çift dilli masallar; şifreleri çözümlemede esrarın kendine özgü hazzını cömertçe sunarken, ideolojisindeki sıradanlıkla bir kez daha şaşırtır: İdeolojiyi bunca girift labirentlerden ustaca ve bin bir renkli elbiseler giydirerek geçiren dehşetengiz zekâ, ideolojinin aslıyla neden uğraşmamıştır?
    Melek Özlem Sezer
    Sayfa 17 - Evrensel Basım Yayın
  • HUSREV - Kadere inanıyor muyum, onu siz keşfedin! Fakat hayatın gizli bir şuuru olduğuna inanmak istiyorum. Öyle bir şuur ki, kendisini, yok gösterecek kadar gizleyebilmiştir. Ben hâdiseleri çok girift bulan bir insanım.
  • Açıkçası büyük bir Murat Menteş hayranı olarak yaptığım incelemenin çok da objektif olamayabileceğini baştan belirteyim :)

    Bu kitabı çooook uzun bir zamandır bekliyordum.Menteşseverler beni anlarlar çünkü kendisi çok sık kitap çıkartan bir yazar değil maalesef.
    Ben aradığımı ve beklediğimi buldum mu,kesinlikle evet.Yalnız bu kitabı diğer kitaplarından,özellikle kurgu olarak, çok daha hızlı ve başdöndürücü buldum.Olaylar birbirinin içine daha girift şekilde kaynamış.

    İlk kez Murat Menteş okuyacaksanız ve bu kitabını seçtiyseniz bu çok hızlı bir başlangıç olabilir :) Zira ben bile tarzına alışık olmama rağmen bir kamikazede sarsılıyorum hissine kapıldım sık sık.
    Ben bu adamın kelime cambazlığını,aforizma aşkını,ironi hayranlığını,kısacası tarzını seviyorum.O yüzden hiç abartılı gelmiyor bana ve okurken aşırı keyif alıyorum.Siz de gerçekten farklı,ilginç bir şeyler okumak istiyorsanız aradığınızı bulabilirsiniz diye düşünüyorum.Ama ben öyle karışıklıklara gelemem , sade ve sakin bir anlatım severim diyenlere pek önermiyorum :)

    Ne diyelim inşallah bundan sonra arayı çok fazla uzatmaz :)
  • İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya; 
    Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
    Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak; 
    Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
    Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir; 
    Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.
    Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kâinat; 
    Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat! 
    Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne,
    Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine; 
    Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.
    Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin? 
    Rabbim isterse, sular büklüm büklüm burulur,
    Sırtına Sakaryanın, Türk tarihi vurulur.
    Eyvah, eyvah, Sakaryam, sana mı düştü bu yük? 
    Bu dâva hor, bu dâva öksüz, bu dâva büyük! ..

    Ne ağır imtihandır, başındaki, Sakarya! 
    Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?

    İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal.
    Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal,
    Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan; 
    Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan.
    Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu ân; 
    Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an! 
    Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu; 
    Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu? 
    Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna; 
    Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna? 
    Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir? 
    Bulur mu deli rüzgâr o sedayı: Allah bir! 
    Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler; 
    Sakarya, kandillere katran döktü geceler.

    Vicdan azabına eş, kayna kayna Sakarya, 
    Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!

    İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su; 
    Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.
    Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek; 
    Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek? 
    Kafdağını assalar, belki çeker de bir kıl! 
    Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl! 
    Sakarya, sâf çocuğu, mâsum Anadolunun,
    Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun! 
    Sen ve ben, gözyaşiyle ıslanmış hamurdanız; 
    Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız! 
    Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader; 
    Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider! 
    Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz; 
    Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber Kılavuz!

    Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya; 
    Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya! ..
  • "30 YIL SONRA GİDERİLEN HASRET!
    30 yıl sonra özgürlüğüne kavuşan Filistinli Mahmud Cebbarin'in 54 yaşındaki felç olan babasıyla görüştüğü anlar kameraya bu şekilde yansıdı!"
    https://www.instagram.com/...igshid=1pq21yxuw89e5

    Günden güne dünya telaşesini mânâsız bulan ve o telâşları kendinde bulunan herhangi bir duygu çeşidi ile değiştiren ruhuma hak vermeyip ne yapayım? Yaşamak ve ölüme, bu ikisi arasında mevcut olan düzene karşı takınılan tavra dikkat ediyorum. Benimsediklerine, kelimelerine, saçmalıklarına bile... O duygu o kadar net ki! Yola bakınca insan göreyim istiyorum. İnsanda yol göremediğimden. Yolsuzluk, yoksulluğun önüne geçtiğinden... "Yaşamak bu kadar ucuz mu?" diyesim geliyor. Kendime harcadığım vakitlerin artmasını bir yerden sonra başkalarından çalmak olarak tanımlayabilirim. Doğrudur. Anlaşılmasam da olur, yeter ki şunları unutturmak için önüme gereksiz malzeme koyan dünyaya direneyim. Aşkın ilkin baş kaldıran tarafıyla birleşsin kalbim. İspata mahkum değilim. İnsana, insanı götürmeyen sözlerde ve fillerde sürgünü yaşıyorum. Ruhta verilen mücadele, sessiz ve nümayişten arınık; bundandır ki kimselerin göremediği çığlıklar daha çok doğuruyor aydınlığı. Karanlıkla daha alâkadar.

    Şimdi bu tabloda bir taraf karanlık değil, bir taraf da değil aydınlık. Girift... İç içe. Beni anlarsa Cahit anlar. Nazan anlar beni. Derinliğe kulak veren anlar. Kuyu gibi düşünen... Günahı da sevap gibi bir yere itebilen, fikir sahibi olmaya değil; düşünce sahibi olmaya iştiyak duyan ve bunu dimağının merkezi kabul eden... Şu haberin aydınlattığı da bu, benim karanlığımda.

    Şuur Allah'ım! Günahın ve boşluğun dibini de görsem şuur! Günaydın.