Çünkü nihayetinde önemli olan tek şey kaderdir..
6/10
·464 syf.··
2026 63. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 16:49
Stephen King'in Hayatı Emen Karanlık adlı romanı, gerçek ile kurgu arasındaki sınırların bulanıklaştığı, kimlik ve yaratım üzerine kurulu bir hikâye anlatıyor. Romanın merkezinde, edebî eserler kaleme alan başarılı yazar Thad Beaumont yer alıyor. Ancak asıl ününü, George Stark takma adıyla yazdığı sert polisiye romanlarla elde etmiştir. Bir gün bu kimliği geride bırakmaya karar verir ve George Stark'ı sembolik bir törenle öldürür. Fakat çok geçmeden Stark'ın ölümüne bağlı gibi görünen kanlı olaylar yaşanmaya başlar. Yazar ile yarattığı karakter arasındaki çizgi silindikçe, Thad kendisini açıklaması güç bir kâbusun içinde bulur. Romanın ilk bölümlerinde kurulan gerilim ve gizem atmosferi oldukça başarılıydı. İşlenen cinayetler, ortaya çıkan ipuçları ve Thad Beaumont ile George Stark arasındaki ilişkinin ardındaki sır, merak duygusunu sürekli canlı tutuyor. Bu nedenle kitabın ilk yarısını ilgiyle okudum. Ancak hikâye ilerledikçe olayların daha somut ve mantıklı bir açıklamaya kavuşacağını düşünürken, anlatının belirgin biçimde doğaüstü ve fantastik bir yöne evrilmesi beni hayal kırıklığına uğrattı. Romanın başlarında kurulan gerilim ve gizem, bende daha gerçekçi bir çözüm beklentisi oluşturmuştu. Bu nedenle son bölümler, hikâyenin vaat ettiği etkiyi benim açımdan tam olarak karşılayamadı. Roman boyunca canlı tutulan gizem duygusu ve gerilim atmosferi beni hikâyenin içinde tutmayı başardı. Ancak olayların çözülüş biçimi, kitap boyunca kurulan gerilimin karşılığını tam olarak veremedi..
Edebiyat
Hayatı Emen KaranlıkStephen King · Altın Kitaplar · 20191,070 okunma
Hayatın içini açmak
Puan vermedi·128 syf.··
2026 15. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 00:05
Otopsim, ölüm temasını alışılmış dramatik bir dille değil, Jean Louis Fournier dili ile yani kara mizah ve ironiyle ele aldığı bir eser. Kitap boyunca yazarın zihninde yer etmiş çok sayıda sanat eserine, edebi ve kültürel göndermeye de yer verilmesi, anlatıyı daha katmanlı hale getiriyor ve yazarın düşünce dünyasını okura daha çok yansıtmakla birlikte okurun zihnini açıyor. Fournier’in otopsi masasının üzerinde hayatının akılda kalan anılarını dile getiriyor oluşu, her şeyin bir sonu olduğu düşüncesini insanın zihnine doğrudan söylemeden, alttan alta işleyen güçlü bir sembol olarak kullanılıyor kitapta. Beni en çok etkileyen noktalardan biri, vücudundan ayrılan her parçayla birlikte zihninde canlanan anılar ve duygulardı. Sanki kesilip geride bırakılan her organla birlikte yalnızca bedeninden değil, ona bağlı hislerinden ve geçmişinden de yavaş yavaş ayrılıyor, her vedasında hayatının bir parçasını geride bırakıyordu. Bu anlatım, ölümün sadece fiziksel değil, duygusal ve zihinsel bir çözülüş olduğunu da hissettirdi bana. Tüm bu sebeplerden Otopsim yalnızca ölüm üzerine bir anlatı olmaktan çıkıp hafıza, kimlik ve insanın kendi yaşamıyla hesaplaşması üzerine ironik ve edebi bir sorgulamaya dönüşen bir kitap olarak özetlenebilir.
OtopsimJean-Louis Fournier · Yapı Kredi Yayınları · 20252,920 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
9/10
·176 syf.··
2024 15. kitabı
Yaprak Öz'ün kalemini sevme sebeplerimden biri, okuru yormadan merak duygusunu son sayfaya kadar canlı tutabilmesi. Efsunlu Cazibe de benim için tam olarak böyle bir kitap oldu. Elime aldığım anda hikâyenin içine çekildim ve sayfalar ilerledikçe kitabı elimden bırakmak istemedim. Akıcı anlatımı sayesinde neredeyse bir oturuşta bitirdiğim eserlerden biri oldu. Kitabın en sevdiğim yanı ise gizem unsurunun son ana kadar korunmasıydı. Hikâye boyunca sürekli yeni ipuçlarıyla karşılaşıyor, her bölümde farklı bir karakterden şüphelenmeye başlıyorsunuz. Tam "Kesin suçlu bu" dediğim anda ortaya çıkan yeni bilgiler bütün düşüncelerimi değiştiriyordu. Yazar, okuru yanlış yönlendirme konusunda oldukça başarılı bir iş çıkarmış. Bu yüzden kitabın sonuna kadar merak duygum hiç azalmadı. Karakterlerin her birinin sakladığı sırlar ve geçmişleri, olay örgüsünü daha da ilgi çekici hâle getiriyor. Kimin doğruyu söylediğini, kimin bir şeyler gizlediğini anlamaya çalışırken kendinizi hikâyenin bir parçası gibi hissediyorsunuz. Ben özellikle bu tür psikolojik gerilimlerde karakterlerin gri alanlarda kalmasını seviyorum ve bu kitapta bunu fazlasıyla buldum. Final kısmına geldiğimde ise açıkçası şaşırdım. Olayların çözülüş şekli mantıklıydı ve geriye dönüp baktığımda aslında ipuçlarının en başından beri önümde olduğunu fark ettim. Buna rağmen sonuca ulaşamamış olmam, yazarın kurguyu ne kadar ustalıkla oluşturduğunu gösteriyor. Gerilim ve gizem türünü sevenlerin keyifle okuyacağını düşündüğüm, temposunu hiç düşürmeyen, sürükleyici bir kitaptı. Merak duygusunun sürekli canlı kaldığı, her sayfada yeni şüpheler yaratan ve finaliyle şaşırtmayı başaran bir roman arıyorsanız Efsunlu Cazibe'ye mutlaka şans vermelisiniz. Benim için sayfaları hızla çevirdiğim, okurken zamanın nasıl geçtiğini anlamadığım
Efsunlu CazibeYaprak Öz · Maceraperest Kitaplar · 202396 okunma
Fizik katili karakterler derneği..
3/10
·384 syf.··
2026 1. kitabı
Acemice yazılmış, yazarın deneyimine yakışmayan bir kitap. Öncelikle en temel sorundan başlayalım. Kitap ilk yarıya kadar “Ben ne okuyorum?” diye sordurtuyor çünkü bir türlü konuya giremiyoruz. Kitabın ana türü polisiye olmasına rağmen ilk yarı polisiyeye dair en belirgin özellik, karakterlerden birinin sevgilisinin “dedektif” olması. Sayfalar boyunca kâh İlahi Komedya tartışılıyor kâh biri sevgilisiyle tartışıyor lakin bir türlü polisiye kısmına gelemiyoruz. Diğer beni çok rahatsız eden mevzu ise kitap farklı karakterlerin ağzından yazılmış ama karakterler o kadar tekdüze yazılmış ki iki ayrı insan oldukları anlaşılmıyor. İkisinde de aynı durağan ton baskın. Yani iki karakterin iç sesi de donuk, kafası karışık ve takıntılı. Kitapta bariz hatalar var. Karakter yaratmak ve ona meziyetler yüklemek kolaydır ama iş o yetenekleri kullandırma sırasına gelince yazarın asıl mahareti ortaya çıkar ki bence en çok bu noktada sınıfta kalıyor. Çünkü sözde fizik bilen karakteri (Ansel) fizik bilmiyor. Karakterin fizik bildiğini ve zeki olduğunu göstermek için çırpınıyor yazar. Ansel her dostuna bir fizik yasası söylüyor ama biz okuyucu olarak onun anlatış biçiminden Ansel’in gram fizik bilmediğini anlıyoruz çünkü söylediği HER fizik cümlesinde mutlaka bir yanlış var :D Belli ki ne yazar ne editör zahmet edip lisesli sayısal öğrencisiyle bile muhabbet etmediği için bu en temel fizik yanlışlarını gözden kaçırmış. Karakterlerin beynime kan sıçramasına sebep olan bazı cahillikleri: 1- “Her etkiye karşı eşit ve zıt tepki vardır…” Böyle bir şey yok. Bir şey hem eşit hem zıt olamaz. Bu yüzden o cümlenin doğrusu “eşit BÜYÜKLÜKTE, zıt tepki”dir. Oradaki büyüklük ifadesi süs olsun diye yok, diğer türlü evrende var olamayacak ve Newton’ınkiyle alakasız, kafasına göre bir kanun yaratmış
KörebeN. G. Kabal · Dex Kitap · 2025107 okunma
Puan vermedi·424 syf.··
2026 32. kitabı
Beni yakından tanıyanlar iyi bilir; içinde gizem, suç, adalet sorgulaması ve ters köşeler barındıran o tekinsiz hikayelere karşı inanılmaz bir zaafım var. Hamdi Koç’un kaleme aldığı Zarar Vereceksin, bir romandan bekleyeceğiniz her şeye sahip: Kusursuz bir tempo, sürekli diri kalan bir merak unsuru ve insanı sayfaları hızla çevirmeye zorlayan o karanlık atmosfer... Hikaye, gücün ve yozlaşmanın ortasında kalan Mesut Akarsu’nun adalet arayışını ve hayatta kalmak için suçun o acımasız "ana dilini" öğrenmek zorunda kalışını anlatıyor. Yazarın o alaycı, sert ama bir o kadar da sürükleyici diline kelimenin tam anlamıyla b-a-y-ı-l-d-ı-m! Karakterlerin dünyası ve olayların çözülüş şekli beni hikayenin içine öyle bir hapsetti ki, kitabı elimden bırakamadım. Eğer siz de benim gibi sayfalar arasında iz sürmeyi, gizemi iliklerine kadar hissetmeyi ve ters köşelerle şoke olmayı seviyorsanız, bu kitaba kütüphanenizde mutlaka yer açın.
Zarar VereceksinHamdi Koç · Doğan Kitap · 202630 okunma
Leyla Yolalan
Puan vermedi·136 syf.··
2026 31. kitabı
Korkunun Kıyılarında , Erkeklere Her Şey Anlatılmaz’dan sonra okuduğum ikinci Buket Arbatlı kitabı. Korkunun Kıyılarında, tarihin sesini bugüne taşıyan altı uzunca öyküden oluşuyor. Osmanlı’nın son dönemlerinden Milli Mücadele yıllarına, Cumhuriyet’in ilk zamanlarına uzanan bu öykülerde yalnızca dönem olaylarını okumuyoruz, bu olayların insanlar üzerindeki etkilerine de tanıklık ediyoruz. Kitapta savaşın hem Türk hem düşman askerleri üzerinde yarattığı yıkım oldukça insani bir şekilde anlatılmış. Bu yönüyle öykülerin, savaşı kahramanlık üzerinden değil de insan ruhunda açtığı derin yaralar üzerinden irdelediğini söyleyebiliriz. Özellikle korku, bekleyiş ve yalnızlık duygusu bu noktada kendini hissettiriyor.Otuz Bir Mart Vakası sonrası hapse atılan Nadir Ağa ile Osmanlı’nın son cücesi Bahri Ağa üzerinden imparatorluğun çözülüş yıllarına tanıklık ederken, Vesile’nin cepheden dönmesini beklediği Osman’ın hikâyesinde Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki toplumsal değişiklikleri görüyoruz ve Şeyh Baba’yı kurtaran Gülhatmi ile tanışıyoruz. Bunun yanında İnkılaplar, Şark İsyanı, Takrir-i Sükûn Yasası ve mübadele gibi tarihsel olayların da karakterlerin yaşamlarına nasıl yön verdiğini okuyoruz. Yazarın dili de akıcı, içten ve samimi. Özellikle atmosfer kurarken çok başarılı bir anlatımı var. Bazı öykülerde bir Anadolu kasabasının sessizliğini, bazılarında ise savaşın soğuk yüzünü çok canlı bir şekilde hissediyorsunuz.
Edebiyat & Roman
Korkunun KıyılarındaBuket Arbatlı · Sel Yayıncılık · 202519 okunma