• Credo quia absurdum. Yani: inanıyorum, çünkü akla aykırı.
  • Geçmişten geri gelen her bir parçanın özel bir güçle kendini gerçekleştirdiği, insan kitlelerinin üzerinde eşi benzeri olmayan bir güçte etki gösterdiği ve mantıklı itirazlar karşısında güçsüz kaldığı karşı konulmaz bir gerçeklik talebinin olduğu özellikle öne çıkartılmaya değer. "Credo quia absurdum" tarzında bir yaklaşım.
  • Bir kanaatin inancını taşıyan kişi, çürütülemeyeceğini varsayar; eğer karşı savlar çok güçlüyseler, hala genelde us dışı davranır ve belki de aşırı fantastik ‘credo quia absurdum est’[238] pankartını açar.
  • 417.
    Tevazuunun Sınırı. — Bazı kimseler, credo quia absurdum est diyen tevazua erişmekte şüphe etmeyip, akıllarını kurban etmişlerdir: Ama bildiğim kadarıyla hiçbiri ondan sadece bir adım uzakta olan ve credo quia absurdus sum diyen tevazuya erişmemiştir.
  • " 'Credo quia absurdum.' Yani : Inanıyorum çünkü akla aykırı.Eğer Hristiyanlık başka yönlerimize değil de akla seslenseydi bir inanç meselesi olmayacaktı."
  • Rozanov'un nihilizm tanımı en iyisi: "Gösteri biter. Seyirciler gitmek için ayağa kalkarlar. Paltolarını alıp eve dönme zamanı. Geriye dönerler ... Paltolar yok, ev de yok."

    Nihilizm mitin çöküşünden doğar. Mitik açıklamalarla -Cennet, Kurtuluş, Allah'ın İradesi- gündelik yaşam arasındaki çelişkinin herkes tarafından görülebilir olduğu dönemlerde, bütün değerler bir girdabın içine çekilir ve altüst olur. Bir kez mit İktidarın yollarını insanların gözünde haklı çıkaramadığında, toplumsal eylem ve deneyin gerçek imkanları ortaya çıkar. Mit toplumsal baskıyı hem mazur görür hem de destekler. Onun patlaması uzun zamandır otantik deneyim alanından dini aşkınlık ve soyutlama alanına püskürtülmüş bir enerji ve yaratıcılığı serbest bırakır.

    Klasik felsefenin sonu ile Kilise'nin yenilenmesi arasındaki fetret devrinde, toplumsal düzenin daha önceki her biçimi birdenbire sorgulanmaya başladı. Sayısız yaşanı stili anında kurgulandı ve icra edildi, tarikatlarınkindcn Caligula ya da Neron'un sapkınlıklarına kadar. Bir kez mitin birliğine meydan okunduğunda, toplumsal varoluşun bütün biçimleri parçalanır. Aynı şey feodal toplum ve Hıristiyan mitinin çözüıüşüyle de gerçekleşti. Artık hiçbir şey kesin değildi ve herşey mümkündü. Her türlü deney ve araştırma. Gilles de Rais neredeyse bin çocuğa öldürene kadar işkence etti; 1525 yılının devrimci köylüleri Yeryüzündeki Cennet'i kurmaya kalkıştılar. 1789 aynı toptan yıkımı birdenbire getirdi, bu sefer önemli bir fark vardı: siyasi tepkilere rağmen, tutarlı bir mitin yeniden inşası bütünüyle olanaksız hale gelmişti.

    Hıristiyanlık kimi gnostik tarikatlerin patlayıcı nihilizmini tesirsiz hale getirdi ve geriye kalanlardan yeni bir düzen emprovize etti. Ama burjuva dünyasının düzeni nihilist enerjinin mit düzlemine yeniden kazandırılmasını olanaksız hale getirdi. Burjuva tasarımı aşkın "öteki dünya"nın yıkılışının ta kendisiydi, bu dünyanın ve onun pazar değerlerinin egemenliğiydi. Burjuvazi mit yerine ideoloji üretebilir ancak. Ve ideoloji özünde kısmi, teknik bir rasyonalite olduğundan, hiçbir zaman nihilistin topyekün yadsımasını kendi içinde eriteinez.

    Nihilist yaşamakla ayakta kalmak arasındaki ayrımı ciddiye alan birisidir. Eğer yaşamak imkansızsa, niçin ayakta kalmalı? Bir kez bu boşluktaysanız artık, her şey kırılır. Dehşet. Geçmiş ve gelecek patlar; şimdiki zaman sıfır noktasıdır. Ve sıfır noktasından yalnızca iki çıkış vardır, iki tür nihilizm: aktif ve pasif.

    Pasif nihilist değerlerin. yıkılışı konusunda ulaştığı berraklıkla uzlaşır. Son bir nihilist jest yapar: "dava-sına karar vermek için zar atar ve onun sadık kölesi olur, Sanat için ve biraz da ekmek için... Hiçbir şey doğru değildir ve böylece bir iki hareket moda olur. "Enteller", patafizikçiler, gizlifaşistler, nedensizlikler estetleri, yabancı ordudaki ücretli askerler, popsanatçılar, "psychedelic" emprazaryolar takım takım bandolar kendi "credo quia absurdum est" versiyonunu çalarlar: inanmıyorsunuz ama gene de yapıyorsunuz; alışırsınız hatta sonunda hoşlanabilirsiniz bile. Pasif nihilizm konformizme uvertürdür.

    Zaten en sonunda, nihilizm, bir geçiş, kayıp duran, kötü tanımlanmış bir bölge, iki aşırı uç arasında bir tereddüt döneminden başka birşey olamaz. iki kutup arasında intiharın ve yalnız katilin, Bcttina'nın devletin suçu diye tanımladığı suçlunun çorak ülkesi, ıssız bir toprak uzanır. Karındeşen J ack özünde ulaşılmazdır. Hiyararşik gücün mekanizmaları ona dokunamaz; devrimci irade de ona ulaşamaz. O sıfır noktasına, ötesinde, yıkımın, gücün neden olduğu yıkımı destekleyeceğine, onu kendi oyununda yendiği yere çekilir ve öylesine büyük bir şiddete çeker ki onu Ceza Kolonisi mekanizması parçalara ayrışıp yok olur. Maldoror çağdaş sosyal organizasyonun çözülüşünü mantıki sonucuna ulaştırır: onun kendi kendisinin yok ettiği yere. Bu noktada bireyin toplumu mutlak yadsıması toplumun bireyi mutlak yadsımasına tekabül eder. Bu yer dönmekte olan dünyanın hareketsiz noktası, bütün perspektiflerin birbirleriyle değiştirilebilir olduğu yer, hareketin, diyalektiğin ve zamanın artık varolmadığı yerin ta kendisi değil midir? Büyük reddedişin öğlesi ve sonsuzluğu. Ondan önce, yahudi kıyımları, ondan sonra, yeni masumiyet. Yahudilerin kanı ya da aynasızların.

    Aktif nihilist şeylerin çöküşünün seyriyle yetinmez. Süreci hızlandırma niyetindedir. Dünyaya egemen olmuş kaosa doğal bir cevap sabotajdır. Aktif nihilizm ön devrimciliktir; pasif nihilizm karşı devrimciliktir. Ve çoğu insan bu ikisi arasında bocalar durur. Bir Sovyet yazarının Victor Chlovsky belki betimlediği "Yaşasın Çar" diye bağırmadan ateş etmeyen Kızıl Ordu askeri gibi. Ama olaylar önünde sonunda kaçınılmaz bir çizginin çekimiyle sonuçlanıyor ve insanlar birdenbire kendilerini barikatların şu ya da bu tarafında bulmak durumunda kalıyorlar.

    Tanrının belirgin yokluğunda mübadele gerçekliği gizlenemez, çünkü mitin mutlak yanılsaması artık yoktur. Son bir çabayla, İktidar, nihilizmin gösterisini yaratmıştır şu prensibe uyarak: biz tüm değerlerin alçaltılmasına seyirci kaldıkça, biraz gerçek yıkım yapabilme yetimiz azalır. Son bir buçuk yüzyıldır sanata ve yaşama en çarpıcı katkı iflas etmiş bir uygarlığın olanaklarıyla özgür deneylerin ürünü olmuştur. Sade'ın erotik aklı, Kicrkegaard'ın istihzası, Nietzsche'nin kamçı gibi şaklayan ironisi, Ahab'ın Tanrı'ya küfrü, Mallerme'deki tamamen ifadesiz çehre, Carroll'un fantezisi, Dada'nın negativizmi insanlarla yüzyüze gelmek için çürüyen değerlerin rutubet ve ekşiliğinin bir bölümüyle dışarı uzanan güçler bunlardır. Bununla birlikte gelen perspektifi tersine çevirme arzusu, yaşamın alternatif biçimlerini keşfetme ihtiyacı Melville'in "tek tek dikkate değerliklerin tüm bütünsellikleri oluşturduğu o vahşi balina avı yaşamı" dediği alan. Ama bu dünyayı yaratabilmek için, nihilist eyleme geçmek zorundadır.

    Paradoks
    I. Nihilizmin büyük yayıcıları vazgeçilmez bir silahtan yoksundular: tarihsel gerçeklik duygusu.

    Il. Burjuvazinin gerileme döneminde tarihi yapanlar nihilizmin anons ettiği sosyal firmaların topyekun çürüyüşü duygusundan yoksundular. Marx Romantizmi ve genelde sanatsal fenomeni analiz edemedi. Lenin isteyerek günlük yaşam ve onun dejencrasyonunun önemini, Fütürist'leıin, Mayakovski"nin ve Dadaist'lerin önemini görmezden geldi.

    Şu anda ihtiyacımız olan şey nihilizmin ve tarihsel bilincin birleşmesidir (Marx'ın Kcntish Town'daki sokak lambalarından daha iyi bir şey kırıp parçalaması; karnında ateşle Mallerme ). İkisi güçlerini birleştirmedikçe, bugünkü parçalanmışlığı vaaz eden, Büyük Uyku için gayretkeşlikle çalışan, şu düzen veya bu düzen adına (aile, ahlak, kültür, uzay yarışı, margarinin geleceği... ) kendilerini haklı çıkaran politik ve artistik kiralık çırpıştırmacılar imparatorluğuna katlanmak zorundayız. Herkes nihilizmden geçecek. Ateşle yıkanmaktır o. Bütün değerlerin sonu Yokluk Kutusudur. Geçmişten ve gelecekten geriye kalan tek şey "şimdi"nin talep edilişidir henüz inşa edilmesi gereken bir şimdiki zaman için. Bugün, tarihin yıkıcı ve yapıcı anlan yavaş yavaş bir araya geliyor. ikisi karşılaştığı zaman, topyekun devrim olacak. Ve devrim refah toplumunda artakalan tek zenginliktir.

    Yasal dünyanın uyumsuz bir temposunda kendiniz için dans etmesini öğrenmek zorundasınız. Arzularınızı mantıki sonuçlarına ulaştırın; ilk engelde uzlaşmayı reddedin. Tüketim toplumunun yeni ihtiyaçlar üretmeye olan çılgınca gereksinimi, tam çıkıştan önce, kaşla göz arasında, tuhaf ve şoke edici olanı da paraya çevirir. Kara mizah ve gerçek acılar Madison Avenue'da boy gösterirler. Nonkonformizmle flört önde gelen değerlerin entegral bir parçasıdır. Çökmekte olan değerlerin bilincinin de satışlar stratejisinde oynayacak rolü vardır. Çürümede para var. Daha da daha da çok katışıksız süprüntü pazarlanıyor.

    Çürüyüşün bilinci en sarsıcı dışavurumunu Dada'da buldu. Dada gerçekten nihilizmin aşılma imkanlarını veren tohumları içeriyordu ama onları tıpkı diğerleri gibi çürümeye bıraktı. Öte yandan Sürrealizm'in bütün belirsizliği yanlış zamanda yapılmış doğru eleştiri olmasında yatar. Dada'nın düşük çocuğu aşma sorunsalı etrafında yaptığı eleştiriler tamamen haklı olsa bile, sıra ona gelip de o Dada'yı aşmak istediğinde, Dada'nın başlangıçtaki nihilizmi ile işe başlamadı; Dada-anti-Dada'ya dayandırmadı kendini; Dada'yı tarihscl açıdan göremedi. Tarih Sürrealist'lerin hiçbir zaman uyanamadığı kabusun ta kendisiydi: Komünist Parti önünde savunmasızdılar, İspanya İç Savaşıyla boylarını aştılar. Bütün havlamalarına rağmen kuyruklarını kısıp resmi solu sadık köpekler gibi izlediler.

    Romantizm'in (Marx ve Engels'de hiçbir ilgi uyandırmayan) kimi özellikleri göstermişti ki sanat-kültürün ve toplumun nabzı- değerlerin çözü üş ve çürüyüş ünün ilk endeksidir. Bir yüzyıl sonra, Lenin bütün meselenin gereksiz olduğunu düşünürken, Dadaist, artistik çıbanı, zehri toplumun bütününe dağılmış bir kanserin çıbanı olarak görebiliyordu. Nalıoş sanat devletin gereksindiği haz ilkesinin bastırılmasını dile getirir. 1916 Dadaislerinin ispat ettiği budur. Bu analizden öteye gitmenin ancak bir yolu vardır: silaha sarılmak. Bugünkü tüketimin bok yığınında üreyip kaynayan nco-Dadaist tırtıllar daha karlı iş alanları bulmuşa benziyorlar.

    Kendilerini ve uygarlıklarını hoşnutsuz ( discontents, çn.) taraflarından iyileştirmeye çalışan Dadaist'ler -son analizde, Freud'un kendisinden daha tutarlı olarak- gündelik yaşamı yeniden canlandırmak için ilk laboratuarı kurdular. Yaptıkları işler teorilerinden daha radikaldi. Maksat tamamen karanlıkta çalışmaktı. Nereye gittiğimizi bilmiyorduk. Dada grubu dünyayı karıştıran bütün saçmalık ve katışıksız süprüntüleri içine em(:n bir huniydi. Öteki uçtan çıktığında, hcrşcy biçim değiştirmiş olurdu. İnsanlar ve şeyler aynı kalsalar da yeni anlamlar almış olurlardı. Dada'nın başlangıcı yaşanmış deneyimlerin ve onun olası keyiflerinin yeniden keşfiydi -sonu ise tüm perspektiflerin tersine çevrilmesiydi; yeni bir evrenin icadıydı. Yoldan çıkarma (subversion), radikal değişim taktiği, eski dünyanın bükülmez yapısını tahrip etmişti. Bu karışıklığın ortasında herkes tarafmda yapılan şiir (Lautrcamonl'un kavramı, çn.) gerçek anlamını ifşa etti- Sürrealist'lerin o kadar acınası bir şekilde teslim oldukları edebi anlayıştan çok daha farklı bir şey.

    Dada'nın baştaki zayıflığı onun olağanüstü alçak gönüllü üğünde yatıyordu. Her sabah Tzara'nın (bir Papa ağırlığındaki şaklaban) Descartes'ın şu cümlesini yinelediği söylenir: "Bir başkasının benden önce varolduğunu bilmek ilgimi çekmiyor bile." Ama gelin görün ki bu aynı Tzara sonunda Ravachol, Bonnot gibi insanlara ve Mahkno'nun köylü ordusuna dudak büken bir Stalinist oldu çıktı. Eğer Dada dağıldıysa kendini aşamadığındandır, o zaman suç Dadaist'lerin kendisindedir bu tür bir aşmanın mümkün olduğu reel tarihi durumları aramadıklan için: yığınların doğrulup kendi kaderlerini kendi ellerine aldıkları anlar. ilk uzlaşma sonuçlarında daima korkunçtur. Sürrealizm'den neo-Dada'ya bu uzlaşmanın geri tepmeleri yavaş yavaş Sürrcalizm'in başlangıçtaki enerjisine sirayet eder ve nihayet onu zehirler. Sürrealist'lerin geçmişe olan ikircikli tavrını düşünün. Sade'ın, Fourier'nin, Lautreamont'un yıkıcı dehalarını tanımakta haklıyken, daha sonra bütün yaptıkları onlar hakkında bir sürü şey yazmakla kaldı. Onlar hakkında o kadar iyi yazdılar ki kahramanlarına ilerici okul kitaplarında bir kaç çekingen dipnot kazandırma şerefine ulaştılar. Şu anki çürüyüşümüzün gösterisinde neo Dadaist'lerin ataları için kazandıkları üne benzer bir edebi ün.

    Internationale Situationniste, sayı: 11, 1967, Çeviren: Lale Müldür
  • "Credo quia absurdum"

    İnanıyorum çünkü saçma
    Timothy Bewes
    Sayfa 73 - Metis Yayınları