Bir Yanılsamanın Geleceği (Uygarlığın Hoşnutsuzlukları)

·
Okunma
·
Beğeni
·
8,9bin
Gösterim
Adı:
Bir Yanılsamanın Geleceği
Alt başlık:
Uygarlığın Hoşnutsuzlukları
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Yayınevi:
Ezr Yayınları
112 syf.
·Beğendi
Bu kadar kısa bir kitaba en büyük 'yanılsama' nın neden hala devam ettiğine dair sebepleri ve Freud'un, bu konudaki görüşlerine gelen eleştirilerileri bile cevapladığı bir bilgi yığınını sığdırdığı için ne yazılsa eksik kalır. Ama birkaç kelam etmeye çalışalım.
Alıntı yapılmaya kalkılsa her sayfanın en az yarısını alıntılanır, öyle de güzel tespitler var.

Kitapta, Freud uygarlığın devamlı ilerleyişi karşısında din ve tabu inançlarının neden eski gücünden hiçbir şey kaybetmediğini açıklamaya çalışıyor. Ayrıca dinin kitlelerin afyonu olması konusundaki görüşlerini kendine özgü sert üslubuyla ortaya koyuyor.

Açıkça söyleyeyim kitabın inceliği sizi yanıltmasın. Ardı arkası kesilmeyen tespitlerden, nitelikli düşüncelerin aktarılması için adeta sözcüklerin ve anlatım olanaklarının sınırlarında gezinen cümleler kullanılmasından hoşlanıyorsanız bu kitap tam size göre. Bazı cümleler öyle derinlikli ki tekrar tekrar okunduğunda anca anlaşılabilir, bu da okuru yorabilir. Din konusunda muhafazakar görüşleri olanların, tarafsız bakamayacağı için hiçbir şey anlamayacağını, anlamak istemeyeceğini düşünüyorum. Özellikle din konusunu aşabilmiş/aşma yolunda ilerleyen bireylerin okumasını tavsiye ediyorum. Ve insanoğlunun bu yanılsamayla ne kadar daha yaşayabileceğini merak ediyorum.

Tahminimce din olgusu hiçbir zaman yok olmayacaktır, şekil değiştirip, evrilip yaşamaya devam edecektir. Çünkü insanoğlunun zekası (en azından küçük bir azınlık için) gereğinden fazla gelişmek zorunda kaldığından bu önü alınamaz değişimin anca kültür ve din ile dengelenmeye çalışılmasıyla insanlık varlığını devam ettirebilir. Yaygın bir bilimsel araştırmaya göre ise insan zekası teknoloji yüzünden bir asır içinde en az %4 körelmeye uğrayacak, ki bu da bende bilimin terk edilip metafiziksel olgulara güvenin artacağına dair bir öngörü oluşturuyor. Bakalım neler olacak. Nitelikli okumalar
112 syf.
·2 günde·9/10 puan
Sigmund Freud'un Din,Uygarlık ve bunlarla bağlantılı olarak halkların temelinde yatan sorunlara ufaktan göz attığı fikirlerini belirttiği bir kitap. Sorunu sadece kültür potasında eritmek kolaycılık olur.Evet kültür çok önemlidir, fakat insanların ekonomik durumları,sorunları azaltıldığı sürece bu yöne daha çok eğiliminin olacağı da çok açıktır.Arz-talep meselesi misali insan ihtiyaç duyduklarını arzulayan canlı.Din konusuna da bu şekilde bir yaklaşımı var.Kendi adıma insanların kendilerini yönetecek birilerini araması ve ihtiyaç duyması hiç anlam veremediğim bir konudur.Bu anarşizm gibi gözükse de,değil. Freud'un kitleler hakkında ki görüşleri çok açık,net ve haklı diye düşünüyorum.Mantıktan ziyade duygusallık özelliği bulunan kitlelerin herkesin anlayacağı terimle gaza gelerek,yanlış kararlar vermesi özellikle Tarih ve politikada çok görülmüş bir olaydır.Freud bir çok konuya mantıksal yaklaşarak kabul edilebilirlik seviyesini yükseltiyor zira tespitleri de bir çok noktada başarılı.İnsanlara yeni bir bakış açısı katmak adına da okunması,anlaşılması gereken bir eser.Açık görüşlü bir biçimde,dikkatli şekilde açık bir zihinle okunduğu takdir de etkisi daha yüksek olacaktır.
85 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10 puan
"Medeniyet mutluluğumuzu tahsis eder mi?" gibi soruları Sigmund Freud'a soracak olursak kesinlikle net şekilde 'hayır' cevabını alacağız. Freud'a göre medeniyet insanların tatmin duygusunu sınırlayan, onları mutsuz yapan asli şeydi. Örneğin ben ve bir arkadaşım aynı kadından hoşlanıyoruz, onu çok arzuluyoruz. Fakat kadın beni değil de arkadaşımı tercih ettiğinde ne düşünürüm? Şüphesiz içim kinle dolar, öyle ki bu kin arkadaşımı öldürmeme sebep olabilir. Arkadaşımı öldürmemin herkes tarafından yanlış kabul edileceği kesindir. Çünkü bizler medeni insanlarız ve medeni bir hayat sürmeliyiz. İşte asıl sorun burda ortaya çıkıyor: Freud'a göre arkadaşımı öldürmem, beni medeni şekilde yaşamamdan daha mutlu edecek. Arkadaşımı öldürdüğümde tatmin olacaktım. İşte Freud'un medeniyet görüşü budur. Medeniyet insanları kısıtlandıran, onları kanun yoluyla daha da mutsuz eden kavramın adıdır.

Freud'a " Medeniyetin en büyük icadı nedir?" diye sorarsak alacağımız cevap da kesinlikle din olacaktır. İnsan çok aciz bir varlıktır, bu acizliğini de tanrılar yaratarak kapatmaya çalışmıştır. İlkel bir insan mağarada yalnız başına kaldığında bu yalnızlığını örtmek için birine ihtiyaç duyuyordu. Tanrı ise ilkel insanın hayatında sürekli gördüğü güçlü,kudretli biri olması gerekiyordu, yani bir baba ortaya konuyordu.

"Tanrı, abartılmış bir baba figüründen başka bir şey değildir."
- Sigmund Freud

Fakat binlerce yıldır süregelen 'din' kavramı sadece insanın acizliğini temsil eden bir baba figürü olabilir? Milyonlarca insan yanlış yapmış da biz mi doğrusunu bileceğiz? Belki de tanrı bir baba figüründen çok daha fazlasıdır. Freud'un bu soruların cevabını ise atalaramızın bizden daha cahil olmasıyla ilişkilendiriyor. Atalarımızın böyle bir otokontrol mekanizması yaratması bizim de bu yanılsamalara inanmamızı açıklayamaz. Atalarımız o kadar acizlerdi ki din kavramı asla sorgulanamayan bir kutsala dönüştü.


Dinin bir yanılsama, tanrının da bir baba figürü olduğunu anladık. Peki neden çevremizdeki insanları neden bilinçlendirmiyoruz? Onlara bu kutsalın sadece hayali bir baba ve oğul ilişkisi olduğunu söylemiyoruz? Çünkü din, halk sınıfını hayata bağlayan yegane şeyin adıdır.

Dindar bir insan kavga ettiği komşusunu bıçaklayıp öldürmüyorsa bunun sebebi cehennem ve tanrı korkusudur. Bu kişiye tanrının bir baba figürü olduğunu söylediğimizde onu hayata bağlayan mekanizma çöker, hayatla ilişkisi kopar. Dinin bir yanılsama olduğunu öğrendiği ilk an komşusunu öldürecektir. İşte bu yüzden dinin bir yanılsama olduğunu sır gibi saklamalıyız.

"Eğer Tanrı olmasaydı, onu icat etmek gerekirdi."
- Voltaire


Peki biz dinsizleri hayata bağlayan şey nedir?
"Bilim de bir yanılsama mı?"

Freud bu soruya ise bilim adını veriyor. Biz inanmayanlar halktan farklıyız ve öteki dünya yerine bu dünyayı önemseriz. Çevremizi anlamaya çalışırız. Zengin olmaya çalışırız çünkü başka bir hayat yoktur bizim için. Hayatı anlamak, çevremizi sorgulamak bizi keyiflendiren şeydir. Tam da bu sebeplerden dolayı bilim bir yanılsama değildir.

İşte 80 sayfalık kısacık kitabın altında yatan tüm bilgi hazinesi temel olarak bu bilgileri konu alıyor. Dili yeterince yalın. Freud okumaya başlamış olanlar için ideal olabilir. Keyifli okumalar.
85 syf.
·3 günde·7/10 puan
Dinsel öğretiler bir yanılsamadır. Din insanları uyuşturur ve bilimle taban tabana zıttır. Bilimin bize veremeyeceği şeyleri başka yerden aramak asıl yanılgı budur. FREUD , diğer kitaplarına da atıf yaparak bir çok şeyi açıklamış bu kitabında. Psikoloji alanında merak sahibi iseniz okumanızı tavsiye ederim .
85 syf.
·8/10 puan
Dinsel düşüncelerin kendine özgü değerinin yerini, uygarlığın bireye aktardığı biçimiyle dinsel
düşünceleri, bunların yararlarını ve zararlarını, dinsel düşüncelerin psikolojik önemini artısıyla eksisiyle anlatıyor Frued.


Frued psikanaliz kitabında din üzerine yazmış oldukları yüzünden inançlı çalışma arkadaşları tarafından çekmiş olduğu sıkıntıları şöyle dile getiriyor:
"Bazıları benim din sorunları karşısındaki
tavrımı hiçbir şekilde paylaşmayan çok sayıdaki çalışma arkadaşım dolayısıyla, benim için gerçekten can sıkıcı
olacaktır.
"

Frued'a göre kitabının biricik amacını taşıyan şu cümleyi de burada zikretmeyi uygun buluyorum.
" İnsanlar sonsuza dek çocuk kalamazlar; eninde sonunda "zalim yaşam"ın içine girmelidirler. Buna "gerçeğinöğrenilmesi" adını verebiliriz. Kitabımın biricik amacının,
dikkatleri bu ileri adıma çekmek olduğunu size itiraf etmem gerekir mi acaba?"

Kısacası Frued dinin yararlarını tamamen yadsımamakla beraber dinin götürülerinin getirilerinden daha fazla olduğunu savunmakta, dini öğretiler yerine logosu tercih etmekte ve bunu anlatırken de bizim tanrımız logos (mantık) demekten de geri durmamakta. Kitap kısa ve net, kitaptaki düşünceler keskin ve tartışmaya sonuna kadar açık. Bilinçli inançlı kesimin okuyup üzerinde durması, tartışması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum...

İncelememi kitaptaki çok beğendiğim alıntıyla bitirmek istiyorum : Hiç kimsenin
inanmaya zorlanamayacağı gibi hiç kimse de inanmamaya
zorlanamaz.
85 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
Çocuk diyor ki :”Hocam aslında dinler aklımızı kullanmamızı ister . “ Evet tabi ki ister . Hangi ayağınla bir yere gireceğini , hangi ayağınla çıkacağını , yemeği nasıl yiyip suyu nasıl içeceğini , nasıl bir insanla evlenip onunla nasıl ilişki kuracağını emrettiğinde aklını kullanıp Pascal ‘ın dediği gibi ; “Argüman, kanıt olmasa bile , Tanrı'ya inanmanın, sonunda cennet olduğu için daha akılcı” olduğunu kabul ettiğindeki kadar , aklını kullanmış olursun.Peki ya ahlak ? Ya da değerler ? İnsaniyet? Bir dine ,sırf tanrıya inanmak ,inanmamaktan daha kârlı diye inandığımızda bizi daha insan yapar mı ? Aradığım cevabı Freud veriyor :”Eğer, komşunu öldürmemenin tek nedeni Tanrının bunu yasaklamış olması ve şimdiki veya sonraki yaşamda bu nedenle seni ağır bir biçimde cezalandıracağı korkusu ise, Tanrı diye birşey olmadığını ve onun gazabından korkman gerekmediğini öğrendiğin zaman komşunu hiç duraksamadan öldürürsün.”
Bütün kurumlarının zaafiyet içinde olduğu , şark kurnazlığının , dolandırıcılığın prim yaptığı ülkemde arttırılan din duygularının insanın içini boşalttığını üzülerek görüyoruz . Haberler , TV programları , bizzat karşılaştığımız insanların tavırları bize bunu hayrete düşürerek gösteriyor.
Sigmund Freud ise “Bir Yanılsamanın Geleceği”nde bize dinlerin doğuşuna dair bilgiler veriyor. Okumak için bu kadar geç kaldığıma pişmanım .Siz de pişman olmayın diye acilen tavsiye ediyorum .
112 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10 puan
Freud'a göre dinin kökeni kendi dışında doğa güçleri ve toplum, kendi içindeyse doğuştan gelen güdülerle başetmek zorunda olan insanın acizliğinde yatar. Nasıl ki çocuk onu denetleyen, koruyan bir baba figürüne ihtiyaç duyuyorsa, Tanrı gereksinimi de aynı ihtiyaçtan doğar.Din yalnızca bir yanılsama değil aynı zamanda insan gelişimini engelleyen bir tehlikedir. İnsana bir yanılsamaya inanmayı öğreterek eleştirel düşünceyi yasakladığı için zekanın gerilemesinden sorumludur.Din tarafından verilen dogmalarla kolaya kaçıp gerçeği arama çabasından vazgeçen insanın, hayatın birçok alanında düşünme, hayaletme yeteneği körelir.(Nitekim müslüman dünyası 500 yıldır ne bilimsel ne de sanatsal hiçbir yenilik sunmamıştır. ''Gavur'' dedikleri batının sömürgesi olmaktan asla kurtulamayacaklar)
Freud'un din konusundaki diğer eleştirisi, Din'in ahlakı çok yapay bi zemine oturtmasıdır.Ahlaksal normların geçerliliği Tanrı'nın emirlerine dayanıyorsa, Tanrı ya duyulan inanca bağlı olarak ayakta kalır yada çöker.( Çocuk sadece babasından korktuğu yada saygı duyduğu için babasının istediği şekilde davranabilir ama bu çocuğun gerçek tutumu değildir , babasına olan duyguları değiştiği anda çocuk yapmak istediğini yapar).İnsan babacan Tanrı yanılsamasını bırakıp evrendeki yalnızlığıyla yüzleşirse baba evini bırakan bir çocuk gibi olur.İnsan ancak kendisi dışında güveneceği birşey olmadığını anladığı anda kendi duyularını gereği gibi kullanmayı öğrenir.Yalnızca kendini -tehdit eden ve koruyan-yetkeden kurtarıp bağımsız kılmış özgür insan, yanılsamaya düşmeksizin kendi içinde var olan yetenekleri geliştirip kullanarak aklın gücünden faydalanabilir.
Kendi yolunu bulma ve kendini yaratmada kendi aklının, bilincinin gücünü kullanmayan, düşünmeye üşenen insanlar ya dini kullanan ''seçkinler sınıfının'' elinde oyuncak olur ya da'' millet ne der'' kültürüyle kendi kişiliklerini yitirip başkalarının hayatını yaşarlar.
112 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
İnsan aklının içgüdüsel yaşama oranla güçsüz olduğunu istediğimiz sıklıkla dile getirebilir ve bu konuda haklı olabiliriz. Gene de bu güçsüzlükte garip bir özellik vardır. Aklın sesi yumuşaktır ama bir dinleyen bulana kadar yorulmak bilmez. Sonunda, sayısız püskürtülmelerden sonra başarıya ulaşır.
112 syf.
Bir Sigmund Freud sever olarak olarak kütüphanemde olan kitaplardan biri.Sigmund Freud un kitaplarını art arda okumayın çünkü her kitabında her yazdığı cümlede çift anlam barındırdığı için anlayarak ve sindirilerek okunması gerek.Ayrıca ağır gelebilir.
Kitaplarının arasına başka kitaplar koyunuz.
Çok kısa gibi görünen kitaplarında derin anlamlar yüklenebilen kelimeler vardır.Ayrıca kendinizi sorgulamanıza ve kendinize yönelmenize neden oluyor.O yüzden okuyunuz.Ve hazinenizi geliştiriniz.
112 syf.
Sigmund Freud bu kitabında, inanç, öteki dünyalar ve bu gibi metafizik konuların, insan imgelemi dışında ontolojik bir değeri olmadığına dair materyalist kanısını paylaşır bizimle.

Freud, öte dünyalar fikrinin bir yanılsamadan ibaret olduğunu; bunun sadece antroposentrik bir yaklaşım olduğunu ve bu yanılsamayı yaratanın da, aslında bir beden sahibi, yani bir "öz benlik" sahibi olmamızda yattığını söyler. Örneğin , öz benliğin bilimsel kavramı, bunun, bilinç ve bilinçdışı yapılarının toplamı olduğu ifadesiyle son bulur. Fakat "bilinçdışı nereye kadar ulaşır?" diye sorulduğunda, kalıtsallık derecesinde kaçınılmaz bir muğlaklık söz konusu olur. Sınırsız iç derinliğiyle insan, belirli ve sınırlı bir dış ile mi çevrelenir? Bu soruların cevabı ne olursa olsun, artık karşımızda, zirveleri dumanlı belirsizlik dağları vardır.

Bazu kavramlar büyük deneyimlere karşılık gelir. birçoğu da bizi aşar ve bizden büyüktür . Bu örnekte kavram, bizden daha büyük bir erime sahip, belki sınırsız bir deneyimin varlığının kabulüdür —onu kavrayamayız, fakat bu sınırsızlığa, ona sığınabilmek adına inanırız. Tamamen  irrasyonel bir gerçektir bu; tıpkı psikanalizin kendisi gibi, rasyonel olmak üzere değildir. Nesnel  ya da öznel; el yordamıyla gittiğimizde, sözcükler dünyasında, yani iki boyutlu dünyada buluveririz kendimizi. Dünyanın var olduğunu gerçekten deneyimlediğimiz, psycheden ibaret olduğumuz bir durum vardır; psykhemiz, varoluşumuzdur.
Henüz yeni bulduğumuz hastalıklar ve son olarak henüz ilacı bulunamamış ve belki de hiç bulunamayacak olan karşısında çaresiz kaldığımız acı ölüm olgusu vardır. Bu güçleriyle doğa, bütün azameti ve acımasızlığıyla karşımıza dikilir.
Uykudaki kişi, mezara koyulmasını gerektiren bir ölüm önsezisine kapılabilir. Ama düş izi, korku duyulan bu durumu bile bir arzu doyumu haline dönüştürmeyi bilir.
"İşte bu kulağa çok hoş geliyor! Tüm yanılsamaları reddederek dünya üzerindeki varlığını katlanılabilir hale sokmayı başarmış bir insan ırkı!

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bir Yanılsamanın Geleceği
Alt başlık:
Uygarlığın Hoşnutsuzlukları
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Yayınevi:
Ezr Yayınları

Kitabı okuyanlar 905 okur

  • Helin Aras
  • Haticeོ
  • dilara
  • Sema Bilen
  • Namiq Hacıyev
  • Fatma Batmaz
  • Uğur
  • Yb
  • Deniz

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.4 (1)
9
%0.4 (1)
8
%0.4 (1)
7
%0.4 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0