Kendini hasta ve halsiz hissettin, en kötüsü, bunlarla başa çıkmayı istemediğini fark ettin. Kendini jilet gibi bir ceketin içinde, ailene masraf olurken, anneni gerçekten öldürürken, diğer insanların kalplerinde yıllar içinde büyümüş olan o sevgi ve saygı mabedini yıkarken gördün. İnandığın her şeye karşı olan bir şey yapmaya başladın. Kördüğüm: Erkeklerle ilişkiler (kıskançlık ve çılgınca bir korku.) Kadınlarla ilişkiler: Birbirinin kopyası. Mizah anlayışının kaybı. Kaçmak, geri çekilmek, kimseyle konuşmak istememek için duyulan devasa arzu. Panik tezi- yanında başkalarının olmayışı- yanlış seçimler için geçmişi suçlama. Korku, büyük ve çirkin ve sümüklü. Entelektüel ve akademik alanda başarılı olamama korkusu: güvene vurulan en kötü darbe. Son yılların o hızlı ve öfkeli, ödül kazandıran süratine- ve yaratıcı hayatın herhangi bir türüne- ayak uyduramayı başaramama korkusu. Umursamamaya geri dönmek için duyulan sapkın bir arzu. Sevmekten ve hissetmekten âcizim artık: Kendi elimle yaptım bunu.
Yani dişil boşluk eril bağlantılarla doldurulamaz. O ancak içsel bir bağlantı ile, kendi parçalarının entegrasyonu ile ve anne-kız bedenini hatırlayıp tekrar birleştirerek doldurulabilir.
Elimizde olmadan hem sevip hem de nefret ettiğimiz anne ile olan ikilemli ilişkimizi gözden geçirip kabul etmek çok yürek yorucu bir iştir. Öfkemizi, arzumuzu ve çaresizliğimizi hissetmek çok acı verir.
Maureen kitabın en başından itibaren bizden kadın kahramanın yolculuğunun tek tip bir deneyim olmadığını, herkese uyan tek bir model bulunmadığını anlamamızı istiyor.