İnsanlar sende bulduklarını zannettikleri iyiliklerden dolayı seni methederler. Buna karşılık sen de kendi gerçek durumunu bildiğim için nefsini kınamaya devam et.
Ama ben bu kadar acıyı sen de
başkalarına benzeyesin diye çekmedim. Sana
kırgın değilim, yalnız attığın her yanlış adım dünyamın bir sütununu deviriyor. Dünyamın, yani senin dünyanın. Hafızanda çatık kaşlı bir
hatıra olarak yaşamak istemezdim. Sana
dayanabilsem harabeler içinde yeni bir kale
kurabilirdim kendimize. Olmadı. Olmuyor. Bu
kitapların da, fedakârlıkların da kimseye faydası
yok. Sen de koş, sen de düş, sen de yaralan.
Kalbimin duracağı bahtiyar güne kadar seninle
beraber yaralanmaktan başka ne yapabilirim?
(Kitapla ilgili yorumum 3. paragrafta)
Kitabı uzun süredir okumaya niyetliydim, bir arkadaşım da "AHLÂK DERSİ" kısmını okuyunca ve Yusuf Kaplan'ın okuma listesinde de olduğunu bilmem sebebiyle heyecanla en yakın kitapçıya gidip aldım.
Neredeyse bir aydır elimde bitmek bilmedi. Böyle birden bitmeyen kitapları sevemiyorum sanki okuma sürem uzandıkça kitap yoruyor beni. Mustafa Kutlu'nun okuduğum 2. kitabı ve yine bu kitapta da ilk 20 sayfayı tekrar tekrar 3 kere okudum bana anlatım tarzı karmaşık geliyor. Ya Tahammül Ya Sefer kitabıyla Mustafa Kutlu'ya olan önyargım bitmişti lakin bu çok övülen Yoksulluk İçimizde kitabıyla yine uzun süre önyargılı ve mesafeli olacağım. Sizleri bilmiyorum ama Mustafa Kutlu okumak beni yoruyor ve memnun etmiyor, kitap bitince mutlu olmuyorum sadece bitirmek vazifemi gerçekleştirdim diye rahatlıyorum. Neyse uzun konuştum (1000kitap üyesi olmak bunu gerektirir) şimdi kitap hakkındaki kısa düşünceme geçeyim.
Kitabı bitirince "vaay" diyemedim veya içimde bir huzur, zihnimde farklı bir boyut canlanmadı. Bu sebeple kitap içindeki 2 sayfa + 1 cümle dışında bana bir şey katmadı. Arkadaşımın okuduğu ve benim kitaba hayran kaldığım "AHLÂK DERSİ" kısmı 2 sayfadan ibaret; ilk satırdan son cümleye kadar harika öğütler veriyor lakin Ataullah İskenderi'nin Hikem-i Ataiye'sinden ilham alınmış. Bahsettiğim cümleye; "seninle harama batmamış bir beldeye hicret edelim." üzerine çok düşündüm "kaldı mı harama batmamış bir belde?" bilmiyorum. Eğer birgün bulur ve gidersem işte o zaman kitap bana bir şey katmış olacak. Onun dışındaki 102 sayfa boyunca kitap çok sıkıcı ilerliyor. Betimlemeler aşırı çok ve yorucu ki; bu yüzden asıl konudan defalarca kopuyorsunuz ve kitap sizin ucundan tutamadığınız bir şekilde oradan oraya atlıyor. Baş karakterleri Süheyla ve
Uzun zamandır detaylıca okuma yapmak istediğim en detaylı konu Bosna'ydı. İnternette böyle bir arama üstüne çok arasam da karşıma pek detaylı listeler çıkmadı. Ben de tavsiyeler üzerine, internette rastladıklarım ve 1000kitap'ta bulduklarımdan bir liste yapmaya çalışacağım. Listeye katkı veya tavsiye yaparsanız çok sevinirim.
LİSTEMDEKİLER;
Aliya İzzetbegoviç'in tüm kitapları
Drina Köprüsü - İvo Andriç
Travnik Günlüğü - İvo Andriç
Srebrenitsa'nın Öyküsü - İsnam Taljic
Kızıl Elmanın Altında Yeniden Görüşeceğiz - İsnam Taljic
Alahimanet Bosna - Tufan Gündüz
Kurşunların da Rengi Var - Emine Seçeroviç Kaşlı
Sevdalinka- Ayşe Kulin
Bosna'da Türk Kültürünün İzleri - Şenol Alparslan
Bosna Gezi Rehberi - Murat Duman
Kitapların yarısı hakkında pek fikrim yok, bu kitaplar dışında Bosna'nı siyasi yapısı, Boşnakların kökenleri vs. detaylı konularda kitap, makale, yazı tavsiyeleriniz olursa da çok mesut oluurm.
Hoşca'kalın
*Liste güncellenecektir.