Ben Cyrano'yu çok severim, onda biraz kendimi de bulurum, özenirim de ona çünkü o hayatı boyunca korkusuzca kılıç sallamış, zekasıyla düşmanlarını alt etmiş usta bir şair ve iyi bir silahşordu. Ancak trajik bir şekilde bir çatışmada veya can vermek için koştuğu savaşta değil, bir binanın tepesinden kasten düşürülen ya da sinsice atılan bir odun darbesiyle başından ağır yaralanıp, aşkını da itiraf edemeden öldü. Gerçi Roxanne sevdiği adamın o olduğunu anlayıp, üstüne kapanmış ve "ölmeyin seviyorum sizi" dediğinde Cyrano önce bu aşkın imkansızlığını anlatıp sonra düşmanının namertliğinden, kurduğu oyunun sefilce ve küçük oluşundan son kez esef eder ve şöyle der:
“Bir yiğitin kılıncı saplansa da bağrıma
Kalbimden vurularak ölsem! Demiştim ama
Ne yaparsınız, mukadderat, arkadan çullanarak
Kılıç yerine bir odun, yiğit yerine de bir uşak
Beni maskara etti işte bugün böyle...
Her fırsatı kaçırdım, hatta şerefli bir ölümü bile!”
Bazen öyle şeyler yaşıyorum ki, anlı şanlı sıfatları olan yaşlı başlı adamlar öğüt verir gibi başlayıp peşinden tehditlerini de sıralıyorlar ya, acaba diyorum sonum Cyrano gibi mi olacak? Sonra yine Cyrano'dan bir tirat geliyor aklıma;
Felsefeyi severdi, fizikten de anlardı,
Şairdi, musikide hayli behresi vardı.
Laf altında kalmazdı, yaman bir silahşordu;
Bazen de başkası hesabına aşık olurdu.
Rahmetlinin Cyrano de Bergerac'tı adı;
Her şey olayım derken hiçbir şey olamadı!
Öyle görünüyor ki ben de hiçbir şey olamadım, değil mi? Belki "biri" oldum ama bir şey olamadım...
Kendi içimde tutarlı bir ahlak yapımdan başka bir şeyim yok, tek servetim bu... Tehdit edilmekliğimin sebebi politika, başıma gelecek olan daha nice şeylerin sebebi de bu olacak besbelli. Türkiye, evlatlarına kendinden başka bir şeyle meşgul olma fırsatını vermiyor, Türkiye kendi