Puan vermedi·145 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 07 Mart 2026 20:24
Kitabı okumadan önce yazılma hikayesi dikkatimi çekti. Jean Dominique Bauby sadece tek göz kapağını kullanarak bu kitabı yazmış. Çabası müthiş sırf bu yüzden bile kitap okumaya değerdi bence. Ama sadece bununla sınırlı değil. Baştan başlayalım. Yazarımız bir gün bir trafik kazası geçirir ve locked-in sendromu ile tanışır. Tamamen felç olmuş sadece bir göz kapağını hareket ettirebiliyor. İşte bu sayede düşüncelerini dile getirebiliyor. Biz de kitap boyunca yazarın anı ve düşüncelerini okuyoruz. Aslında bu durum bana aşırı korkunç geliyor. Her şeyin farkındayım ama sanki ruhum bedenime hapsolmuş gibi. Kitabı okurken sağlığmız için şükretmeyi de unutmayalım tabiki. Ne kadar farkında olmasak da aslında çok şanslıyız.
Edebiyat
Kelebek ve DalgıçJean Dominique Bauby · Nemesis Kitap · 2018959 okunma
İnci
8/10
·102 syf.··
2026 16. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 16:37
Steinbeck ufacık bir kitabın içine büyük bir trajedi sığrırmış. Kitap, yoksul bir dalgıç olan Kino’nun, ailesinin kaderini değiştirmek ümidiyle bulduğu büyük bir inci etrafında şekilleniyor. Saf bir mutluluk arayışının, zenginlik ve güç hırsıyla nasıl bir sınav alanına dönüştüğünü çarpıcı bir şekilde okuyoruz. Sade, süssüz ama tokat gibi çarpan anlatımı hikayeyi çok akıcı yapmış. Kitaptaki "Kötülüğün Şarkısı" ve "Ailenin Şarkısı" gibi soyut metaforlar ise anlatıya masalsı ama bir o kadar da vurucu bir hava katmış.
Edebiyat
İnciJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 202349,8bin okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Puan vermedi·112 syf.··
2026 21. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 01:25
Jules Werne klasiği… Yaşadığı dönemde henüz var olmayan teknolojileri inanılmaz bir ayrıntıyla hayal edebilmesi… Elektrikle çalışan bir denizaltı, dalgıç kıyafetleri, Okyanus altı keşifleri gibi… ve düşünebiliyor musunuz bunları 1869’da yazıyor yani henüz modern denizaltı yaygın değilken. Verne resmen bilim insanı gibi yazıyor. Bir istiridyenin içinde incinin oluşumunu bile merak uyandıracak şekilde anlatıyor. Denizin derinliklerinden çok insanın merak duygusuna yolculuk yaptıran bir kitap oldu benim için. Deniz temalı hikâye sevenlerin sans vermesi gereken bir kitap.
Denizler Altında 20 Bin FersahJules Verne · Gün Yayıncılık · 201816,3bin okunma
8/10
·400 syf.··
2026 64. kitabı
Hayat yeterince sıkıcıyken neden normal karakterler okuyalım ki? Cellat ve Karakuş’un (Rowan & Sloane) o karanlık dünyasına geri dönüyoruz ama bu sefer sahnede dev bir kaos var! Lark ve Lachlan hayatıma resmen simli bir bomba gibi düştüler. Bu kitap ilk kitabın evreninde geçiyor ama bu sefer sahne Rowan’ın abisi Lachlan ve Sloane’un en yakın arkadaşı Lark’ın! Tüm delilik ilk çiftimizde sanıyorsanız yanılıyorsunuz; kurbanlarını simlere bulayan bir katil ile bir kiralık katilin bir araya gelmesi ne kadar tatlı olabilirse, bu ikili o kadar şahane! Kitap, Lark’ın Harley Quinn kostümüyle bir av üzerindeyken işlerin ters gitmesiyle başlıyor. Yardıma gelen dalgıç kıyafetli Lachlan ile ilk saniyeden birbirlerinden nefret ediyorlar. Hele o bagaj sahnesi... Lark’ın geçmiş travmaları yüzünden o kapalı alandan kaçışını ve aralarındaki o bitmek bilmeyen savaşın kıvılcımını ateşlemiş oluyorlar. Kader onları tekrar bir araya getirdiğinde, Lark sevdiklerini korumak için hiç beklenmedik bir hamle yapıyor ve Lachlan ile gizlice evleniyor. Aynı evde birbirlerini öldürmeden yaşamaya çalışırken, aslında her şeyin göründüğü gibi olmadığını anlıyoruz. Lachlan Kane: Nam-ı diğer "Çakma Batman" (Lark öyle diyor valla ). Rowan’ın abisi, sert ve kaba ama bir o kadar da sadık ve korumacı. Karısının seri katil olduğunu öğrendiğinde korkmak yerine ona hediye getirmesi, onun için aşk romanları okumaya başlaması... Zorla evlenmiş olsa da o sadakati, karısı ona güvensin diye çabalaması… Ay tam bir kalp hırsızı değil de ne? Lark Montague: Nam-ı diğer "Sakar Barbie". Sloane’un kankası, sahnede şarkıcı ama perde arkasında kurbanlarını simlere bulayan bir seri katil! Birbirlerine karşı gardlarını indirip, dış dünyaya karşı tek bir günah imparatorluğu gibi siper almalarına bayılacaksınız. Hele o masa
Deri Ustası ve Çayır KuşuBrynne Weaver · Juno Yayınları · 2024321 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 33. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2026 16:53
En az Müntehir kadar beğendiğim bir eser oldu. Ömer'in yalnızlığını, kimsesizliğini, deliliğini (ne kadar delilik sayılırsa), çaresizliğini, imkansız aşkını iliklerime kadar hissettim. Kendini İsa ile özdeşleştiren, içindeki sesten ne yapsa kurtulamayan, yanlışlıkla bir kedinin ayağına bastığında ondan özür dileyecek kadar ince ruhlu bir karakter Ömer. Onu tanımlayacak en güzel söz bence 'köksüzlük'. Ancak kitapta yalnızca Ömer'in hikayesini okumuyoruz. 1970lerin siyasî ortamını, kardeşin kardeşi vurduğu, kardeşin kardeşe düşman olması amacıyla nasıl oyunlar oynandığını görüyoruz. Yazarın yine entelektüel birikimini bizlere gösterdiği bu eserde; Tanpınar'la zamanın içinde kayboluyor, Atsız'la âşık oluyor, Kürşat'la Çin sarayını basıyor, Dostoyevski'yle insanın anlam arayışını izliyor, Melih Cevdet Anday'la sakin ancak derin bir öfkeyle doluyoruz. Bir yandan da Van Gogh'un, Goya'nın, Munch'un tablolarını seyrediyoruz. Sanat ve edebiyata doyuyoruz kısaca. Şimdiye kadar birçoğumuzun düşündüğü ancak böyle etkileyici biçimde dile getirmediği bir gerçeği de gözler önüne seriyor yazar: ideolojik körlük. Bunu ayrım yapmadan tüm ideolojik görüş sahipleri için söylemek mümkün bence. Yalnızca dünyaya kendisi gibi bakan yazarları, şairleri okuyan geri kalan her şeyi bir kenara iten insanlardan bahsediyorum. Kitaptan örnek verecek olursak; Ömer, Sait Faik Abasıyanık'ın Sinağrit Baba adlı hikayesini okurken ona Ömer Seyfettin'in Pembe İncili Kaftanı'nı okuması gerektiğini söylerler. Ya da Ömer'in okuduğu kitapları değersiz ve anlamsız bulup sadece işe yarayan kitapları okumasını salık verdikleri bölüm. Örnekler çoğaltılabilir elbette. Son olarak sayfalar arasındaki o muhteşem resimler için Besim Dalgıç'ı da tebrik ederim. Yazarın bir sonraki kitabını da sabırsızlıkla bekliyorum.
MuhayyelAdnan İslamoğulları · Ötüken Neşriyat · 202616 okunma
Puan vermedi·245 syf.··
2026 19. kitabı
Funda Ergenekon yazarımızın derlemesi ve düzenlemesi ile; ilk yolculuğuna 21 Kadın 21 Öykü ile başlayıp, her yıl bir yazar ekleyerek bugüne kadar gelen, 26 Kadın 26 Öykü ( kadın öyküleri) kitabı; 245 sayfadan oluşuyor. Her yolculuğun sonu vardır ama; kitabımızın sonunda bize bu yolculuğun artarak devam edeceği müjdesini vermiş sevgili Funda Ergenekon yazarımız. Aybüke Çolakoğlu / Özgürlüğün Kanat Sesleri; Aysun Eliş Gözütok / Kara Kurbağası Üzerine; Bengi Tuna / İnsan Bazen Gitmeli; Burçin Kaya / Durduğun İçin Yol Bitti; Canan Partigöç / Vuslat; Dilek Altay / Yolda Düştük; Dilek İşcen Akışık / Sesli Veda;: Dursaliye Şaban / Kaçak; Elif Yalçın / Anlamlı Kaçış; Esra Sungun / Doğum; Fatoş Ürken / İki Yolculuk Arasında; Figen Kubilay / Sonsuzluğa Yolculuğumuz; Funda Ergenekon / Yola Sığamayanlar; Gülsüm Öz / Zincirli Palas; Hatice Demir Kaya / Kubar K.; İlknur Aydın / Bir Yol Var, Yoldan İçeri; Nil Sakman / Bir Melek Olma Sanatı; Özlem Barlok / Beyaz Sabun Kokusu; Pelin Gezeryel / Tren Garında; Seda Zıvana / Gökyüzünde Yalnız Gezen Yıldızlar; Sevim Yunus Habip / Rayların Altında Kalan Zaman; Tuğba İnceoğlu / Domatesler; Tülay Duygulu Pırlant / Mistik Yolculuk Mardin; Türkan Dalgıç / Beş Saat, Bir Kule; Yeşim Sultan Gönen / Bitmeyen Yolculuk; Zeliha Türkkan / Sevdiğim Kadar Sevilmediğim Gün Büyüdüm adlı öyküleri ile bu güzel yolculuğa katılmışlar. Çevremizde de görebileceğimiz, kendi başımıza da gelmiş olan, kendisi olmaya çalışan, her şeye rağmen ayakta kalmak isteyen, bazen başaran, bazen başaramayıp, acısını kendisinden çıkaran kadın öyküleri... "Kendine ait bir yolu olmayan kadın, başkalarının yollarında kaybolur." Virginia Wolf Yol, susarak öğrenilenlerin, konuşarak cesaret bulanların, geride bırakılanların ve henüz adlandırılmamış ihtimallerin izidir. Mevlana'
26 Kadın 26 ÖyküKolektif · Artshop Yayıncılık · 202615 okunma